21 Mart 2012 Çarşamba

Tombalak Bebeğin Fotoğraf İntikamı

Baharın geldiğini anlamak için ne dışarı burnunuzu çıkartmanıza gerek var, ne de hava durumuna göz atmanıza. Blog alemi kâfi:) Çiçektir, böcektir, pazar gezmeleridir, güneştir, sıcaktır, hormonlardır, oh be yaz geliyor durumlarıdır...bloglar kendinden geçmiş durumda...Herkes bıkmış bu kış demek ki, kar, kardan adam ve soğuk muhabbetlerden.
Bana sorarsanız değiştiremeyeceklerim söz konusuyla hayatta fazla bıdılamam, depresyona da girmem. Bunları yapmak istersem havadan bağımsız zaten yapıyorumdur:))

Elimde atmaya kıyamadığım epey eski bir GEO sayısında yaratıcı insanlarla ilgili bir dosya var ki kaçıncıya okuyorum. Yaratıcılık ve zeka kavramları irdelenmiş, büyük adamların nasıl bu denli yaratıcı olabildikleri ortaya konmuş, araya da özlü sözler kıvamında büyük insan lafları serpiştirilmiş.
"Dehanın yüzde 1`i ilham, yüzde 99`u ter dökmektir." (Thomas Edison)
"Yaratıcılık, aklın düşünmeye engel olmayı bıraktığı yerde başlar." (Anonim)
"Her insanda öldürülmüş bir Mozart yatar." (Antoine de Saint-Exupéry)
Bana 'vay be' dedirten şu son laf oldu, Antoine de Saint-Exupéry`e ait olan. Bizler acaba içimizde kimleri öldürdük, hangi yaratıcı yönümüz sisteme kurban gitti ya da görmezlikten gelindi?
Ya şimdi neler yapıyoruz, yeterince keşfedebiliyor muyuz çocuklarımızı, yoksa onlar da sistemin yeni kurbanları mı? Yok yok gece vakti derin sularda yüzme niyetim yok!

Zamanla, olgunlaşma sürecinin de getirisiyle ben kendimde öldürülmüş çok şey buldum. Çok acıklı bir şey söylemiyorum, bu hepimiz için geçerli. Rakamlarla hiç işimin olmadığını anladığımda yıllarım para politikası, vergi, istatistik...dersleri arasında çoktan uçup gitmişti.

İçimde bir fotoğrafçı olduğunu söylemem absürt olur ancak fotoğraf çok geç kalmış keşiflerden biridir benim için....Hafta sonu hormonlar tabii ki beni de esir aldı, açık hava keyfi bana da şöyle bir merhaba dedi. Aldım elime makineyi başladım etrafa rahatsızlık vermeye...Ters insanın hali başka, söylemesi ayıp (nedense) severim de muhalif insanları... "Yeteri kadar renkli aleme daldım" diye bir düşünceniz olup siyah-beyaz nostaljisine kıyısından bakmak isterseniz diye baymamak adına hepsini koymadım, tadımlık kalsın.



İkisini de "anne" sömürüsüyle fotoğrafladım. Kai Felix`i bisiklete binerken yakaladığımdan oldukça keyifliydi. Peer Ole ise ruhunu ve tüm enerjisini dağda bıraktığından "of anne yaaa" dedikten sonra ancak böyle durabildi:)



Lavantalı kuşlarım durumu sakin karşıladı:)


Bugün de Muddel kediyi kanepede uyuklarken taciz ettim, önce şöyle bir baktı "bu manyak nerden geldi" dedi konuşma balonunda. Sonrasında bir esnedi, mesajı aldım tüydüm hemen:)


Bir sıkıntım olsa da gitsem bir psikoloğa ya da psikiyatriste, meşhur yatağa uzansam, anlatacağım ilk hikaye sanırım ta eskilere dayanan fotoğraf sancım olurdu. Bebeklik, çocukluk fotoğraflarım o kadar sayılıdır ki, o kadar olur yani. Hani doğumumdan 5 yaşına gelene kadar baksam baksam 5 fotoğrafı geçmez! Anneme sorarsam bir ara makine yokmuş, sonrasında film yanmış falan da filan. Bana sorarsanız üç kız çocuğun üzerine bir ümit erkek mi derken ben doğunca çok talep görmemişim zahir:)))

