Benim için aralık ayı aynı zamanda ufak tefek hediyelerin de verildiği bir ay. Tanıdıklara, komşulara kapıdan da olsa uğrarız, eli boş gitmek olmaz haliyle. Her yıl genelde el emeği şeyler vermeyi tercih ederim, hiçbir şey yapamazsam ev kurabiyesi paketler götürürüm. Malum çocuklar büyüdü, eskiden olsa neler neler yapardık... Neyse, şimdi o keyfi alamasam da epeydir dolapta duran balmamu tabakaları çıkardım ortaya. En son elime alıp sardığımda bundan 22 sene önceydi, yine bir Noel zamanı Hamburg`daydık. Noel pazarında gezerken balmumu standında böylesini ilk kez görmüştüm. Rahmetli kayınvalidemle oturup sarmıştık, yaparken onu hatırladım.
hediye fikri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hediye fikri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Aralık 2020 Cuma
Balmumu Sarması
Yılın en güzel, en ışıl ışıl zamanı geldi. Geldi gelmesine ama tabii geçmiş senelerden eser yok. Almanya`da her yıl bu zamanlar zevkle gezdiğimiz, üşüyerek sıcak şaraba sığındığımız, buram buram kokan enfes kokuların birbirine karıştığı Noel pazarları bu sene yok, restoranlar, kafeler de kapalı. Mağazalar açık olmasına açık ancak mesafe ve sınırlı müşteri kuralından dolayı uzun kuyruklar var. Yeltenmedim bile. Dünyanın sonu değil ya, şükür sağlıklıyız. Biz de evde bi`güzellik yapar, kıyısından köşesinden yakalarız hayatı; arka fonda müziğimiz, biraz kurabiye kokusu, biraz da ışıltı ekledik mi tamamdır!
3 Haziran 2016 Cuma
Babalar Günü Geliyor
Özel günleri sever misiniz bilmem. İşin pazarlama yönü bana çok itici gelse bile, öte yandan böyle günlerin birleştirici rolü olduğunu kabul etmem gerek. Öyle ya, Anneler Günü, Babalar Günü gibi zamanlar doğum günleri, bayramlar gibi tüm aile için biraraya gelmenin bahanesi olur, yenir içilir, muhabbet edilir, hoşça vakit geçirilir. Rahmetli babamın Babalar Günü mümkün olduğunca aynen böyle geçerdi. Malum eski nüfus cüzdanlarında yazan doğum tarihleri çoğu zaman doğru olmaz, bu nedenle biz babamızın doğum gününü kutlamak yerine Babalar Günü geldiğinde mütevazı hediyemizi, pastamızı alıp toplanırdık. Şimdi hafızamı yokladığımda ne güzel anılar çıkıyor bir bir... Ah ah diyorum, nur içinde yatsın babacığım...
11 Ocak 2016 Pazartesi
Mantarı Atma, Kulağına Küpe Olsun!
Kısaca "DIY" ya da "do it yourself" denen "kendin yap" projelerinin en güzel yanı nedir sizce?
Yaparken aldığımız keyif, elimizdekileri değerlendirmenin hazzı, elimizden çıkan işi evimizde ya da üzerimizde görmek, yaptığımızı herkesle paylaşmak, etrafımızdaki dostların "çok güzel, nerden aldın?" sorusunu gururla "ben yaptım" diye yanıtlamak, yaptığımız işi hediye ettiğimizde mutluluğu görmek gibi sayabileceğim herkese göre onlarca sebep vardır sanırım. Bu sebepledir ki "DIY" projeleri çok seviliyor ve internet sitelerinden, konuyla ilgili kitaplardan tüm dünyada özellikle son yıllarda artarak devam ediyor. Mesela "diy cork ideas" diye Google`a danıştığımızda karşımıza şöyle şeyler çıkar: https://www.google.com.tr/#tbm=isch&q=diy+cork+ideas
28 Aralık 2015 Pazartesi
İşimiz Hep Geyik
Biz ev halkı olarak tırı vırı işleri seviyoruz. Bir yere giderken boş elle gidilmeyeceği de nesilden nesile aktarılan bir mevzu bizde. Ufak tefek gönül almaca şeyler. Konu yılbaşı olunca geyiklerden yola çıktık, geyik aynı geyik de, bizim kafa başka.
Origami konusunda Kai Felix çoktan beni solladı. Bazen yeni bir şey denerken yapamazsa morali bozulur, kağıtları kırış kırış yapar sinirden ama yine de üstüne tanımam. Misal, şu yukardaki kutuyu ben defalarca denememe rağmen sonunu getiremedim. Yapılmış kutuyu bozup geriye doğru çalıştım (hocam öyle dedi) 'eh işte' becerebildim. Kutunun içine bir şey koyup hediye ederiz diye ebatı biraz büyütüp kapak da çalıştı. Sonra kendisi hazır başlamışken hızını alamadı, haliyle ortalık kutudan geçilmedi. Abartıp post-it kağıtlarından bile kutu yaptı:) Nispeten büyük kutuların içine ev yapımı kurabiyeler koyduk, hediye hesabı. (Kutunun yapım aşamaları aşağıda, meraklısı deneyebilir.)
