yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2019 Salı

Mutlu Yıllar!



Fotoğraf çok taze, yaklaşık iki saat önceki yürüyüşten... Birkaç günlüğüne Niedernsill, Avusturya`dayız. Malum yılın son günü. Âdet yerini bulsun diye tüm iyi dileklerimizi, yeni yıldan beklentilerimizi saldım evrene. Önceliğimiz sağlık ve huzur, mutluluk elbette. Buna ek olarak kendi adıma zamanımı daha verimli geçirmeyi, bloğuma daha çok zaman ayırmayı hedef koydum. Geçen yıl bunu başaramadım ama o kadar çok dikiş diktim ki kendimi affettim.😚
Yeni yazılarda buluşmak üzere, sevgiyle kalın, hoşça kalın...

27 Aralık 2018 Perşembe

Yılın Son Yazısı Hakkımı Kullanıyorum


Yazıp yazıp yarım bırakıp kaydettiğim onca yazıdan sonra bu senenin blog açısından verimli geçtiğini söylemek zor. İnişli çıkışlı ve blog ile ilgili planladığım pek çok konuda yerimde saydığım bir yıldı. En çok etken sanırım üzerimdeki motivasyon eksikliğiydi. Malum, internet dünyası içinde bloglar artık üvey evlat (benzetmemi hoş görün) muamelesi görüyor. Eskisi gibi okunmuyor diye şikayet ettiğimiz bloglara çoğumuzun bildiği üzere bir hamle de Google`dan geldi. Google, Google Plus`ı güvenlik açığından dolayı ağustos 2019`da kapatacağını duyurdu. (Google duyurusu ya da Sosyal Medya Kafe`de okuyabilirsinizHepimizin iyi ya da kötü kullandığımız, kimimizin gruplar kurduğu, kendi/başkasının yazılarını paylaştığı ve yorumladığı bir sosyal platformdu. Kapanması zaten az okunan bloglar için yazık oldu! Şahsen takip ettiğim çok sayıda blog vardı.
Bu haberin etkisi geçmişti ki bu kez de birçoğumuzun yine yakından tanıdığı ve yazılarını paylaştığı Hürriyet Yazarkafe`nin de sessiz sedasız kapandığını öğrendim. Düşündükçe anlam veremiyorum, sebep ne olursa olsun biz üyelerine bir mail atıp durumu duyuramaz mıydı? Ya da onu da geçtim, genel bir duyuruyu da mı hak etmedik? Bunu bir kenara bırakırsak okuduğum yorumlardan sonra net anladığım kapanmasının bizler için iyi olduğu yönünde. Yine de haber vermeye tenezzül etmemeleri hiç hoş değil. 
Özetle 2018 yılı biterken anladığım önümüzdeki maçlara bakacağız, kendi yağımızla kavrulmaya devam edeceğiz. Buraları bırakmaya niyetimiz yoksa eğer (ki yok) bu işe daha çok asılmamız şart. Bunları buraya yazarken aslında sizden çok kendime söylüyorum. Bu sebeple gamlı baykuşluğu bir kenara bırakıp, yılın son paylaşım hakkımı aslında yapamadığım bir top için kullanıyorum:) Yapamadığım derken abartmıyorum. Açıldığında kağıttan yapılmış bir top olacaktı ama katladığım parça sayısı yeterli olmayınca yarım ay gibi açıldı, hemen işin kolayına kaçıp kart yaptım. Top için daha çok daire kesmeliymişim. O değil de yapıştırma işi sıktı beni, bir de açınca yırtıldı bazı yerlerden. Gördüğünüz gibi her "kendin yap" projesi mutlu sonla bitmiyor:) Gidin hazırını alın:)

Herkese mutlu yıllar!


16 Aralık 2016 Cuma

Hediye Paketleme

Hediye paketlemeyi sever misiniz? En son ne zaman bir hediye paketini kendiniz yaptınız?

İçindekinin değeri ne olsursa olsun, ki hediyenin ölçütü zaten bu değildir, özenli paket yapılmış minicik bir şey yüzüme kocaman bir tebessüm olarak yansır. Bunu bildiğimden hediye verirken-çok acil bir durumda değilsem- kendim paketlemeyi mümkün mertebe tercih ederim. Üzerinde mağaza isimlerinin bağırdığı ambalaj yerine kraft kağıt üzerine minicik bir dokunuş fark yaratır. Örnekleri çok:
Görünce belki hatırlamışsınızdır bu Lotus Çiçeği`ni. Nasıl katladığımı Origami kağıtları kullanarak anlatmıştım. http://www.mutlueller.com/2015/03/origami-lotus-cicegi.html Çok karışık gibi görünüyor ama inanın bana iki defa yapın, gerisi ezberden geliyor. Paket üzeri için Lotus Çiçeklerini Origami kağıtları kullanarak değil, biraz renk uyumuna dikkat ederek dergilerdeki reklamları keserek katlıyorum.