Tombalak bebek benim, beni tutmaya çalışan ise 3 nolu ablam:)




61 yorum:

  1. Işık da güzelse siyah beyaz fotoğrafların büyüsü başka oluyor. Hepsi çok güzel , bırakma makinanı elinden bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Handan. Ben de çok severim siyah beyaz fotoğrafları:)

      Sil
  2. : ) Heheh o yatağa uzanmayı bekleyen bir de ben var burda : ))

    Sözlere bayıldım ama hayat şartları diye acıklı bir klişe söz edeyim...

    Ahh o dersler yok mu, beni de hayattan soğuttu yeminlen... Bir de hukuku bırakıp işletme okuyan kafama ne desem bilemedim: (

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acıklı klişeye inat ben çocukları sınav stresinden uzak yetiştiriyorum ya da yetiştirmeye çabalıyorum.

      Herkesin öyle ya da böyle pişmanlıkları var demek ki, toplu halde gidip uzanalım şu kanepeye:))

      Sil
    2. Nasıl neler yapıyorsun çok merak ettım sınav stresı olayını?

      Sil
    3. Sorunun cevabı uzun aslında, kısaltmak gerekirse;
      Olay okul seçiminde başlıyor zaten. Çocukları özel okula göndermeye karar verdiğimizde okul arayışları içinde yuvarlanırken, sınav odaklı okulları baştan eledim. Çoğu cumartesi günleri bile çocukları tekrar için okula çağırıyor. Şu anki okulları sosyal yönü daha ağır basan bir okul, arada bir deneme sınavları yapılıyor tabii ama kimse yarış halinde değil. Benim içinse hiç önemli değil, ben daha çok önce kendisine, sonra çevreye saygılı, duyarlı, kendini bilen, öz güveni olan bireyler yetiştirme derdindeyim.
      Bilmiyorum biliyor musun, dünyada en çok konuşulan model Finlandiya eğitim modeli. Türkiye`ye uyarlanması zor ama pek çok ülke kendine ders çıkarmaya çalışıyor bu modelden. İnternetten arayıp bakabilirsin.
      Sistemden tamamen kopmak mümkün değil ama çocuklara sınav baskısı yaparak onlara serbest zaman bırakmayıp (ki çocukların en yaratıcı olduğu zaman oyun oynadıkları zaman)test çözdürürsek yaratıcı yönlerini keşfetmeleri zor gibi geliyor.
      Tüm bunların yanında en önemli faktör tabii ki insanın çocuklarını iyi tanıması lazım...
      Umarım tüm çocuklar çocukluklarını yaşayarak büyür...
      Sevgiler:)

      Sil
  3. Fotoğraflar çok güzel, hiç fotoğrafçılık kursuna gittiniz mi? Siyah beyaz fotoğrafları ben de çok severim sanki daha nettir her şey daha çok şey söyler:) Bende de vardır öğle güdük kalan yetenekler mesela efenim şarkı söylemeyi çok severim, oyuncu olmak isterdim gibi gibi. Bu isteklerimi uzun süre belediye korosunda tatmin etmeye çalıştım oyunculuğu ise öğrenci projelerinde yer alarak:))
    Umarım çocuklarımız bizden daha özgür bir seçim yapma şansına sahip olur ne istediğini bilmek bazen uzun sürüyor bazen de ne istediğini başından beri bilirsin ama imkanın olmaz. İnsanın kendini tanıması uzun sürebiliyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fadiş, fotoğrafçılık kursuna hiç gitmedim. Elimde kurcalaya kurcalaya çekiyorum fotoğrafları, çok bildiğimden değil yani:)
      Çocuklar biraz da bizim elimizde aslında. Evet bir sistem var bozuk ki bozuk. Ama gene de aile olarak bizler hiç olmazsa onlara fırsat verebiliriz gibi geliyor. Sadece sınava odaklanmak ve hayattaki başarıyı üniv.sınavıyla sınırlandırmak yanlış geliyor bana.
      Güdük kalan yeteneklerini beğendim, şarkıcılık, oyunculuk...güzel şeyler bunlar:))

