İstanbul`dayken durumu değerlendirip sevgili Bolat ile 13.İstanbul Bienali`ne de uğradık elbette.
"Gezi Ruhu"ndan yansımaları da barındıran bu yılki bienalin, bazı çevreler tarafından geçmiş yıllara göre başarılı bulunmadığını en başta belirteyim. Sanırım yapılan en önemli eleştirilerden biri bienalin kamusal alanlardan çekilmesiydi. Küratör Fulya Erdemci bu konuyu şöyle açıklıyor:
13. İstanbul Bienali için, Gezi Parkı, Taksim Meydanı, Tarlabaşı Bulvarı, Karaköy ve Sulukule mahallesi gibi kentteki en tartışmalı -ve de bienalin varlığıyla soylulaştırma tehlikesi olmayan- kentsel mekânlara odaklanmıştık. Gezi olaylarının öncesinde kentsel kamusal mekânlara müdahale eden pek çok proje gerçekleştirmeyi planlamıştık. Ama vatandaşlarının özgür ifadelerine izin vermeyen otoriteden alacağımız izinle sokaklarda sanat projeleri gerçekleştirmenin ne demek olduğunu sorguladığımızda, bağlamın tamamen değişerek bu projelerin ortaya çıkış nedenlerini ötelediklerini gördük. Bu açıdan, kamusal alan sorunsalını irdeleyen bu projeleri bu koşullarda gerçekleştirmenin onların varlık nedenleri ile çelişebileceğine karar verdik. Ve bu doğrultuda gerçekleştirilmemelerinin daha anlamlı bir öneri olduğuna kanaat getirdik ve kentsel kamusal mekânlardan çekilme kararı aldık.
Öte yandan bienalin bu yıl ilk defa ücretsiz olarak gezilebilmesi pek çok ziyaretçiye ulaşması bakımından olumlu bir adım. Tüm eleştirileri bir yana bırakın, vaktiniz varsa bienal mekânlarına bir uğrayın derim.
Uzun uzun anlatacak değilim. Burada kısaca paylaşacaklarım öncelikle sıradan biri olarak dikkatimi çekenler, siz gördüğünüzde başka türlü notlarla döneceksiniz muhtemelen.
