18 Eylül 2018 Salı

Mardin`e Ayrı Mardin Müzesi`ne Ayrı Hayran Kaldık

Mardin`e gitme fikrini duyduğumda çok heyecanlandım, bizim için hazırlanan programın yoğunluğunu görünce ise şaşkınlıkla karışık bir irkilme durumu oldu bende. Korkmak yok, çıktık yola, söz konusu kadim şehir Mardin!


Hani bazı yerler vardır; yıllardır hayalini kurarsınız, erteledikçe daha çok görmeyi isterseniz, sağdan soldan duyduklarınızla ve gördüklerinizle gözünüzde daha da büyütürsünüz. Gittiğinizde ise söz konusu yer içinizde biriken bu büyük beklentiyi karşılamaz ve belki de hayal kırıklığı yaşarsınız. Mardin, yıllardır gidemediğim ve dilimden düşürmediğim bir yerdi. Benim için beklentiyi karşılamak bir yana, gördükten ve Mardin`i biraz yaşadıktan sonra hakkında az bile yazılmış, hatta bu büyüleyici şehre bunca yıl haksızlık yapılmış diye düşündüm.
Mardin Müzesi daveti ile gittiğimiz ve müze müdürü Nihat Erdoğan`ın tüm gezi boyunca bize eşlik ettiği Mardin günlerinde iç içe geçmiş zengin kültürüyle, inanılmaz coğrafyasıyla haklı olarak Mardin`e hayran kaldım. 

Mardin Müzesi önünde bizim ekip: Ben, Orhan Çakmur, Yaşar İliksiz, Esra Berberbaşlar, Erkut Özen, Nusret Oral Sağel, Osman Bolat, Hüsamettin Oğuz ve müze müdürümüz Nihat Erdoğan.
Mardin`de kaldığımız süre boyunca gezdiğimiz yerler; Çelbira Üzüm İşliği, Mardin Müzesi, Dara Antik Kenti, Bilale Köyü, Deyrulzafaran Manastırı, Kasimiye Medresesi, Nusaybin Mor Yakup Kilisesi ve Zeynel Abidin Camii Kültür-İnanç Parkı, Mor Evgin Manastısı ve Marin Köyü, Kalecik Köyü, Ulu Camii, Zinciriye Medresesi, Kırklar Kilisesi. 
Hepsinden biraz bahsetmeden önceliği Mardin Müzesi`ne vermek istiyorum. Şunu net söyleyebilirim: Mardin Müzesi, ülkemizde şimdiye kadar gördüğüm müzeler içinde en iyi yaşayan müze örneği. Doğrusunu isterseniz müzenin bu zengin coğrafyadan hayli pay almasını evet ancak teşhir dışında eğitime, halkı bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar doğrultusunda gerçek anlamda bu denli yaşayan bir müze beklemiyordum. Müze müdürü Nihat Erdoğan "Müze Eğitimi ve Etkinlikleri" kitabında şöyle diyor: 
"Mardin Müzesi, çağdaş müzecilik anlayışı doğrultusunda; çocuğa, yaşlıya, engelliye, yoksula eğitim veren, yetişkin eğitimi, halk eğitimi, toplum eğitimi, yaşam boyu eğitim sunan, bireyin gelişmesine toplumun kalkınmasına katkıda bulunan gerçek bir eğitim, öğrenme ve iletişim kurumudur."
Mardin Müzesi bu tanıma uygun şekilde pekçok etkinlik yürütüyor. Masalcılar Buluşması ve Uçurtma Festivali buna en iyi örnek. Bu festivaller sayesinde birçok sanatçı ve eğitmene Mardin`i, Mardin Müzesi`ni, Mardin halkını tanıtmaya devam ediyor. Bununla da kalmayıp ülkemizi müze eğitimi alanında uluslararası alanlarda temsil ederek ödüller kazanıyor. 
(7 Kasım 2014`te Sydney`de düzenlenen Uluslararası İletişim Ödülleri`nde (IDCA) müze eğitim çalışmaları ve Arkeoparkı ile "Gençlere Yönelik En İyi Program" dalında dünya birincisi olarak Altın Ödül almıştır. "Shining Star Awards" yarışmasında "Eğlencenin Yıldızları-En iyi Müze" kategorisinde birincilik ödülü almıştır. Mardin Müze Müdürlüğü`nün "Müzeler Yaşamları Değiştirebilir!" adlı müze eğitimi programı, Avrupa Kültürel Miras Kuruluşları Federasyonu olan Europa Nostra`nın "Avrupa Kültürel Miras Jüri Özel Ödülü" nü almıştır.)