      Sil
  4. İnanır mısın, herkesteki bu bahar geldi hoşgeldi çılgınlığı beni depresyona sokuyordu az kalsın! Oysa ben kışı, karı, kuzeyi, fotoğraf çekmeye en iyi filtre olan bulutlu, yağmurlu havayı severim. Ruhum hiç de karartıcı değildir, kapalı havalarda da kararmam yani. Öyle güzel demişsin ki ben zaten havadan bağımsız birşeyler yapıyorumdur zaten diye. İşte dedim, benim birtürlü kuramadığım cümle. yaratmak, üretmek isteyen insanın engeli ne havalar, ne malzemelerin yokluğu ne de zamansızlıktır bana göre, kendisidir.
    Fotoğraflarını çok beğendim, intikamın tadından yenmez olmuş :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Of sen de bendensin:)) Ben hala doyamadım kışa diyorum millet deli gözüyle bakıyor bana:))
      Ne bileyim benim ruhumu karartmıyor işte...İnsanın kendi elinde pek çok şey!
      Fotoğraflar çok kendi halinde, hiç bir iddiam yok. Makineyi kurcalayarak çekiyorum, kendi gördüğüm gözle:))
      Çok teşekkürler güzel yorumun için...

      Sil
  5. Hicbirsey için hicbir zaman geç degildir

    YanıtlaSil
  6. Lavantali kuşların durumu sakin karşılamasına cok sevindim;)))
    Oğullarına bayılıyorum, hele hele büyük oğlun bu pozda tam karizma,süper
    İçimden sana poz vermek geldi esimin de en büyük zevkidir fotograf çekmek ama durmadan çekince bende de model kaprisi oluyor :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nil, büyük oğlan dediğin gibi tam cool ve karizma:)))
      Ben makineyi elime alıp gezince, "off anne" demeleri başlıyor:)
      Anlayacağın model kaprisi hep var:)

      Sil
  7. Bence fotoğraf işi geç olmuş ama güzel ve yerinde bir tercih olmuş. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Damla, kendi çapımda diyelim:)

      Sil
  8. Siyah beyaz fotoğrafları çok severim. Renkler göz almadığı için gerçek güzellikleri daha rahat görüyorum.Çok güzel fotolar. Edison'un sözüne de tamamen katılıyorum:)

    YanıtlaSil
  9. semi müthişsin, çok keyifliydi yazın:) yeteneklerimizi nerelerde bıraktık bilemem ama sen ince espri yeteneğini hala sıkı sıkı elinde tutuyorsun:) küçüklük fotoğrafın için tombalak demişsin de... sen tombalak görmemişsin:) benim tombalak fotoğrafım seninkini döver:))
    sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Nagehan`cım, çok incesin:))
      Benim hiç kilo sorunum olmadığı için bana tombalak geliyor bu fotoğraf, seninkini merak ettim doğrusu:)))

      Sil
  10. Fotoğraf konusunda bizim kuşak mı aynı dertten muzdarip, yoksa bize özel mi bilemedim, benim de 3 tane heralde bebek+çocukluk resmim... İlkokul ise "hiç" :(
    Ama biz napıyoruz, bunun acısını çocuklarımızdan çıkarıyoruz, evde yer gök çocukların resimleriyle dolu :) abarttık belki biraz ama, öyle güzel pozlar ki hepsi de, bastırmasak yazık olurdu, hem ilerde bloglarına bunları yazmak zorunda kalmasınlar onlar, de mi :) Bi sürü resim var bize ailemizden miras desinler :) Çok uzun bir yorum oldu kabül, bir de ortanca olmakla ilgili söyleyecek çoook sözüm var ;) zamanı geldiğinde söylerim onları da. sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esen, bizim kuşak sorunu olabilir:)
      Biz şimdi tatile gidersek yüzlerce fotoğrafla dönüyoruz, abarttık yani:))
      Ama benim üzüldüğüm bu fotoğrafların çoğunun bilgisayar ortamında kalması, elime alıp albüm bakmayı özledim.
      Uzun yorumları severim. Ortancaların da sorunu olur mu ki? (merak ettim:))
      Benden de sevgiler...