9 Aralık 2016 Cuma

Patates Baskısıyla Masa Örtüsü

Şu sıralar sürekli bir şeyler kurcalıyorum, bazı şeyler durduk yere dürtüyor beni. Bir yandan katılacağım kermesin hazırlıkları, bir yandan yılbaşı kartları, kurabiyeleri, bir yandan dergilerin ve sevgili Pinterest`in gazıyla aldığım notlar, sıraya koyduğum gerekli gereksiz işler, ki çoğu da gereksiz. Gerekli gereksiz mevzusu uzar gider böyle, tüm gereksiz işler benim olsun, dünyayı siz kurtarın.


Bak bu benim ilk video olayım. Aslında sunum ya neyse. Böyle şeylerin bu kadar kolay yapıldığını bana neden daha önce söylemediniz yahu? Şu basit şey bile beni ne kadar mutlu etti, yoksa ben basit şeylerden mutlu olabilen biri miyim, kafamda deli sorular. Peer Ole`ye sorarsan 40 yaş üstüne vermeyeceksin kardeşim bu teknolojiyi, sanki bir keşif gibi anlatıp duruyorlar sağda solda. Pes!

Ne dedik, patates baskısı çok mühim, bak daha önce çantanın birine nasıl da basmışım patatesi, hatırla: http://www.mutlueller.com/2014/11/cocuklugumdan-gelen-hosluk-patates-basks.html 
O zamanlar böyle sunumlar, videolar falan yok tabii, anlatıp durmuşum fotoğraflarla falan. Yazık. Ama prensip değişmedi, insanın canı patates baskısı istemeyegörsün, oooo bahane çok.
Bu nadide çalışmamı izlerseniz göreceksiniz, yine çok basit bir işe imza attım. İri bir patates, kumaş boyası, kazımak için bıçak, metal kurabiye kalıpları ve evet olmazsa olmaz örtü olabilecek bir parça kumaş. Kar tanesi kalıbı biraz zorladı, onu da kart basarken kullandım. Örtüyü çift taraflı kullanayım diye arkasını kırmızı yıldızlı kumaşla astarladım. İşte bunlar hep düşünce!

Gelsin sıradaki! 

31 Aralık 2015 Perşembe

Mutlu Yıllar!


2014 yılı biterken biraz zahmetli bir döküm yapmıştım. Geziler, aktiviteler, mutfaktan derlemeler, dikişler falan filan. Bu yıl gözümde büyüdü, yine çok gezdim, çok diktim vs. ama bilgisayarın başına oturup döküm alacak gücü kendime bulamadım. Baktım Instagram`da herkes 2015`in en iyi 9 fotoğrafını paylaşıyor, en azından onu yapayım dedim, gördüm ki benim gezi fotoğrafları o mecrada hiç iş yapmıyor:) Ben Instagram`ın yalancısıyım!
Hamiş: Çok gezme:)

28 Aralık 2015 Pazartesi

İşimiz Hep Geyik

Biz ev halkı olarak tırı vırı işleri seviyoruz. Bir yere giderken boş elle gidilmeyeceği de nesilden nesile aktarılan bir mevzu bizde. Ufak tefek gönül almaca şeyler. Konu yılbaşı olunca geyiklerden yola çıktık, geyik aynı geyik de, bizim kafa başka.
Origami konusunda Kai Felix çoktan beni solladı. Bazen yeni bir şey denerken yapamazsa morali bozulur, kağıtları kırış kırış yapar sinirden ama yine de üstüne tanımam. Misal, şu yukardaki kutuyu ben defalarca denememe rağmen sonunu getiremedim. Yapılmış kutuyu bozup geriye doğru çalıştım (hocam öyle dedi) 'eh işte' becerebildim. Kutunun içine bir şey koyup hediye ederiz diye ebatı biraz büyütüp kapak da çalıştı. Sonra kendisi hazır başlamışken hızını alamadı, haliyle ortalık kutudan geçilmedi. Abartıp post-it kağıtlarından bile kutu yaptı:) Nispeten büyük kutuların içine ev yapımı kurabiyeler koyduk, hediye hesabı. (Kutunun yapım aşamaları aşağıda, meraklısı deneyebilir.)