9 Haziran 2015 Salı
Sınıf Öğretmeni için Hediye Alternatifi
Çocukları özellikle ilkokulda olanlar bilir; veliler yaklaşan yıl sonu ile birlikte öğretmene ne hediye almalı konusunda ortak bir karara varmaya çalışır. Fikirler alınır, ne kadarlık bir hediye uygun olur, az mıdır, çok mudur gibi pekçok konu üzerinde fikir beyan edilir ya da hiç konuşmak istemeyen varsa payına düşen rakamı öder, konu kapanır. Bilmediğiniz bir şeyden bahsetmiyorum elbette. Evet, öğretmenlik zor, çok büyük emek isteyen bir meslek. Ancak bazen bu hediye alma işinin çok abartıldığını düşünmüyor değilim. Amaç verilen emeğin, özverinin karşılığı olarak düşünülen bir hoşluk ya da hatırlanma ise bazı durumlarda bunun çok ötesine geçildiğine tanık oluyorum. Eğri oturup doğru konuşalım, işin maddiyatı bir yana kişisel olarak aslında hiç de tanımadığımız, nelerden hoşlandığını, evini, tarzını bilmediğimiz birine neden çok özel bir hediye alalım ki? Yanlış mı düşünüyorum? Bir öğretmenin gözüyle bakmaya çalışırsam böyle bir beklenti var mı gerçekten? Çocuklara sorsanız emin olun güzel bir resmini, şiirini vermek isteyecektir öğretmenine ya da bizim evdekilerin geçmiş yıllarda yaptığı gibi origamiden bir figür hediye etmek isteyecektir:) Dünyaya çocuk gözüyle bakabilsek hiçbir şey bu kadar karmaşık olmayacak aslında.
10 Mayıs 2015 Pazar
Tüm Annelere Gelsin
Bu sabah güne her zamankinden çok daha özel bir kahvaltıyla başladım. (Bildiniz siz konuyu) Ev halkı benden önce uyanmış, taze ekmekler almış ve nefis bir kahvaltı hazırlamış benim adıma. Peer Ole, Sünger Bob`u sevdiğimden benim için onu çizmiş bir kağıda, Kai Felix bana kart atmış ama muhteşem PTT`nin azizliğine uğradı sanırım:) Düşünmesi yeter deyip öpüp kokladım ikisini de. Neyse pazar pazar lafı çok dolandırmayayım: Bırakın Anneler Günü fırsatçılarını bir tarafa, kalbinizden geçtiği gibi kutlayın bu günü.
Ben de kendi anneme ve kabul ederseniz aslında tüm annelere bir buket çiçek hazırladım. Kokusu hayal gücünüze kalsın...
17 Aralık 2013 Salı
Mutluluk Ellerinde
"Resimli günlük" niteliğindeki Instagram`ın hayatımıza başka bir sosyalleşme boyutu kazandırdığı bir gerçek. Benim için bir blog değil ama Instagram kullanmaktan da keyif aldığım doğru.
Artık Instagram fotoğraflarını mutluluğa dönüştüren yeni bir adres var: Printinsta!
Printinsta, Instagram fotoğraflarından seçtiklerinizle minik magnetler hazırlıyor. Online olarak seçip gönderdiğiniz fotoğrafları orjinal Instagram boyutunda, 9`luk bloklar halinde magnet olarak basıp adresinize ücretsiz olarak da teslimat yapıyor.
İster sevdiklerinize hediye edin, ister kendinize bir hoşluk yapın. Bunlar benim seçtiklerim, bazıları yılbaşı hediyesi olarak ayrıldı:)
Artık Instagram fotoğraflarını mutluluğa dönüştüren yeni bir adres var: Printinsta!
Printinsta, Instagram fotoğraflarından seçtiklerinizle minik magnetler hazırlıyor. Online olarak seçip gönderdiğiniz fotoğrafları orjinal Instagram boyutunda, 9`luk bloklar halinde magnet olarak basıp adresinize ücretsiz olarak da teslimat yapıyor.
İster sevdiklerinize hediye edin, ister kendinize bir hoşluk yapın. Bunlar benim seçtiklerim, bazıları yılbaşı hediyesi olarak ayrıldı:)
"Mutluluk Ellerinde" diyerek yola çıkan Printinsta ekibi gerçekten haklı. Severek çektiğiniz fotoğrafları avucunuzun içine almak çok hoş, hele benim için evdeki iki numaralı şebekse söz konusu olan:))
Çok teşekkürler Printinsta! Beni çok mutlu ettiniz:)
Printinsta: www.printinsta.com
Facebook: https://www.facebook.com/printinsta
Instagram: @printinstacom
Twitter: @printinsta
19 Aralık 2012 Çarşamba
Dağıldım, Bana Müsaade!