      Sil
    2. Bizim resimler basılıyo hem de bu da olsun, e bu da çok güzelmiş diye bol bolllll... Hepsi albümde değilse de kutular dolusu...
      Ortancalarla ilgili de; blogda da yazmıştım;
      (Zeynep Bilgehan Hürriyet Cumartesi ekinde, benim yarama parmak basmış: http://www.hurriyet.com.tr/cumartesi/19484005.asp


      Aynen dediğim gibi, ortancalar ortalama seviliyo, en büyük kadar değil, en küçük kadar da değil, ortalama
      diye...)
      Belki de benim hüsnü kuruntum, kimbilir ;)

      Sil
    3. Ne güzel, biz bir türlü beceremiyoruz bastırmayı. Hep arada kaynıyor:)
      Uygun bir zamanımda okurum ortanca sorunlarını:)))
      Hiç aklıma gelmedi şimdiye kadar, benim 2 ve 3 nolu ablalara sorarım bu ortanca durumunu, ne hissettiklerini...
      Sevgiler...

      Sil
  11. maaşallah ne tatlı bebişliğiniz varmış,
    yine çok keyifli bir yazı olmuş fotoğraflar çok güzel havalar da güzel gidiyor özlemiştik yeşilliği,güneşi iyi oldu
    oğlanlar da sevimli çıkmışlar
    kedişinize benden öpücükler
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatlı ama tombalak:))
      Çok teşekkürler güzel yorumuna:)

      Sil
  12. Öğlen öğlen gülümsettin :))bende ortanca çocuğum ikinci kız olunca bizimkiler hayalkırıklığı yaşamış olabilir bir tane bebeklik fotoğrafım var onuda gözüm gibi saklıyorum:)))) Ne güzel iki oğlun var allah bağışlasın.Bazı yeteneklerimizi geç farkediyoruz galiba,benim fotoğraf yeteneğim olduğunu oğlumun ilkokul öğretmeni ''Nuray hanım siz çok güzel fotoğraf çekiyorsunuz'' diyerek farkettirmişti ,bense farkında değildim. Hava durumu hakkında da kar yağacak söylenitisi var blogcuların haberi olsun:P))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nuray, fotoğraf olayı sanırım eskilerin, yani dijital makine öncesinin kaderi:))
      Ne yapalım şartlar böyleymiş eskiden deyip elimizdekilerle yetiniyoruz...
      Kar söylentisini nasıl olsa bloglardan duyarız, ben artık hava durumunu takip etmiyorum:))
      Çok teşekkürler içten yorumuna...

      Sil
  13. resimler güzel, çocuklar zaten güzel e sen de çok güzel bir bebekmişsin.. zaten baharda güzel.. e ne diyeyim daha.. sevgiler..

    YanıtlaSil
  14. Yazım tarzın o kadar hoş ki büyük bir keyifle okuyorum. Ne anlatırsan anlat ben keyif alacağım sanırım:)
    Fotoğraflar da çok hoş, bakış açına sağlık:)
    Ben de bizim ailenin tekne kazıntısıyım. Ağabeyimin albümlerce fotoğrafı var, ablamın nispeten biraz daha az ama bana gelince neredeyse yok denecek sayıda:)
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyan, keyifle okuman beni çok memnun ediyor. Umarım hep böyle keyifli yazılar çıkar benden:))
      Of sen de benim gibisin. Tekne kazıntısı modeli:)
      Benden de sevgiler...