Mardin Müze binası, 1895 yılında Aktakya Patriği Ignatios Beham Banni tarafından "Süryani Katolik Patrikanesi" olarak yaptırılmış, Kültür Bakanlığı binayı Süryani Katolik Vakfı`ndan satın alıp restore ederek 2000 yılında Mardin Müzesi olarak açmıştır. 

Müze Müdürü Nihat Erdoğan bize sikke basımı hakkında bilgi veriyor.

Biz, müzede yer alan eserlerin sergilendiği salonları görmeden önce atölyeleri deneyimlerek müzeyi gezmeye başladık. İlk uğradığımız atölye "Sikke Basım Atölyesi" idi. Parayı icat eden Lidyalılardan 1800`lü yıllara kadar devam eden darp tekniği ile herkes kendi parasını bastı. Benim bastığım sikkenin ön yüzünde bağdaş kurmuş, elinde hilal taşıyan, Türk mitolojisinde ailenin ve çocukların koruyucusu olan Umay Ana betimlemesi, etrafında da "H. 627 senesinde Musul`da darp edildi" ibaresi yer alıyor.



Sikkemizi bastıktan sonra hemen yanındaki atölyede kök boya baskı ve basmacılık sanatı hakkında bilgi edindik, herkes bu yöntemle kendi bez çantasını yaptı. Kök boya baskı geleneğinin Süryani Şimmas Hindi ailesi tarafından 200 yıldan bu yana yapıldığını ve basma kalıp tekniğini son olarak devam ettiren, ailenin en yaşlısı olan Nasra Hanım`ın hikayesini dinledik. Sadece ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanındaki Süryani Ortadoks kiliselerinde eserlerine rastlanılan Nasra Hanım maalesef 92 yaşında hayatını kaybetmiş. Kendisiyle 2012 yılında yapılan röportajı buradan okuyabilirsiniz. 
Ebru Atölyesi, Çini ve Seramik Atölyesi, Heykel ve Tasarım Atölyesi, Ahşap Yakma Atölyesi, Telkari Atölyesi gibi atölyeleri de ziyaret ettik. "Müze Eğitimi Eklinlikleri" rehberinde yer alan tek günlük diğer eğitimler şöyle: Arkeolojik Kazı Atölyesi, Sikke Basımı Atölyesi, Uçurtma Atölyesi, Seramik Atölyesi, Mozaik Atölyesi, Eski Çocuk Oyunları, Kök Boya Baskı Atölyesi, Mask Atölyesi, Ebru Atölyesi, Heykel Atölyesi, Kukla Atölyesi, Çivi Yazısı Atölyesi, Linol Baskı Atölyesi, Cam Altı Atölyesi, Karagöz ve Tasvir Atölyesi, Masal Atölyesi. 
Ve Mardin Müzesi tarafından düzenlenen tüm bu atölye çalışmaları ve etkinlikler ücretsiz.


Bizim orada olduğumuz gün müzenin sanat galerisinde "Göçebe Tuvaller" resim sergisi açılışı vardı, biz de katıldık. Galeriye giderken müze idari binasını müzeye bağlayan asma köprü altında eşekle yük taşındığını gördük ve bunun Mardin`de yaygın olarak kullanıldığını, Mardin`in dar sokaklarında çöp taşımanın (veya eşya taşımanın) ancak böyle mümkün olduğunu öğrendik. Daha sonraki günlerde de defalarca tanık olduk. Fotoğrafı çektiğim bu güzel yer aynı zamanda Mardin`in fotoğraf stüdyosu gibi işlev görüyor. Evlenenlerin mutlaka çekim yaptığı bir yer. 


