11 Ekim 2013 Cuma

Barbar Mıyız Gerçekten?

İstanbul`dayken durumu değerlendirip sevgili Bolat ile 13.İstanbul Bienali`ne de uğradık elbette.
"Gezi Ruhu"ndan yansımaları da barındıran bu yılki bienalin, bazı çevreler tarafından geçmiş yıllara göre başarılı bulunmadığını en başta belirteyim. Sanırım yapılan en önemli eleştirilerden biri bienalin kamusal alanlardan çekilmesiydi. Küratör Fulya Erdemci bu konuyu şöyle açıklıyor:

13. İstanbul Bienali için, Gezi Parkı, Taksim Meydanı, Tarlabaşı Bulvarı, Karaköy ve Sulukule mahallesi gibi kentteki en tartışmalı -ve de bienalin varlığıyla soylulaştırma tehlikesi olmayan- kentsel mekânlara odaklanmıştık. Gezi olaylarının öncesinde kentsel kamusal mekânlara müdahale eden pek çok proje gerçekleştirmeyi planlamıştık. Ama vatandaşlarının özgür ifadelerine izin vermeyen otoriteden alacağımız izinle sokaklarda sanat projeleri gerçekleştirmenin ne demek olduğunu sorguladığımızda, bağlamın tamamen değişerek bu projelerin ortaya çıkış nedenlerini ötelediklerini gördük. Bu açıdan, kamusal alan sorunsalını irdeleyen bu projeleri bu koşullarda gerçekleştirmenin onların varlık nedenleri ile çelişebileceğine karar verdik. Ve bu doğrultuda gerçekleştirilmemelerinin daha anlamlı bir öneri olduğuna kanaat getirdik ve kentsel kamusal mekânlardan çekilme kararı aldık.

Öte yandan bienalin bu yıl ilk defa ücretsiz olarak gezilebilmesi pek çok ziyaretçiye ulaşması bakımından olumlu bir adım. Tüm eleştirileri bir yana bırakın, vaktiniz varsa bienal mekânlarına bir uğrayın derim. 

Uzun uzun anlatacak değilim. Burada kısaca paylaşacaklarım öncelikle sıradan biri olarak dikkatimi çekenler, siz gördüğünüzde başka türlü notlarla döneceksiniz muhtemelen.
13.İstanbul Bienali, "Anne, ben barbar mıyım?" başlığı altında kamusallık kavramını yeniden düşünme imkanı yaratıyor. Bienal`ìn gerçekleştiği mekanlar: Antrepo No.3, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, ARTER, SALT Beyoğlu ve 5533.

Zaten İstanbul Modern`de olduğumuzdan hemen Antrepo`ya geçtik, sonrasında ben Galata Rum İlköğretim Okulu`nda devam ettim. Hafta içi olmasına rağmen fena bir kalabalık yoktu. Bolat`ın yazdığı gibi turist fazlaydı ve benim gözüme çarpan bir de öğrenci gruplarıydı.
Harikalar Diyarı, Halil Altındere, şubat 2013
Sulukule`nin 2006 yılında alınan kararla kentsel dönüşüm adı altında yapılan yıkımların ardından o semtin çocukları tarafından dillendirilen öfke, direniş ve umudun belgeseli. Sulukuleli Hiphop grubu Tahribad-ı İsyan`nın "Harikalar Diyarı", kentsel dönüşümle beraber içlerinde büyüyen direnişe, şiddetin giderek artmasına, videonun sonuna doğru biraz da irkilerek baktım diyebilirim. Bu video belki de bienalde en çok ses getiren, tartışılan işlerden biri ve sanırım ben de üç kez izledim.
toprak-erg, Claire Pentecost, 2012
Bir grup çocukla karşılaştım, rehber eşliğinde tam da burada. Rehberin "sizce bu şekiller neye benziyor?" sorusundan "peki, altın mı değerlidir, yoksa toprak mı?" sorusuna, çocukların verdikleri cevaplara tanık oldum. Bir yandan fotoğraf çekerken bir yandan böyle bir sohbet iyi geldi bana.
Sanatçı, toprak ve gübreden üretilmiş bu külçe yığınıyla yeni değerler sistemi öneriyor. Her külçe tek ve eşsiz, birebir kopyalanmaları da kolay değil.
Şüpheli, Guillaume Bijl
Önce anlam veremediğiniz bir oda, darmadağın bir görüntü. Gerçek ve kurgusal nesnelerden oluşan bu oda, komşularının şikayeti üzerine polis tarafından aranan bir sanatçının atölyesi aslında.
Diğer odada polis tarafından şüpheli bulunan nesneler sergileniyor. Bijl, sanatçının toplumdaki konumunu anlamaya çalışıyor ve aslında sıralanan "şüpheli" maddeler komşuları tarafından 'tuhaf' görülen sanatçının ne olduğunu anlamamıza yardım ediyor.

