Çocukken bana ya da eve yeni bir şey alındı mı heyecan dorukta olur, eve gelen giden hangi komşu varsa mutlaka görmek/ilgilenmek zorunda bırakılırdı tarafımdan:) Hele bayram öncesi; elbisemi, ayakkabımı günler önceden giyer, izleyicilerle prova bile yapardım. Çocukça işler bunlar ama zaman bana cömert davrandı belki de ve ben hiç yaşlanmadım. (yani en azından bu anlamda)
Ne olduğunun hiç önemi yok, elime yeni bir şey geçerse heyecan yaparım, göremeyecek olanlara da anlatırım -ki eksik kalmasınlar... Neyse ki blogum var da birçok şeyi buradan toptan hallediyorum:)
Daha önce tadımlık bahsettiğim (bkz: tık) babamdan miras kalan pul koleksiyonunu yeniden bulduğumdan beri arada çıkarıp bakıyorum, nasıl bir kültür saklı, neler anlatıyorlar bana...Bu düşünceler arada sırada bana uğrarken sevgili blog arkadaşım Sinem`in bloğunda pullarla ilgili bir post okudum. (Sinem`le İstanbul`da The Great Masters sergisinde tanışıp kaynaşmıştık.) "Neden devam etmiyorum ki pul koleksiyonuna, çocuklar için de süper olur, ne de olsa artık kimse mektup-kart göndermiyor/almıyor (postcrossing yapanlar hariç, mesela bkz.Jasojan), onlara bırakacak değerlerden biri bence...." gibi gibi düşünürken PTT`nin filateli internet sitesini öğrenip sipariş veriyorum ve bir hafta içinde elimde olan bu harika pulları yaklaşık iki haftadır gelene-gidene gösteriyorum:)