29 Aralık 2014 Pazartesi

2014 Nasıl Geçti?

Her yıl ardından iyi hatırlanmak ister. Yıl içinde hiç istemediğimiz ya da düzelmesini isteyip değiştiremediğimiz şeyler de olur, yakın ya da uzak acı kayıplarımız, kendi kendimize "ne berbat yıl bu yıl" dediğimiz zamanlar da...Yeni bir yılın anlamı nedir ki sanki! Süre dolar ve size hayatınızdan harcanmak üzere yeni bir 365 gün 6 saat verilir. Biz de bu yeni süreyi aldığımız kararlar, koyduğumuz hedeflerle en iyi şekilde değerlendirmeye çalışırız -ki yaşamın bir anlamı olsun. Yoktur aslında bir farkı da, hayat işte, oyalanıyoruz kendimizce...

Dünya için hiç de önemi olmayan, üzüldüğüm, küfrettiğim anları bir tarafa atıp kişisel tarihime hizmet olsun diye ufak bir özet çıkardım.

2014`te nerelere gittim?

Tabloya bakarsam fena gezmemişim. En önemli seyahat noktası benim için İzlanda oldu, büyüledi bu volkanik ada beni. Yıl içinde birkaç kez Cunda, Sakız Adası, Sığacık, Çeşme, alışılagelmiş seyahat noktası Hamburg, Truva, çok kez İstanbul, doğup büyüdüğüm yer Kdz. Ereğli, Selanik, İskeçe, Kartepe, Uludağ, Bursa ve civarındaki yerler, köyler...

2014`te hangi etkinlikleri gördüm?

Etkinlikler kimi zaman hedefim oldu, kimi zamansa gezdiğim yerlerde tesadüfen denk geldiğim...
Karanlıkta Diyalog, Bursa Kent Müzesi, Tasarım Bienali, İstanbul Modern`de Komşular sergisi, Bursa Tekstil Müzesi, Direniş Sergisi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Selanik Arkeoloji Müzesi, Atatürk Evi, Hamburg`daki müzeler, İzlanda`da denk geldiğim birkaç sergi... Arada unuttuğum vardır mutlaka, genel hatları ile ortaya çıkan tablo bu.

2014`te neler diktim?

Bilenler biliyor, dikiş dikmeyi severim ben. Fotoğrafları toparlayıp bakınca adım çantacı olmuş da haberim yokmuş gibi bir sonuç çıkmış ortaya:) Kumaşları severim, güzel bir kumaş görünce ağzım sulanır nerdeyse. Eh tembellik de bir yere kadar, çalışmışım epey yahu!


2014`te neler çıktı mutfağımdan?

Görünenler işin vitrin kısmı. Bizim evde de her ev gibi kuru fasulye, pilav, köfte vs. pişiyor elbette:) Yeni tarifler denedim, misafirler ağırladım, doğum günleri kutladım...Her ev gibi işte, fazla anlatmaya gerek yok.

2014`te çocuklarla neler yaptık?

Her şeyden çok çocuklarla bir şeyler yapmanın keyfini hiç değişmem. Onların elinin değdiği, elinden çıkan her şey çok değerli benim için. Yaptıkları resimleri zaman içinde birlikte oturup seçiyoruz, çerçeveletiyoruz. Yaşları büyüdükçe yapılanlar kabuk değiştiriyor, bazen okuldaki bir proje için çalışmaları gerekiyor. Öyle ya da böyle biz birlikte keyfini çıkarmaya çalışıyoruz her şeyin. Size de tavsiyem çocuklara mutlaka fırsat verin, yetenek meselesi değil bu. İstek uyandırırsanız ellerinden neler çıktığına inanamazsınız...

Başta da belirttiğim gibi çarşambanın perşembeden farkı yok. Ama biz yine de iyi dileklerimizi, umutlarımızı, hedeflerimizi eksik etmeyelim.  Herkese gönlüne göre geçirebilecekleri sağlık ve huzur dolu güzel bir yıl dilerim. 

1 Aralık 2014 Pazartesi

"Schokoladenbrot" Yiyelim, Güzelleşelim!