ŞÜPHELİ

2012 yazında bir sanatçı komşuları tarafından şüpheli bulunarak ihbar edildi. Polis aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı ev araması yaptı:



  • Geceleri eve geç geliyor, muhtemelen sarhoş halde.
  • Televizyonda solcuların bir eyleminde görüldü.
  • Uzun saçlı ve hep kot pantolon giyiyor.
  • Çöpünü yanlış günlerde çıkarıyor.
  • Çok fazla sigara içiyor. Birisi koridorda sigara izmaritleri buldu.
  • Sıklıkla tuhaf kadın ve adamlarla birlikte görülüyor.
  • Kitapçılarda ve halka açık parklarda çok fazla vakit geçiriyor.
  • Gündüzleri her zaman siyah müziği çalıyor.
İnsanlık Anıtı: Yardım Eden Eller, Wouter Osterholt&Elke Uitentuis, 2011-2013
Çıkış noktası hepimizin bildiği bir hikaye. Kars`taki "ucube" teşhisi konan İnsanlık Anıtı`nın yıkılmasına karar verilmiş, sanatçı Mehmet Arsoy yıkımı engellemeye çalıştıysa da başarılı olamamıştı. Anıt tartışmalara yol açarken Osterholt ve Uitentuis tüm bunları kayda geçirmenin bir yolunu aradı. Birbirine bakan iki insan figüründen oluşan İnsanlık Anıtı`nın, yıkıldığında eksik olan tek kısmı bir figürün diğerine barış içersinde uzattığı devasa eliydi. Osterholt ve Uitentuis`in "Yardım Eden Eller"i elin gerçeğine uygun boyuttaki kopyası. Bunu bir el arabası üzerinde sokaklarda gezdirip insanların tepkileri ve anıtla ilgili düşüncelerini sordular.
Konuyla ilgili konuşanlardan istedikleri şekli vermek üzere ellerinin bir kalıbını çıkardılar. Yaklaşık 120 adet döküm elden oluşan seri, 2011 yılında Kars`taki bir tepeye geçici olarak yerleştirilen alternatif bir İnsanlık Anıtı`na dönüştü. İnsanlık Anıtı gibi maalesef ömrü kısa sürüyor ve olaya el koyuluyor.
Los Encargados, Jorge Galindo&Santiago Sierra, 2012
Bienalde bana göre en çarpıcı ikinci video. Siyah-beyaz görüntüler, cenaze alayı gibi bir geçiş ancak hepsi baş aşağı şekilde. İki İspanyol sanatçının, İspanya`daki ekonomik krize verdikleri bir tepki aslında. Çekimler Madrid`in ana caddesi üzerinde gerçekleşmiş. Yedi araba ve her arabanın üzerinde İspanya`nın ekonomik krizinden sorumlu tutulan kişilerin portreleri. Kimler mi? İlk portre İspanya Kralı I.Juan Carlos`a ait, diğerleri Franco sonrası dönemde görev yapan başbakanlara ait olan portreler. Videonun kendisi gibi seçilen müzik de düşündürücü; Sovyet Marşı eşlik ediyor tüm bu geçiş törenine... (Bunun bizdeki versiyonunu düşünmek istiyorum, hani demokratik paket açıldı falan bir ihtimal dedim. Tamam tamam sustum:))
Nüfuz Alanı [Dominio], Martin Cordiano&Tomás Espina, 2011
Galata Rum İlköğretim Okulu`ndaki "Nüfuz Alanı" etkileyici işlerden biri. Önce normal bir oda ya da eve girdiğinizi düşünüyorsunuz. Dikkatli bakınca ise bu evin içinde yer alan her nesnenin istisnasız çatlak ve sonradan onarıldığını görüyorsunuz. 
