Kırk gün kırk gece eğlenesim var benim. Kolay mı, kırkım çıkalı kırk sene olmuş.
'Tekne kazıntısı' olarak açtım gözlerimi ve esas sonraları anlayacaktım ne demek istediklerini. Ailenin üç çocuğundan sonra, annem otuz üç yaşındayken doğurmuş beni. O kırk yaşına geldiğinde neler geçerdi çocuk aklımdan. Çok büyüktü yahu kırk! Parmak hesabı yaparak annemin çok yaşlandığını düşünüp "ya ölürse" endişelerini kafamdan atmam epey sürdü.
Bildiğin çocuktum işte; "Ali Baba ve Kırk Haramiler" masalından sonra "açıl susam açıl" deyip çuval çuval altın bulasım vardı benim. Altın bulamadım elbette ama kırk fırın ekmek yedim insan oluncaya kadar, yetmediyse tamamlamaya müsaitim.
Sokakta geçti çocukluğum; kafamda kırk tilki dolaşır, kırkının da kuyruğu birbirine değmez zamanlardı. Annemin ince çorabını elek olarak kullanıp, böğürtlen lekeleriyle eve dönüp azar işittiğim, annemin diktiği kırmızı İskoç eteğimle ağaca tırmanıp dalında asılı kaldığım, toprakla sadece oynamayıp bir de üstüne afiyetle yediğim en güzel zamanlar... Mahallede, apartman bodrumlarında piyes oynadım en çok. Kırkayak var mıydı bilmem ama bodrumların pireli olduğu dedikodusu vardı hep, "aman sakın girmeyin" denirdi. Biraz huylansak da kim takardı pireyi! Doluşurduk, piyes dışında da herkes ne marifeti varsa dökerdi ortaya. Şarkılar, küçük oyunlar, taklitler, tekerlemeler..."kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp"
Kırk....Alıştırmak lazım, öyle birden söylenmiyor. Yavaş gelin, usulca...
Vakit veda vakti ne de olsa, 'otuzlar'ı öpüp koklayıp henüz gönderdim.
Kulağımda bir fısıltı: "Kırkından sonra azanı teneşir paklar", hişşşt aman uslu dur Semi...
doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Kasım 2013 Salı
19 Kasım 2012 Pazartesi
Dünya Tuvalet Günü`nde de Doğulur mu Arkadaş!
Kanıt benim! (ve doğum tarihi 19 kasım olan diğerleri)
![]() |
| Kaynak: milliyet.com.tr |
Dünya Tuvalet Birliği`ne göre amaç, insanların hijyen konusunda bilinçlenmesi ve konuya dikkat çekilmesi. Fikir babası ise Jack Sim. Kısaca biraz rakamlarla göz atalım:
- Dünya nüfusunun sadece 1 milyar kadarı kanalizasyon sisteminden faydalanıyor. Bunun %60`ı arındırılmadan nehirlere/göllere akıtılıyor.
- Dünyada yaklaşık 2.6 milyar insan, tuvalet ihtiyacı için hijyenik şartlara sahip değil.
- Örneğin Hindistan`da nüfusun yarısından fazlasının evinde tuvalet yok!
- Birleşmiş Milletler raporlarına göre dünyada her yıl 5 milyondan fazla çocuk hijyenik olmayan şartlar yüzünden hayatını kaybediyor.
- Birleşmiş Milletler, 2001 yılında aldığı kararla 19 Kasım`ın Dünya Tuvalet Günü olarak kutlanmasına karar verdi.
- Bugüne kadar 19`dan fazla ülkede ve 51 etkinlikle kutlandı.
- Etkinlikler, sorunların belirlenmesi, çözüme ulaşması için kar amacı gütmeyen kuruluşları, akademisyenleri, devlet yetkililerini ve sanayicileri bir araya getiriyor.
- Konuyla ilgili daha çok okumak isteyenler: WTO (World Toilet Org.)
Benim Dünya Tuvalet Günü`nün varlığını bilmem geçen yıla rastlar. (çıkarılan sonuç: evet, demek ki yeteri kadar gazete okumuyorum.) Evin muzip oğlu Peer Ole, bir proje için 'google amca'ya danıştıktan sonra kahkahalar atarak yanıma geldi:) (ne aradı da bu sonuca ulaştı bilmiyorum, hatta kendisi de bilmiyor:))
Artık doğum günüm yaklaşırken ortalığa "Dünya Tuvalet Günü yaklaşıyorrrrrr" diye laflar atıyor velet! Ya da "anne ya, Tuvalet Günü`nde doğulur mu" diyor:)
Ben mi? Dünya nüfusunun sadece yarısına dahil olmam gerçeğiyle yüzleşince insan tuvalete gidip, akan suya ve klozete bakıp saygı duruşuna geçiyor:)
21 Kasım 2011 Pazartesi
Doğum Günüme Hindi Zahra Geldi!
Cumartesi günü doğum günümdü. Kırklı yaşların ucu göründü bana:))
Kutlanılası bir durum tabii ama gelgelelim konsere gitmek hiç planda yokken ortaya çıktı. Aslında perşembe akşamı olacak olan "Hindi Zahra" konseri bir takım sorunlardan dolayı cumartesi gününe ertelendi. Hatta bu yüzden Ankara konseri iptal olmuş duyduğum kadarıyla....
