Dikkat! Okumaya başlayacağınız yazı güncelliğini çoktan yitirmiş bayat konular içerir! Bazı bünyelere zararlıdır, sıkıntı yaratır, baş ağrısı yapar...
Bazen konular insanın üzerine üzerine gelir ya durum böyle aslında ve ben bundan hiç şikayetçi değilim. Yaşamanın, zevk almanın, hayata "merhaba" diyebilmenin belirtileri bunlar. Tek sıkıntı belki bunları aktarabilmekte, ki bazen anlattığım kadarıyla yazıya döküldüğünde tadı değişiyor, yavan kalıyor işte...
Geçtiğimiz hafta sonu 'tadımlık' kıvamda yoga yapmaya başladım ya da iki gün yoga yaptım diye düzeltebilirim bu durumu. Hayatta hiçbir şeyi düzenli kullanamayan ben, yogayı düzenli yapar mıyım diyen iç sesimi dinlerken, bir yandan da bazı pozlarda kendi hezimetimi unutup sevgili arkadaşlarımın yerde yuvarlanmalarına tanık oldum:))
Yoga deyince aklıma Cem Yılmaz ve onun Hindistan hikayesi geliyordu, artık üzerine bir de bizim yoga maceramız eklendi:)
Siz nerdesiniz ben nerde ama gene de 23 Nisan kutlamalarına değinmezsem olmaz. Birçok okul cumadan kutlama yaparken, çocukların okulu her zamanki gibi gününde kutladı.
Annesini hiç tanımayan Peer Ole, kutlamadan sıyrılmayı sadece planlamakla yetindi:)
Salon doluydu, insanlar coşkulu, çocuklar heyecanlı...
Ne dersiniz bilmiyorum ama yıldan yıla çok daha ağlak bir kıvamdayım;
a) Atatürk`ü özlemek midir? b) Bendeki yaşlılık belirtisi midir? c) 'ya bir gün kutlayamaz hale gelirsek' korkusu mudur? d) Pırıl pırıl çocukları görüp onları bu dünyaya nasıl hazırlıyoruz endişesinden midir?

Not: Bu kolajı basitçe yapmamı sağlayan Photovisi`yi sevgili Okuyan sayesinde keşfettim. Teşekkür ederim kendisine:)
Kutlamadan sonra hiç hazzetmediğim AVM`lerden birine gittik. Her şeyin "tüketim" üzerine kurulduğu, "paran kadar konuş" diye bağıran AVM`lere çocuklarla gitmeyi hele hiç sevmiyorum. (kim seviyor ki o da ayrı bir konu) Eğer mecbursam yalnız gittiğimde bile dağılmayayım diye kafamdaki listeyi tamamlar çıkarım. Bu kez amaç iki hoş hatunu yalnız bırakmamak ve minik elleri çalışırken görmekti. Hikayenin başına dönersek; bir süre önce Sevimli Tatlar benden bu aktivite için iki önlük istemişti. Onlar birbirinden lezzetli kurabiyeler, 'cupcake' ler, pastalar yapıyorlar. Bu kez çocuklar için çalıştılar, çok ilgi gördüler, etraflarından çocuklar eksik olmadı.
Veeee sevgili Asortik!
Çağımızın hastalığı "vakitsizlik" yüzünden aylardır erteleye erteleye mutlu sona ulaştık:)
Bana rağmen demem lazım bu durum için. Çünkü bende gelişmemiş bir yer-yön duyusu var, tamam bu utanılacak bir şey değil elbet. Ama zor yer bulurum, zor da anlatırım. Sağ-sol kavramlarım da karışıktır üstelik. Bunda solak olmamın payı büyük sanırım. Bunu ayrı bir post konusu yapmam lazım, hiç aklınıza gelmeyen şeyler benim için hep sorun olmuştur zira:)Her zamankine yakın bir zorlukla bulduğum mekanda Nagehan`cığımla kâh kendimizden anlattık, kâh blog dedikoduları yaptık... Birbirinden yetenekli(!) servis elemanlarına fotoğraf için poz verelim derken zaman uçtu gitti...Blog sayesinde ete kemiğe bürünüp bir güzel insanla daha tanıştım, bloğundaki kadar samimi ve içten...
Gittiğim harika bir konser de bir sonraki post konusu olsun, bunu da buraya not düşmüş olayım:)
Sevgiyle kalın...