Bir önceki bienal postundan sonra o 'artistik' havadan eser yok!
Daha çok "dağılma" şeklinde oyalanıyorum şu sıralar. Hangimiz yapmıyoruz ki bunu?
Bir bakıyorum kermes peşindeyim, dikiş makinesiyle terapi seansındayım o zaman.
Bir bakıyorum okulda bir sunumda "mutlu çocuklar"ın sırrını dinliyorum bir psikologtan, bildiğim/okuduğum şeyleri bir kez de kulak duyuyor. Onaya ihtiyaç var sanki ama anlıyorum ki benimkiler doğru ellerde.
Bir bakıyorum Yunanlı bir sanatçının (Savina Yannatou) konserindeyim, muhteşem sesiyle Akdeniz`i dolaşıyorum. Koparıp götürüyor beni bir yerlere...Bir bakıyorum una bulanmış halimle, tarçın, vanilya, kakule kokuları eşliğinde kek/kurabiye dünyasında kendini çoktan kaybetmiş, mutfağı 'normal' haline nasıl getiririm kısmını düşünüyorum.
Bir bakıyorum çok haber izlemişim, çok gazete okumuşum, kendi kendimi fena gazlayıp ülkeyi bırak dünyayı kurtarmaya çalışıyorum.
Bir bakıyorum en güzel yerdeyim, çocuklar kafamı nereye götürürse ordayım... Aynen gördüğünüz gibi.
1-Zımparaladığımız yüzeyi beyaz akrilikle boyadık.2-Çöp şiş yardımıyla siyah akrilikten göz yaptık.3-Bildiğimiz pamuktan sakal yapıştırdık.4-Evdeki küçük pembe ponpondan burun yapıştırdık.5-Alın bölgesine şapka için yapıştırıcı sürdük.6-Çoraptan kestiğimiz parçadan şapka yapıştırdık.7-Çikolatanın meşhur çıngırağını şapkalarına bağladık. Ha unutmadan, pembe pastel ve parmak yardımıyla yanak yaptık.
Şimdi gitme zamanı....Birkaç gün sadece...
Bana gelen mimlerden haberim var, not ettim bir tarafa.
Kıyamet senaryoları gerçekleşmezse bende ya da sizde görüşürüz yine:)
Daha çok "dağılma" şeklinde oyalanıyorum şu sıralar. Hangimiz yapmıyoruz ki bunu?
Bir bakıyorum kermes peşindeyim, dikiş makinesiyle terapi seansındayım o zaman.
Bir bakıyorum okulda bir sunumda "mutlu çocuklar"ın sırrını dinliyorum bir psikologtan, bildiğim/okuduğum şeyleri bir kez de kulak duyuyor. Onaya ihtiyaç var sanki ama anlıyorum ki benimkiler doğru ellerde.
Bir bakıyorum Yunanlı bir sanatçının (Savina Yannatou) konserindeyim, muhteşem sesiyle Akdeniz`i dolaşıyorum. Koparıp götürüyor beni bir yerlere...Bir bakıyorum una bulanmış halimle, tarçın, vanilya, kakule kokuları eşliğinde kek/kurabiye dünyasında kendini çoktan kaybetmiş, mutfağı 'normal' haline nasıl getiririm kısmını düşünüyorum.
Bir bakıyorum çok haber izlemişim, çok gazete okumuşum, kendi kendimi fena gazlayıp ülkeyi bırak dünyayı kurtarmaya çalışıyorum.
Bir bakıyorum en güzel yerdeyim, çocuklar kafamı nereye götürürse ordayım... Aynen gördüğünüz gibi.
1-Zımparaladığımız yüzeyi beyaz akrilikle boyadık.2-Çöp şiş yardımıyla siyah akrilikten göz yaptık.3-Bildiğimiz pamuktan sakal yapıştırdık.4-Evdeki küçük pembe ponpondan burun yapıştırdık.5-Alın bölgesine şapka için yapıştırıcı sürdük.6-Çoraptan kestiğimiz parçadan şapka yapıştırdık.7-Çikolatanın meşhur çıngırağını şapkalarına bağladık. Ha unutmadan, pembe pastel ve parmak yardımıyla yanak yaptık.
Kafalarındaki şapkaları Kai Felix`in eskimiş külotlu çorabından kestik. Evet, külotlu çorap giymeyi çok seven bir oğlum var:) Üstelik külotlu çorap giyerse külot giymiyor! Neden diye sorarsınız; "Adı üstünde anne külot zaten içinde" diyor:)
Şimdi gitme zamanı....Birkaç gün sadece...
Bana gelen mimlerden haberim var, not ettim bir tarafa.
Kıyamet senaryoları gerçekleşmezse bende ya da sizde görüşürüz yine:)
20 Aralık 2011 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