Severek takip ettiğim Bolat bloğunda İstanbul konseri olacağından bahsetmişti. Hatta orada ben de güzel bir yorum yapıp, İstanbul`dan önce Bursa`da demiştim. Erken sevinç konseri erteletti. Bolat`a buradan duyuruyorum, attığım havayı geri alıyorum:))
Konsere gelirsek; Böyle birden çok kültürü içinde barındıran grupları çok seviyorum, hem batı, hem doğu, içinde her tür ezgiyi duymak mümkün. Annesi Faslı, babası Fransız olan bu hatunun bilinen şarkılarını bulup dinleyin derim: Beautiful tango, Stand up, At the same time, Set me free...
Konser bitiş saati çok geç olmadığından gecenin devamı sevilen dostlarla itinayla dolduruldu.
Kutlanılası bir durum tabii ama gelgelelim konsere gitmek hiç planda yokken ortaya çıktı. Aslında perşembe akşamı olacak olan "Hindi Zahra" konseri bir takım sorunlardan dolayı cumartesi gününe ertelendi. Hatta bu yüzden Ankara konseri iptal olmuş duyduğum kadarıyla....
Severek takip ettiğim Bolat bloğunda İstanbul konseri olacağından bahsetmişti. Hatta orada ben de güzel bir yorum yapıp, İstanbul`dan önce Bursa`da demiştim. Erken sevinç konseri erteletti. Bolat`a buradan duyuruyorum, attığım havayı geri alıyorum:))
Konsere gelirsek; Böyle birden çok kültürü içinde barındıran grupları çok seviyorum, hem batı, hem doğu, içinde her tür ezgiyi duymak mümkün. Annesi Faslı, babası Fransız olan bu hatunun bilinen şarkılarını bulup dinleyin derim: Beautiful tango, Stand up, At the same time, Set me free...
Konser bitiş saati çok geç olmadığından gecenin devamı sevilen dostlarla itinayla dolduruldu.
26 Eylül 2011 Pazartesi
Bitkin Halim ve Miskin Önlüğüm
Yediklerimi, içtiklerimi henüz sindirdiğimi söyleyemem. Bizim iki doğum günü ve hemen ertesinde birkaç saatlik uykuyla, alkolü bünyeden atmadan katılabildiğim doğum günü 'brunch' ı...Hepsi üst üste gelince dün akşam kendimi posam çıkmış bir halde buldum:)
Her ne kadar anlatacak pek çok malzemem olsa da gerek haftanın ilk günü olması, gerekse benim bitkin halim duruma el koyuyor. Bugünlük fotoğraflarla idare edelim gibi bir durum yani...
Cumartesi günü mutfağımdan çıkardıklarımdan bazıları:
"Ne alaka bu önlük şimdi" derseniz, aslında zavallı önlüğü dikeli bir hafta oldu, kumaşını çok beğenerek aldım, hemen de diktim. Araya giren bu doğum günleri fırtınasında kabak onun başına patladı, ancak bugün fotoğrafını koyabildim. Bu arada tanıştırayım: "Önlük MİSKİN" olur kendileri!
20 Ekim 2010 Çarşamba
Ortaya Karışık, Yaşamın Ta Kendisi
Çöken tembellik bulutlarını kovalamanın tam da sırası...Böyle durumlarda insanın iç çığlığını atıp kendini sarsması gerektiğine inananlardanım. Tembellik kastım tabii ki üretkenlik boyutunda. Yoksa eylül ayı da kapasitemi zorlama derecesindeydi: okulların açılması, gelen-giden misafirler, doğumgünü partileri, yemeler-içmeler vs.derken doldurdum eylül ayını. Geçen ayın en eğlenceli yanı sanırım aşağıdaki pastaları yapmaktı. Oğlumun birinin korsanlı, diğerinin de inşaat temalı pasta siparişlerini itina ile yerine getirmenin mutluluğuydu sanırım bu...

Tüm bu mutlu tantanaları atlattıktan ve kendimle başbaşa kaldıktan sonra içim kıpırdanmaya başladı. Bizim ailenin tek kültürlü olmadığını, "multikulti" olduğumuzu sanırım bloğumu takip edenler kıyısından köşesinden anlamışlardır. Önceliğini 'insan olmak' üzerine kurduğumuz ailemiz, bu durumu çok iyi değerlendirip, ufak tefek zorlukları görmezden gelir, tam tersi tüm güzelliklerin keyfini sürer. Noel de bu keyiflerin en çok yaşandığı zaman dilimi...
Yaklaşan Noel zamanı ile birlikte, daha önce yurtdışından aldığım sadece ortası oval şeklinde kaneviçe, diğer taraflarında dokusunda melekler olan 'runner'ı işleme fikri gündemime düştü. Fotoğraftan da anladığınız gibi bu henüz bir önizleme kıvamında, tamamladığımda huzurunuza bir kez daha çıkacaktır şüphesiz...

Tüm bu mutlu tantanaları atlattıktan ve kendimle başbaşa kaldıktan sonra içim kıpırdanmaya başladı. Bizim ailenin tek kültürlü olmadığını, "multikulti" olduğumuzu sanırım bloğumu takip edenler kıyısından köşesinden anlamışlardır. Önceliğini 'insan olmak' üzerine kurduğumuz ailemiz, bu durumu çok iyi değerlendirip, ufak tefek zorlukları görmezden gelir, tam tersi tüm güzelliklerin keyfini sürer. Noel de bu keyiflerin en çok yaşandığı zaman dilimi...
Yaklaşan Noel zamanı ile birlikte, daha önce yurtdışından aldığım sadece ortası oval şeklinde kaneviçe, diğer taraflarında dokusunda melekler olan 'runner'ı işleme fikri gündemime düştü. Fotoğraftan da anladığınız gibi bu henüz bir önizleme kıvamında, tamamladığımda huzurunuza bir kez daha çıkacaktır şüphesiz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