Sonrasında ise nesnelere bakarken gözleriniz sadece çatlak arıyor. 
Aslında bu çatlak her şey olabilir; kriz dönemlerinde yaşanılan bireysel çöküşler, doğal felaketlerin izi veya iz bırakmış şiddetli bir olay...Çatlakların onarılmış olması ise onları görmemize, tamamen ortadan kaldırmamıza yaramıyor ne yazık ki. Sanatçılar, travma ve çatlakların gündelik hayatın alışılmış manzarası haline geldiği ve bu evin bize ait de olabileceği duygusunu geçirmeyi çok iyi başarıyor.
Kendini Takip Et, Wang Qingsong, 2013
Üç eserden biri. Diğerleri; "Beni Takip Et", "Onu Takip Et" ve "Kendini Takip Et".
Beni Takip Et, Çin Devlet Televizyonu`nda 1982`de gösterilmeye başlanan popüler bir İngilizce dil dersi programının adı. Aslında dil öğrenmenin ötesinde Batılı yaşam biçimini ilk defa görme fırsatını buldukları bir program. Çin`deki eğitim sistemininde öğrenmenin olmadığını anlatan "Onu Takip Et" ve aynı doğrultudaki eser "Kendini Takip Et". Burada biri hariç hepsi yorgunluktan önlerine kapanmış, duvarlardaki yazılar ise Çin`deki modern eğitim sisteminin ironik bir eleştirisi.
İsimsiz, Şener Özmen, 2005
Şener Özmen bienalin en çok konuşulan isimlerinden biri. Megafonu kendi kulağına dayararak bağırması toplum içinde konuşma korkusuna veya sadece benzerlerine seslenmeye bir gönderme niteliğinde. Şener Özmen`nin sergideki diğer işlerinden biri Optik Propaganda da görülmeye değer.
Sulukule`nin adını değiştirebilecekler mi?, Sulukule Platformu Üyeleri, 2007-2013
Galata Rum İlköğretim Okulu`nda en üst katta büyük bir alan bu proje için ayrılmış. Hepimizin yakından bildiği Sulukule, kentsel dönüşümün yoğun tartışma konularından biri. İlk uygulama alanı Sulukule`de yıkımlar 2007 yılında başladı. Proje iptal kararına rağmen tamamlandı ancak Sulukuleliler mahalleyi terk etmeyip yıkılan evlerinin yanındaki sokaklara yerleşip yaşamaya devam ediyorlar. Sulukule Platformu çalışmaları kapsamında müzik ve dans eğitimleri, çocukların okul eğitimini sürdürmeleri, kadınlara meslek becerisi kazandırma faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Sulukule`nin adını değiştirebilecekler mi? Sulukule sürecini ve devam eden mücadeleyi çizelge olarak önümüze çıkarırken karşılıklı atılan adımları da takip etme imkanı sunuyor.

Tekrar başa dönersek; anlatabildiklerim benim ilgimi çekenler, aklımda kalanlar. Biraz da kendime aldığım notlar olarak görüyorum. Henüz kaçırmış değilsiniz, siz de görmek isterseniz 13.İstanbul Bienali`ni 20 Ekim`e kadar ücretsiz ziyaret edebilirsiniz.