Yılın en sevilen sezonu başladı. Bizim iki kültürlü ailemiz için Noel zamanı demek bu, sonrasında da yılbaşı. Yaşamımızın "sağlıklı şeyler yiyelim" konulu teori ve uygulamaları bu bir ay boyunca sıkı bir sekteye uğruyor. Vereceğim tarifin içindekileri okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız nasıl olsa.
Suçlunun adı "Schokoladenbrot". Tercümesi "çikolatalı ekmek". Bana sorarsanız browninin Noel versiyonu gibi derim. Tarifi yıllar önce Alman bir aile dostumuzdan alıp birazcık değiştirdim. O zamandan beri her yıl bu dönemde severek yapıyorum ve bizim için on numara beş yıldız bir şımarıklık!

31 Aralık 2013 Salı

İsigami - Bölüm II

İkinci bölüme girmeden İsigami`nin birinci bölümünü bilmeyenler için hemen bir hatırlatma linki vereyim: http://www.mutlueller.com/2013/10/konumuz-isigami.html
Evet, biz İsmet Apaydın ile buluştuk Hamburg`da. Bu dar zamanda karşılıklı planlarımızın uyması ise büyük bir şanstı aslında.
Noel tatilinden dolayı çalışmadığı bir gündü ama biz yine de Hamburger Kunsthalle yani Hamburg Sanat Müzesi`nin kafesinde buluştuk. Daha önceki yazışmalarımızdan onun yaratıcı olduğu kadar içten ve sevecen biri olduğunu düşünmüştüm, ki hiç yanılmadığımı gördüm.
Biz biraz muhabbet ederken çocuklar merakla İsigami`yi beklediler elbette. İsmet Bey bir ara kalkıp masaya geri geldiğinde elinde kocaman bir poşet vardı. Çocukların şaşkın bakışlarıyla Matruşka misali içinden İsigamiler çıktıkça çıktı. Hepsini gruplara ayırmış, bana da içinde harika İsigami figürlerinin olduğu şık bir kutu kısmet oldu. Çocuklar için hazıra konmak yok, onlara İsigami yapmaları için bir torba dolusu müzenin giriş biletinin koçanlarından getirdi. Yani İsigami için temel malzememiz.
İsmet Bey sabırla İsigami`nin en temel taşından başladı anlatmaya, biz de uslu öğrenciler olarak bir yandan yaptık. Bu arada soruma karşılık olarak figürleri hiçbir yere çizmeden ya da ön hazırlık yapmadan tamamen kafasında nasıl hayal ediyorsa öyle yaptığını öğreniyorum. Yaratıcılığı ve el çabukluğu zaten takdir edilesi...
Müzedeki İsigami kurslarının aralıklı olarak devam ettiğini ve kurslara katılanların çoğunun orta yaş üstü olduğunu söylüyor İsmet Bey.
Kai Felix ve Peer Ole`nin yaptığı ancak henüz isimlendiremedikleri İsigami figürleri
Merak ettiğim konulardan biri de İsmet Bey`in daha önceleri Origami ile ilgilenip ilgilenmediğiydi. Hayatında hiç Origami yapmadığını net bir şekilde belirtti.
İsmet Bey`in beraberinde getirdiği, bazılarını bana hediye ettiği figürler
Çocuklar sevdi mi diye sorarsanız abartmadan söyleyebilirim ki, bayıldılar! Origami onlar için yabancı değil, çok severek yapıyorlardı. Ancak İsigami`yi çok daha yaratıcı ve ilginç buldular. Herhangi bir talimata bağlı kalmadan birleştirmeyi ve bir figür oluşturmayı çok daha özgür bulduklarını söylediler. Buluşmadan dönerken metroda bile yaptılar, eve geldiğimizde henüz ayakkabılarımızı çıkarmadan babaanne ve dedeye anlattılar, gösterdiler. İsmet Bey`in yakınlığının, anlatışının ve sempatik tavırlarının İsigami`yi sevmelerindeki payı büyük elbette.
Ve güzel bir haber: Önümüzdeki yaz İsigami`nin kitabı çıkacak! Bu heyecanlı haberi de bu buluşma vesilesiyle öğrenmiş oluyorum.

İsmet Bey`e bize zaman ayırdığı için tekrar çok teşekkür ediyorum. İsigami kitabı ile büyük kitlelere ulaşıp ve çok başarılı olacağına gönülden inanıyorum.

İsmet Bey`in yaptığı yeni figürleri, bazen de videoları blogundan takip edebilirsiniz.
http://isigami.blogspot.com/

Not: Bu yılın son postu olmasından dolayı yeni yıl dileklerimi de ileteyim, duymayan kalmasın:)
Öncelikle hepimize hayallerimizin peşinden koşmak için sağlıklı bir vücut, sağlam bir kafa diliyorum. Ülkemiz için temiz bir yıl dilerken; her tür yalan dolana, hukuksuzluğa, haksızlığa, ırkçılığa, kadın şiddetine, çocuk istismarına, homofobiye vs. karşı durabileceğimiz güç ve sabır diliyorum.
Mutlu Yıllar!