      Sil
    2. Ben de tekne kazıntısıyımmm :))) Annem hep öyle dedi bana, küçükken hep düşünürdüm tekne kazıntısı ne demek, iyi bişi mi, kötü bişi mi diye... Hala tam karar verebilmiş değilim :)) Bu arada tekneden kasıt ekmek teknesiymiş :)))
      Fotoğraf konusuna gelince, siyah beyazın bambaşka bir yeri var fotoğrafçılıkta, ben üniversitede bu dersi almıştım hatırladığım ve uyguladığım tek şey, hocamın "neyin fotoğrafını çekmek istiyorsanız, fotoğraf karesinde o olsun etrafındakileri boşuna kareye almayın" sözüdür. Senin fotoğrafların da gayet başarılı, bence devam et doğaçlama olarak bile geliştirebiliyor insan kendisini, bunda sonra zevkle okuyacağım postlarını, yeni fotoğraflarını da merakla bekliyorum. Sevgiyle kal

      Sil
  15. bebeklik resmine takildim.senin yine besmis ,benim sadece 5 yasinda bir fotom var.yazik bana ama degilmi?ama suan ben de cok hastasi oldugum soylenemez.cocuklarimin herhalini cekecek kadar muptelasi olamadim foto mak.nin.siyah beyazlar cok natuur durmus.bayildim kediye.sevgilerimle.(bu arada ben katil olup icimde hic kimseyi olduremem yaaaa:):):):))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizde fotoğraf ayrı bir hastalık oldu nerdeyse. Sadece çocukları değil tabii, ne varsa, makinesiz çıkmıyoruz gezmeye:))))
      Kedi çok alem, miskinlikte üstüne yok:)
      Fotoğrafları beğenmene sevindim.
      Sevgilerimle...

      Sil
  16. Çok doyurucu bir post olmuş eline sağlık Semi, bu arada Edison sözünü senden aşırıp özlü özlere aldım kendime ayar vermek için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bolat, seni de doyurabildiysem bu akşam rahat uyuyabilirim:))
      Bu dergi o kadar eski ama ayrılamıyorum ondan. Bu yaratıcılık dosyası çok düşündürücü, her bir lafın üzerinde ayrı düşünüyorum.
      Bloğunda gördüm, köşede özlü söz olarak. Bir de kibarlık yapıp linkimi vermişsin:) Düşünceli insanın hali başka:))

      Sil
  17. Ne demek efenim, öyle olması gerekmez miydi:)

    YanıtlaSil
  18. fotoğraflarınıza bayıldım. :)

    YanıtlaSil
  19. Siyah beyaz fotolar her zaman favorim olumuştur. Çok güzel kareler yakalamışsın

    YanıtlaSil
  20. Siyah beyaz fotoğrafları ayrı bir severim.Çalışmalar çok güzel, hele tacize uğrayan kediye bayıldım.
    Aşık Veysel iki gözünü de kaybedince babası oyalansın diye bağlama almış ona, böylece içindeki Mozart ölmemiş hiç...Senin ki de ölmemiş bence:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitana, çok teşekkürler. Kendi çapımda takılıyorum, çok büyük hayallerim olmasa da:)
      Sevgiler...

      Sil
  21. Semi ne keyifli bir yazı olmuş .Yeni bir yeteneğini de keşfetmiş olduk..Beni sana çeken galiba tam da şu ters - zıt olma hallerin.Son satırlara gelince benim de topu topu iki tane bebeklik fotoğrafım var.oğlancıklar ne şeker.
    Kimbilir hepimizin içinde ne cevherler,ne ölü Mozartlar var...sen onları keşfetmeye devam et...Çok keyifli oluyor...sevgilerimle.Haftaya görüşmek dileği ile....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Smilena, yetenek değil de, elimdeki oyuncak diyelim:))
      Ters insanım ve bunun farkında olarak yaşıyorum. Düşünsene dergileri bile tersten okuyorum o kadar yani:) Solak olmamdan dolayı yaptığım hareketler bile terstir:))
      Başka neler keşfedebilirim kendimden, arayışlarım sürüyor. Zamanla anladım ki insanoğlunun yapamayacağı şey yok, yeter ki istesin, neler keşfeder kendinde neler...
      Haftayı iple çekiyorum:)
      Teşekkürler güzel yorumuna.

      Sil
  22. Conny, herzlich Wilkommen!
    Danke danke danke:)

    YanıtlaSil
  23. canımsın ya yine müthiş bir yazı..finlandiya eğitim modeli nedir semacım bana bunu bir anlatsana..sen ne zaman gelicen dükkana..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zuhal`cim çok teşekkürler, o senin güzelliğin:))
      Ayarlayıp uğrarım dükkana...

      Sil
  24. merhabaaa,bahar havası evet,hepimize iyi geldi..100. izleyicim olman sebebiyle bende ayrı bir yerin var artık :) ne iyi etmiş de uğramışsın bloğuma da ben de senin bloğu geç de olsa keşfetmiş oldum böylece..

    ''Her insanın içinde öldürülmüş bir Mozart vardır'' lafına hem bayıldım,hem hayıflandım,bizimkileri öldürdük,bari çocuklarımızın içindeki sanatçıları yaşatsak,değil mi?

    Ben de güzel fotoğraflar çekmek istiyorum ama önce güzel bir makine edinmeliyim,profesyonel..

    Oğulların çok tatlı ve benim de çocukluk fotolarım 2-3'ü geçmez ve ben de bozulmuyor değilim bu duruma,hele videom falan hiç yok..

    bir geçerken uğradım 18 ay kaldım,hadi byee

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Archirect, çok teşekkürler. 100.izleyin olmam ayrı bir mutluluk, daha nice nice izleyicilere....
      Fotoğraf sıkıntısı sanırım bir dönem meselesi, çevremde kimsenin çok sayıda fotosu yokmuş meğer:)))

      Sil
  25. Siyah-beyaz resimlere bayılırım ve bu konuda harikasınız.

    YanıtlaSil
  26. fotoğraflar çok güzel...ben de artık bulaşmak istiyorum bu fotoğraf işine!
    oğluşlar çok tatlı:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Cepaynası, fotoğraf güzel bir iş gerçekten. Amatör de olsam çok keyif alıyorum:)

      Sil
  27. Merhaba yazınıza bayıldım.Özlü sözler'in sonuncusu tam bana göre benimde içimde keşfedilmemeiş(daha doğrusu keşfedilmiş ama geliştirilememiş yetenekler var) zaman zaman fotoğraf makinem oldu en son bikaç ay önce eşime biraz zorla dayatarak bir fotoğraf makinası aldırdım. Bol bol kış manzaraları çektim.İş, evlilik, çocuk koşturmacası içinde kendi hobilerimizden ,kendimizden ne kadar çok ödün vermişiz ,geç de olsa hobilerime zaman ayırıyorum artık. Ayrıca kediniz çok sevimli sizde bendensiniz. Kaptırdım, sayfalar dolusu yazacağım nerdeyse.Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabiha hoş geldiniz. İnsan er ya da geç yapmalı bir şeyler. Kendimiz için, kendi mutluluğumuz için:)
      Yazın sayfalar dolusu, ben severek okurum:))
      Güzel yorumunuza teşekkürler.
      Sevgiler...

      Sil
  28. Geçen sefer yarım bıraktığım işi bu sefer tamamlıyorum; mimlendin!! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mr.E, yorum bıraktım zaten bloğuna. Teşekkürler, yolda geliyor mim cevaplar:)

      Sil
  29. Bayıldım blogunuza,kendini anlatış biçiminize.Ve benim de fotograf tutkumun kökeni sizinkiyle aynı,çok az çocukluk fotografım var.Yazılarınızı buyuk bir keyifle takip edecegim

    YanıtlaSil