Tüm mekânlar: 
Antrepo No.3 (Meclis-i Mebusan Caddesi, Liman İşletmeleri Sahası, Karaköy), Galata Özel Rum İlköğretim Okulu (Kemeraltı Cad. No:25 Galata, İstanbul), ARTER - sanat için alan  (İstiklal Caddesi No: 211, Beyoğlu),SALT Beyoğlu (İstiklal Caddesi 136, Beyoğlu)5533 (İMÇ 5. Blok, No:5533, Unkapanı)

Not: Fotoğrafların tamamı bana aittir, izinsiz kullanmazsanız sevinirim.

30 yorum:

  1. Öğretiler damla damla süzülürler insandan içi. Güzel bir gezi;hoş vakitlerin ve öğretilerin olduğu mekanlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Öğretici olduğu kadar keyifli de:)

      Sil
  2. Bu ilginç yazınız için teşekkürler. Zevkle okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu, amacına ulaşmış yazı o halde:)
      Ben teşekkür ederim.

      Sil
  3. enee semi ve bolat 2lisiyle bienali gezmek keyifli olurdu. haberim olsaydı keşke diye hayıflandım şimdi:( ıphhhh:/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söz, Bolat adına söz veremem ama benim bir sonraki ziyaretimden haberin olacak:))

      Sil
  4. Sulukule... Bence adı değişmemeli. Bunca zaman insanlara neler çektirmişler. Yazık..
    Ve şu el meselesini ilk kez gördüm. Heykel mevzusunu biliyorum da.
    Kırık ve çatlak eşyalar ayrı bir dünya. Yazıda dediğiniz gibi, hepsi çatlakmış diye okuyunca resimdeki tüm eşyaları titizlikle inceledim resmen. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de, bazı değerlere dokunulmamalı. Sulukule`nin hamuru farklı, mesele onlara daire, ev vermek değil ki! Çatlak çok ilginçti gerçekten. Rehbersiz gezdiğim için önce aptal aptal bakınıp anlamaya çalışıyorum:) Her nesne çatlak olunca, tekrar tekrar baktım. En son sigara izmaritinin de çatlak olduğunu görünce çatlak aramayı bıraktım:))

      Sil
  5. şüpheli adam ve odası ilginçmiş. bu durumda polisin evi arama gerekçesi ilginçler abidesi oluyor tabi..

    YanıtlaSil
  6. Öncelikle şunu söyleyeyim gezip ,görüp aklında kalanları ve dikkatini çekenleri öyle güzel anlatmışsın ki gezmiş kadar oldum .
    Böyle bir projede yer almak kafa yormak isterdim ki henüz görmek bile kısmet olmadı (umarım oda olur bir gün)
    Semi'cim kalemine sağlık özetle on numara yazı olmuş :)
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Fatoş`cum:)
      Her zamanki gibi çok incesin:) Umarım bir gün sen de görme fırsatını yakalarsın...
      Sevgiler ve iyi bayramlar:)

      Sil
  7. Semi teşekkür ederim bu paylaşım için, benim gitme imkanım olmayacak malesef ama bir de kendi gözlerimle izlemeyi, gezmeyi çok isterdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fadiş`cim ben teşekkür ederim:))

      Sil
  8. Şanslıyım ki en azından İstiklal deki sergileri gezebildim. Etkileyici idi her anlamda özellikle Salt' ta gördüklerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, şanslıymışsın. Oraları da ben görmedim, bakalım belki 20 Ekim`e kadar giderim tekrar.
      Salt`tan bahsedince merak ettim şimdi:)
      Ülker`cim iyi bayramlar:)

      Sil
    2. Sanırım Salt değil Arterdi asıl ilgimi çeken yanlış hatırladım. Göç, mübadele, sınırlar, kimlikler... 3 katlı olan salon Arteridi dimi:))
      Sana da iyi bayramlar Semi'cim. Çok teşekkürler gormediklerimizi de gösterdiğin için :))