Tekrar müzeye geri dönecek olursak; atölye ziyaretlerimizden sonra sıra geldi müzenin salonlarını gezmeye. İnanç Salonu, Arkeolojik Kazılar Salonu, Yaşam Salonu Süslenme Seksiyonu, Yaşam Salonu Beslenme Seksiyonu, Yaşam Salonu Savunma Seksiyonu, Ticaret Salonu Sikke Seksiyonu ve Sahte Eserler Salonu olmak üzere açık Teşhir Alanı, Mozaik Teşhir Alanı, Restorasyon, Konservasyon ve Analiz Laboratuvarı, İhtisas Kütüphanesi, Fotoğrafhaneyi de gezdik. 

Ölü Kült Heykelleri, Bazalt, MÖ 1600-900
Kızıltepe, Girbel Höyüğü
Ilısu Barajı Kurtarma Kazıları
Boncuklu Tarla, MÖ 8000-7000

Banyo Küveti, Yeni Assur Dönemi, MÖ 900-600
Girvanaz Höyük, Nusaybin

MÖ 7. yüzyıla ait bir meyve bahçesinin satış senedi ve tapusu, Girnavaz.
(Bilinen en eski tapu senedi)
Ticaret Salonu Sikke Seksiyonu

Yaşam Salonu Savunma Seksiyonu
Sahte Eserler Salonu
İlk kez böyle bir müzede sahte eserlerin sergilendiğine tanık oldum. Dolandırıcıların başvurduğu yöntemlerden biri olan "tarlanızda hazine var" hikayesini Nihat Erdoğan`dan hayretler içinde dinledik. Bu çok basit bir yöntem gibi gelse de dolandırıcılar köy köy gezerek amaçlarına ulaşıyorlar belli ki. 

Mardin Müzesi beni çok etkiledi. Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda müze gezdim, geziyorum. Bir şehre ilk defa gitmişsem listemdeki ilk adres şehrin müzeleri olur. Mardin Müzesi gerek müzecilik anlayışıyla gerek çocuklar ve yetişkinler için düzenlediği sayısız etkinlik ve atölyelerle ülkemizde gerçekten örneğine az rastlanır bir müze. Müze deyince çoğunlukla aklımıza gelen "eski eserlerin sergilendiği yer" tanımından oldukça uzaklaşmış, etkinliklerle, atölyelerle zenginleştikçe, halkla bütünleştikçe yaşayan, eğitim, öğrenme ve iletişim kurumuna dönüşmüş, müzecilik adına ülkemizdeki çıtayı bir hayli yükseltmiş. Başta Mardin Müzesi Müdürü Nihat Erdoğan`ı ve tabii ki ekibini özverili çalışmalarından dolayı tebrik ederim.
Mardin, zengin coğrafyasıyla, çok diliyle, çok kültürüyle gözlerimizi, gönüllerimizi kamaştırırken böyle bir şehre yakışan müzesi de kendisine hayran bıraktı. Darısı diğer tüm şehirlerimize...

 

 Mardin Müzesi ziyaret saatleri: 

Kış Saatleri: 08:00-17:00 ( Kasım – Mart )
Yaz Saatleri 08:30-17:30 ( Mart – Ekim )


Mardin Müzesi Giriş Ücreti
Giriş ücreti 5 TL’dir. 18 yaş altı çocuklar ve 65 yaş üstü için ücretsizdir. Müzekart geçerlidir.


Mardin yazılarının devamı gelecek...

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Yataş Bedding Uyku Seti Ayrıcalıklarıyla Tanışın