Tüm fotoğraflar bana aittir, lütfen izinsiz kullanmayınız.

3 Aralık 2013 Salı

Kart Dediğin Bazen Dikilir

Bu aralar 'fuzuli işler başkanlığı'na soyundum. Yılın sonu geldi malum; belki de bunun saçma sevinci mi desem (ne oluyorsa?!), evdeki kırpık kırpık şeyleri değerlendirme düşüncesi mi, birilerinin yüzünde ufak bir tebessüm olsun çabası mı, belki de hepsi ve her şey neden aslında...


"Kart gönderen mi kaldı Semi?" dersiniz gibi geliyor bana yoksa yanılıyor muyum?

19 Aralık 2012 Çarşamba

Dağıldım, Bana Müsaade!

Bir önceki bienal postundan sonra o 'artistik' havadan eser yok!
Daha çok "dağılma" şeklinde oyalanıyorum şu sıralar. Hangimiz yapmıyoruz ki bunu?
Bir bakıyorum kermes peşindeyim, dikiş makinesiyle terapi seansındayım o zaman.
Bir bakıyorum okulda bir sunumda "mutlu çocuklar"ın sırrını dinliyorum bir psikologtan, bildiğim/okuduğum şeyleri bir kez de kulak duyuyor. Onaya ihtiyaç var sanki ama anlıyorum ki benimkiler doğru ellerde.
Bir bakıyorum Yunanlı bir sanatçının (Savina Yannatou) konserindeyim, muhteşem sesiyle Akdeniz`i dolaşıyorum. Koparıp götürüyor beni bir yerlere...Bir bakıyorum una bulanmış halimle, tarçın, vanilya, kakule kokuları eşliğinde kek/kurabiye dünyasında kendini çoktan kaybetmiş, mutfağı 'normal' haline nasıl getiririm kısmını düşünüyorum.
Bir bakıyorum çok haber izlemişim, çok gazete okumuşum, kendi kendimi fena gazlayıp ülkeyi bırak dünyayı kurtarmaya çalışıyorum.
Bir bakıyorum en güzel yerdeyim, çocuklar kafamı nereye götürürse ordayım... Aynen gördüğünüz gibi.

1-Zımparaladığımız yüzeyi beyaz akrilikle boyadık.2-Çöp şiş yardımıyla siyah akrilikten göz yaptık.3-Bildiğimiz pamuktan sakal yapıştırdık.4-Evdeki küçük pembe ponpondan burun yapıştırdık.5-Alın bölgesine şapka için yapıştırıcı sürdük.6-Çoraptan kestiğimiz parçadan şapka yapıştırdık.7-Çikolatanın meşhur çıngırağını şapkalarına bağladık. Ha unutmadan, pembe pastel ve parmak yardımıyla yanak yaptık.


Kafalarındaki şapkaları Kai Felix`in eskimiş külotlu çorabından kestik. Evet, külotlu çorap giymeyi çok seven bir oğlum var:) Üstelik külotlu çorap giyerse külot giymiyor! Neden diye sorarsınız; "Adı üstünde anne külot zaten içinde" diyor:)

Şimdi gitme zamanı....Birkaç gün sadece...
Bana gelen mimlerden haberim var, not ettim bir tarafa.
Kıyamet senaryoları gerçekleşmezse bende ya da sizde görüşürüz yine:)

3 Ocak 2012 Salı

Nerde Kalmıştık?

Herkes birbirine yeni yıl dileklerini, beklentilerini, hayallerini anlatıp, yazıp rahatladığına göre kaldığımız yerden devam edebiliriz:))


* Çizim bana ait değildir. Facebook`da bulduğum ve kaynağına ulaşamadığım bir çizimdir.

8 Aralık 2011 Perşembe

Kes Kes...Bu İşin Sonu Yok Gibi


Ne çok kestik geçen akşam......
Geçenlerde alakasız bir yerde bulduğum kendinden yıldız baskılı renkli kartonların dayanılmaz cazibesine kapılıp eve getirdim. Severiz ya kırtasiye, kalem işlerini. Arada vakit bulunca yaptık bir şeyler. Okuldan gelince rahatlamaları için basit, fazla uğraştırmayacak işler çıkarmak iyi geliyor.


