Bu pazar sabahı anneanneden dönen Kai Felix, içinde minik ölü bir balık olan kavanozla yatağımın başına gelip üzerime atladı:) Annem ikna edememiş, kıyıda kumla oynarken bulduğu ölü balığı "anneme göstermem lazım" deyip kapmış getirmiş. Ben dahil tüm ev halkı gördü, inceledi balığı. Biraz konuştum, yarın balığın cenaze töreni var bizde, beklerim:)
Peer Ole kamptan tahmin ettiğimiz gibi yorgun döndü. Geçen yıldan biraz daha farklı bir program izlenmiş, özetle; bir gece çadırda kampçılık eğitimi, takım oyunları, okçuluk, el becerileri, yüksek ip çalışmaları gibi yoğun bir aktivite programı uygulamışlar.
Kız popülasyonunun geçen yıla göre biraz daha fazla olması Peer Ole`nin çok hoşuna gitmese de, sonuç olarak belli ki eğlenmişler, öğrenmişler, bol hareket etmişler, biraz daha büyümüşler...
Üzerine bir de arınma yaşadılar, her türlü elektronik alet kampta yasak çünkü. Akşam belli bir saatte aradık ama web sitelerinden bize verdikleri şifre ile girip o günün fotoğraflarına bakabildik.
Hala duymayan kaldıysa bir kez daha vereyim adresi: Campwolftrack
Çocukların eve döndüğünü anlamak, hissetmek hiç zor değil bizde. Sabahki balık gösterisinden sonra, bir fasıl kampta yapılmış bileklik üzerine kriz yaşandı, arkasından kahvaltı masasında dökülen yaklaşık bir litre süt ve sonrasında iki saat süren mutfak temizliği, tabii ki gün içerisinde atışmalara devam...
Eve hoş geldiniz gençler!
Semi anne bir hafta boyunca (abartısız) yan gelip yattı, devirdi çanağı:) Evde mutfağa kahvaltı hariç hiç girmeyip, hemen hemen her akşam dışarılarda mekan mekan gezdi, lafladı, yedi, içti...
Bu arada 21 haziranda kutlanan Dünya Müzik Günü`ne katıldım. F.S.M.Bulvarı trafiğe kapatılmış, tüm akşam her köşeden ayrı bir ses duymak mümkündü. Genci, yaşlısı, çocuğu...
Oh içim açıldı insanları öyle görünce, keşke müziğin insanları birleştirici bu yönü hep ön planda olsa diye iç geçirdim. (hayat bayram olsa misali...)
Bizim evde bizi en çok birleştiren yer ise mutfak! Kriz ortamında hadi kek yapalım desem herkes atlar:)
Bugünkü menüde silip süpürdüğümüz limonlu kek vardı, yanında dondurma ile.
Kekin pişmesini bekleme sürecinde çocuklar daha ne kadar kaldı diye ısrarla sorunca, yarım saat falan dedim. Peer Ole, "offf ya yarım saat, üç saatte geçmez şimdi" diye bir pıtırcık attı ortaya, anlamsızca suratına baktım, yaniiiiiii??? anladı ve kendini tutamadı:)))