Yataş Bedding Uyku Seti Ayrıcalıklarıyla Tanışın

Yataş Bedding konforlu yataklarının ardından uyku grubunda tekstil ürünleri ile de iddiasını sürdürüyor. Her mevsim yatak odalarımızın vazgeçilmez ürünleri arasında yer alan Yataş Bedding uyku seti seçenekleri, rengarenk desenleri, farklı kumaş türleri ile hem iyi bir uyku çekmenizi hem de yatak odalarınızda dekoratif bir zarafet yakalamanızı sağlıyor. Yatak odası kategorisi altında satışa sunulan yatak tekstili ürünlerinde, kış mevsimi için nevresim ve yorgan takımı, yaz ve bahar ayları için pike takımı olarak satılan uyku seti seçenekleri farklı renk ve kumaş türlerine sahip. Siz de yatak odalarınızda konfor ve şıklığa önem verenlerdenseniz Yataş Bedding koleksiyonu bu sezon yine bir harika!
En Konforlu Uyku Seti Neye Göre Seçilmeli? 
Uyku seti içinde yer alan nevresim takımları iyi bir uyku için de oldukça önemli. Seçilecek kumaş türüne hem sağlığınız hem de gece terleme probleminin önüne geçmek açısından dikkat etmelisiniz. Kumaş türü açısından özellikle pamuk yani organik olanları popüler. Organik kumaşların tercih edilmesinde hava geçirgenliğinin yüksek olması, yumuşaklık, dayanıklılık gibi nedenler ön planda. Pamuklu ve organik nevresim takımları vücudun hava almasını sağlayarak terlemeyi önlediği gibi rahat bir uyku alanı da oluşmasına olanak sağlıyor. Yataş Bedding,yüzde 100 pamuktan oluşan kaliteli nevresim takımları ile konforlu bir uyku geçirmenizi sağlarken markanın Lera Renforce Nevresim Takımı  da şık dekorasyonunuza romantik bir dokunuş vadediyor.  

19 Ağustos 2018 Pazar

Pinterest`te Sevdiğim İşler

Sıkı bir Pinterest kullanıcısı değilim, ki zaten çok sonra dahil oldum. Söz konusu yaratıcılık ise blog yada site takip etmeyi hâlâ daha çok tercih eden taraftayım. Ancak böyle düşünüyorum diye sırtımı tamamen dönmüş de değilim, sevdiğim konuları takip etmek adına pratik de buluyorum Pinterest`i. İnsan paylaşımlar arasında gezinirken vaktin nasıl geçtiğini hiç anlamıyor, böylesine zengin koca bir dünya! Pinterest`in sevdiğim iyi özelliklerinden biri ilgi alanına göre konu seçmek, pano oluşturmak veya takipte bulunmak. Ben de kendime göre farklı alanlarda panolar oluşturdum. Bunlardan biri de kot kumaşından yapılan her türlü değerlendirmeler!


Daha önce şurada bahsettiğim gibi kot giymeyi ve eskiyince yeniden değerlendirmeyi de seviyorum. Diz kısımları epey eski ise sağlam kalmış neresi varsa orayı keserim, cepleri ayrı değerlendiririm vs. Anlayacağınız elime kot düşmeyegörsün etinden sütünden faydalanırım:) Çocukların ve bizim eskiler derken huyumu bilenler de giymedikleri kotlarını hizmetime verirler. Malzeme güzel, kullanım alanı geniş. Bir de dikmesi kolay olsaydı tadından yenmezdi ama değil. Yukarıdaki örnekler bir dönem yoğun olarak kullandığım Instagram hesabımdan. Arasıra dikmekten geri kalmadığım bu örnekler için bile çok kez dikiş makinesinin iğnesini kırmışlığım var. Gülü seven dikenine katlanır desek 'cuk' oturur bu duruma.




Pinterest sen çok yaşa! Bulduğum örnekler nasıl ama! İnsan masa başında oturduğu yerde rahat rahat bakarken bi' heves hepsini yapası geliyor, hatta kolaymış gibi algılayabiliyor da. Şahsen öyleyim; örnekleri gördükçe bayılıyorum, hemen kaydediyorum, mutlaka yaparım diyorum ama rutine dönünce etkisi çabuk geçiyor orası ayrı:)
Hepsine tek tek bayıldım. İsterdim ki linklerini de vereyim ancak paylaşımlardan bir türlü çoğunun orjinal linklerine ulaşamadım. Bazıları beni aşan işler (mesela kilim) ama bazılarına da gönlüm kaydı. Vakit bulduğumda yapacaklarımdan biri şu kot ve kumaş karışımı çanta, sepetler ve yastıklar.
Var mı sizin de gözünüze kestirdiğiniz işler?