      Sil
  9. Semi, Bienalin Antrepo, Arter ve Salt sergilerini gezdim ama henüz Galata Özel Rum İlkokulu'ndaki sergileri göremedik. Sayende yeniden gezmiş gibi oldum ve çok doyurucu bir post olduğu da gerçek. Benim Bienal postu da uzun zamandır taslak olarak duruyor :)
    Halil Altındere videosu güzel olmuştu ben de o çocuklar gibi Bozdoğan kemerinin üzerinde koşmak istiyorum arkadaş, yapıcam valla :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oh ne güzel gezmişsin. Bakarsın tekrar gelirim ben de bitmeden. Aklım kaldı diğerlerini görmediğim için:) Halil Altındere videosu güzeldi ama yazdığım gibi biraz da ürkütücü idi. Şiddetin boyutu irkiltti beni doğrusu.
      Sen de yap Bolat, şu kemerin üzerinde koş! Ben destekliyorum seni:)))
      İyi bayramlar bu arada:)

      Sil
  10. Çekirge şu iş koşturmalarından vakit bulursam ben de katılırım Semi ve sana :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatırlatırım sana:)) Hadi bakalım:)

      Sil
    2. Tamam hatırlat Semi :) İyi bayramlar:)

      Sil
  11. Açıkçası ben bu sene pek keyif alamadım. Fakat çok güzel derleyip toparlamışsın, beğeniyle okudum Semi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Sezer`cim:)
      Ben gördüğüm kadarıyla keyif aldım ama başta da yazdığım gibi eleştiriler çoktu bu yıl.

      Sil
  12. Bir aktüel dergisinde bununla ilgili bir yazı okumuştum.Seninkisi de en az onun kadar keyifli bir anlatıma sahip.
    Çok üzülüyorum böyle etkinlikleri kaçırdığım için.Neyse ki,sen varsın:bukaçırdığım etkinlikleri,bilmediğim ama öğrenmek için can attığım şeyleri sayende bir nebze mutluluk payı çıkartıyorum kendime:)
    Kendini takip et ve Şener Özmen hafızalara kazınacak türde anlatımlar.Bir de o sanatçının şüpheli sayılması,eşyaların çatlak olmasi...bak ben de hepsinden etkilenmişimmm....Farkındalık oluşturan sosyolojik bir devinim yapan bienal olmuş....çok şey yazılır bunun üzerine...çok şey....Teşekkürler....Bayramın kutlu ve mutlu geçsin,uğurla olsun...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyorum ama elbette bu benim bakış açıma göre, aslında gidip görmek lazım tabii. Herkes kendine göre başka şeyler bulacaktır.
      Ben de İstanbul`a bu kadar yakın oturmasam kaçırırdım. Biraz avantajlı durumu kullanıyorum.
      Bu yılki bienal çok eleştirildi ama gene de gittiğim için seviniyorum. Zaten yorum yapabilmek için gitmek lazım, öbür türlü hep eleştirilerin gölgesinde kalacaksın:)
      Senin de umarım bayramın mutlu ve huzurlu geçmiştir:) Çok teşekkürler:)
      Sevgiler:)

      Sil
  13. Ben çok isteyip de gidemeyenlerdenim. :(( Araya da bayram girdi, gitme şansım iyice azaldı. Ama bu yazı çok iyi oldu, gitmiş kadar oldum. Ellerinize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler:) Sen de bilirsin ki böyle şeyleri toparlayıp yazıya dökmek zordur. Aslında anlatacak çok şey varken kısalttım, kendime göre "ilk" leri öne çıkardım. O yüzden hep derim, "hani bu biraz tadımlık, gidip görmek en iyisi" diye.

      Sil
  14. Sen böyle ayrıntılı böyle güzel anlatmaya devam edersen, gitmiş kadar olup, vazgeçecek herkes gitmekten haberin olsun ;9
    süpersin Semiii, ama bi dahaki gelişte, lütfen ama lütfen 10 dakikacık da olsa görüşelim e mi, bak ne kadar da yakına gelmişsin hem ;)
    Öperim....

    YanıtlaSil