17 Mayıs 2019 Cuma

Milano

Geçtiğimiz ekim ayında çocukların sonbahar tatilinden faydalanıp Milano`ya gittik. Her ne kadar fazla turistik ve kalabalık bir hedef olsa da yeni bir şehir görmek beni her zaman heyecanlandırır. Tatillerde çok sıkışık bir program yapıp kendimizi helak etmeyi pek sevmeyiz ancak şehri anlamak adına biraz araştırıp büyük taşları koyar, ötesini güne teslim ederiz. Milano için de planımızı öyle yaptık, çocukların önceliği belliydi: Ferrari! Oralara kadar gitmişken onları kıracak halimiz yoktu elbette. Hem müzelerde hem yollarda gördüklerimizle tüm gün Ferrari`ye doyduk. Beni Milano konusunda asıl heyecanlandıran ise bambaşkaydı. Tatil planları yapılırken gideceğimiz yer netleşince ablamı arayıp rahmetli babamın iş için gittiği Milano ziyaretinden albümde olan fotoğraflarını göndermesini rica ettim. Hepi topu 4 fotoğraftı, birisi çok kolaydı ama diğerlerinin çekildiği yerleri bulamadım. Gönül isterdi ki elimde daha çok fotoğraf olsun, babamın gözüyle Milano`yu gezeyim. Ama o dönemin şartları belli, kim bilir kimin makinesinden çıktı bu fotoğraflar... Sordum ama tam olarak hangi yıldı hatırlayan olmadı aramızda, 1977 ya da 1978 olmalı. Babamın gidişini hayal meyal, dönüşünü ise daha net hatırlıyorum. Heyecanla daha ayakkabı yerinde valizini boşaltmamızı, bize getirdiği hediyeleri gördükçe nasıl sevindiğimizi... Hâlâ sakladığım bir kol saatim, 3 tane bebeğim (ve evet, küçüklüğüm onlara elbise dikmekle geçti😍) ve bozuk paralarım (İtalyan Lirası) var.
Söz konusu Milano seyahati babamın ilk ve tek yurt dışı gezisi oldu. Göz kamaştıran heybetiyle Duomo Katedrali`ni karşısında görünce ne hissetti acaba? O zamanlarda Milano yılın her günü böyle kalabalık mıydı? Katedralin önünde turistlere güvencin yemi satmaya çalışanlar var mıydı? İçeri girmek için saatlerce sıra beklemek gerekiyor muydu? Ya diğer fotoğraftaki gülerek dondurma yediği kafe, hâlâ duruyor muydu?
Karışık duygularla gezdim Milano`yu... Evet, 5 günlük Milano tatilini anlatacaksam tam buradan yani Milano ile yıllar önce babamın sayesinde ilişkimin kurulduğu yer olan Duomo di Milano`dan başlamalıydım.

23 Nisan 2019 Salı

En Sevdiğim Bayram!


Fotoğrafta ilkokul 1. sınıftayım ve benim katıldığım ilk 23 Nisan Çocuk Bayramı. Üzerimde annemin diktiği uçuk pembe renkli elbisem, kolumda hasır ama krapon kağıdıyla kaplanmış sepette özenerek yaptığımız renkli çiçekler, yanımda apartman komşumuzun (çok sevgili Birsen Teyzemin) yakışıklı oğlu Murat! Unutmam mümkün değil, dün gibi aklımda her detay.
O yıllar çok özeldi, özenliydi her şey belki de ondan. Hepimizin bayram kıyafetlerini annem dikerdi, evimizde 19 Mayıs`a katılan da vardı, 29 Ekim`e de... Ayakkabımız, elbisemiz ve saçımızdaki tokamıza kadar bayram hazırlığı yapılırdı. Ah ne güzel telaşlardı...

Değerini her geçen gün daha iyi anladığımız Atatürk`ün bize (ve tüm dünya çocuklarına) armağan ettiği bu güzel ve anlamlı bayramımıza sımsıkı sarılmamız lazım.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun, daha nice coşkulu bayramlara!

5 Mart 2019 Salı

Gülümseten Haberler #2

İçinde Lego olan projeleri görüp gülümsememek imkansız! Legoyu bilenler hak verir, Lego sadece basit bir oyuncak markası değil, içinde birçok unsur barındıran, nesilden nesilden aktarılan bir kültür. Legoland başlı başına bunun bir ispatı: hayal gücü, yaratıcılık, müthiş bir emek birleşiminin ne demek olduğunun güzel örneği. Lego ve sanat derseniz karşınıza Nathan Sawaya çıkar, hayran kalırsınız. Zaman yolculuğuna Lego eşlik eder girdiğiniz müzeden çıkmak istemezsiniz... Anlat anlat bitiremeyiz, örnek çok. Ne demiş Danimarkalılar Leg Godt! O yüzden oynamaya devam.😊

Foto: f.re.e /Messe München