15 Kasım 2011 Salı

Geriden Takip

Bayram da geçtikten sonra yılbaşı ve Noel ile haşır neşir durumum arttı. Beni takip edenleriniz bilir, diktiğim ve bloğumda gördüğünüz her şey beni yansıtır, benim zevkimdir, renklerimdir. Yani herkes gibi aslında, fikirler, kafamdan geçenler de kendi ihtiyaçlarımdan doğuyor.
Hediye vermeyi çok önemserim, vaktim olduğu sürece plastik mağaza poşetlerinde hediye vermemeye özen gösteririm. İçindeki çok basit olabilir ama sunumu göz doldurmalı. Yukarıda gördükleriniz ve benzerleri bu düşünceyle çıkıyor ortaya.
Kurabiye Adam`ın böylesini ilk kez çalıştım. Hikayenin kötü bitmesine rağmen ailece severiz kendisini, daha önce kurabiye olarak da lüpletmişliğimiz oldu:)



Günlerden pazartesi olmasına rağmen kahve keyfimi eksik etmedim. Yanında çifte kavrulmuş fıstıklı Safranbolu Lokumu eşliği ile keyif doruklarda. Bayramda hangi diyarda gezdiğimi tahmin etmek zor değil herhalde. Biraz annemi ziyaret, biraz da yol üstü olan Safranbolu. Yıllar önce de gittiğim ve çok sevdiğim yer orası, şimdilerde beğendiğim yerleri çocuklarla bir kez daha ve çocuk gözüyle keşfediyorum. 1994 yılından beri Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Safranbolu`yu pek çok yönüyle beğenirken 'keşke' dediğim şeyler de yok değil. Mesela dünyayı saran 'Made in China' salgınından korunması gereken bir yer burası. Böyle bir yerde sadece ve sadece el emeği ve yöreyi anlatan, yöreye ait işler görmek ister gözüm ve paşa gönlüm.

Bu arada "Food Styling" , yemek stilistliğinin neden gerekli olduğunu yandaki fotoğrafı çekme çabalarımda köpüğüyle cebelleşirken anladım. İyi bir kare yakalayana kadar köpüğün güzelliğinden eser kalmadı. 

Yanımızda bir de o çok değerli safran bitkisinden getirdik. Bu kadar çabuk açıp güzelliğini sergileyeceğini bilmezdim.
Bilenleriniz vardır mutlaka ama gene de not düşeyim: 80.000 çiçekten yarım kilo safran çıkarılıyor. Kendi ağırlığının 100.000 katı suyu sarı renge boyar. Ağırlığına göre dünyanın en pahalı baharatı, kilosu 15.000 TL! İnanılmaz değil mi?




Gitmeyenler için biraz daha Safranbolu.....



Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılan "İncekaya Su Kemeri". Sonbaharın boyadığı renklerde yürüyüş için ideal!



Gene İzzet Mehmet Paşa tarafından 1797`de İngiltere`den getirtilen saat kulesi günümüzde hala çalışıyor. Saatin bakımını üstlenen aslında kundura ustası olan İsmail Ulukaya kırk yıldır bu işi gönüllü yapmakta olduğunu söyledi.Yarım saatte bir ve her saat başı çalan çanı duyabilirsiniz.

Fotoğraflardan biri de "Bulak (Mencilis) Mağarası" na ait. Türkiyenin 4.büyük mağarası, gerçekten etkileyici. Toplam uzunluğu 6042 metre. Birbirine bağlı 3 kattan oluşuyor ve mağaranın sadece 400 metresi ziyarete açık.

*Safranbolu fotoğrafları eşimden, teşekkürler kendisine:)

4 Kasım 2011 Cuma

Bayram ve Alakasız İşler

En son yazacağımı en başta yazayım unutmadan:

Herkese sevdikleriyle birlikte nice güzel bayramlar diliyorum. Trafik kazalarından, felaketlerden uzak, hayvan eziyetinin sergilenmediği örnek bir bayram olsun!


Yazının takibinde göreceğiniz ve okuyacaklarınızın bayramla pek alakası olmadığının farkındayım. Kimi zaman insan kendini çocuk gibi hisseder ya -ki zaten bu aslında güzel bir şeydir- ben de kendimi öyle bir heyecana kaptırdım bu şirin önlüğü dikerken. Bangır bangır bağıran Noel ya da yılbaşı  temalı dikiş bitti ve karşısına geçip seyrettim ve belki de ne hayallere daldım, komiğim yani:)


Detayları her zamanki gibi: