pul koleksiyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pul koleksiyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2012 Çarşamba

Kapı Açık Kalsın, Yeni Gelenler Hoş Gelsin!

Çocukken bana ya da eve yeni bir şey alındı mı heyecan dorukta olur, eve gelen giden hangi komşu varsa mutlaka görmek/ilgilenmek zorunda bırakılırdı tarafımdan:) Hele bayram öncesi; elbisemi, ayakkabımı günler önceden giyer, izleyicilerle prova bile yapardım. Çocukça işler bunlar ama zaman bana cömert davrandı belki de ve ben hiç yaşlanmadım. (yani en azından bu anlamda)
Ne olduğunun hiç önemi yok, elime yeni bir şey geçerse heyecan yaparım, göremeyecek olanlara da anlatırım -ki eksik kalmasınlar... Neyse ki blogum var da birçok şeyi buradan toptan hallediyorum:)
Daha önce tadımlık bahsettiğim (bkz: tık) babamdan miras kalan pul koleksiyonunu yeniden bulduğumdan beri arada çıkarıp bakıyorum, nasıl bir kültür saklı, neler anlatıyorlar bana...Bu düşünceler arada sırada bana uğrarken sevgili blog arkadaşım Sinem`in bloğunda pullarla ilgili bir post okudum. (Sinem`le İstanbul`da The Great Masters sergisinde tanışıp kaynaşmıştık.) "Neden devam etmiyorum ki pul koleksiyonuna, çocuklar için de süper olur, ne de olsa artık kimse mektup-kart göndermiyor/almıyor (postcrossing yapanlar hariç, mesela bkz.Jasojan), onlara bırakacak değerlerden biri bence...." gibi gibi düşünürken PTT`nin filateli internet sitesini öğrenip sipariş veriyorum ve bir hafta içinde elimde olan bu harika pulları yaklaşık iki haftadır gelene-gidene gösteriyorum:)


19 Ocak 2012 Perşembe

Seviyorum Blog Dünyasını

Artık bloğumun özelliği haline geldi nerdeyse. 
Kural 1.Tembellikten haftada bir ancak yazılacak.
Kural 2.Mümkünse birkaç konu ele alınıp, birbiriyle alakasız konular zorla birleştirilecek. 
Öyle bir post sizi bekliyor....
Sevgili Özge`nin bloğunu takip edenler konuyu bildi zaten. Evet, bir sanal arkadaşlık daha ete kemiğe büründü dün itibarıyla. Kendimden korktum, kıyıda köşede kalmış ne çok hikayem varmış anlatacak! 
İki blogger, kahkahası bol iki hoş hatun neler kaynatmaz ki....kendimiz, çocuklar, evlilik, blog dünyası, hobiler, mekanlar derken saatleri devirdik. Ha sizleri de düşünmedik değil, birçok blog masaya yatırılıp itinayla didiklendi. 
Özge`cim, hoş, tatlı insan.... umarım sıkmadım seni. Söz, bir sonrakine daha az konuşurum:))
Bloğunda öyle bir bahsetmişsin ki benden bugün düne göre daha havalı geziyorum ortalıkta, ha ha hayt... Kim tutar seni Semi!


Size de öyle olur mu bilmem, çok değer verdiğiniz bir şeyi kaybolmasın diye bir yere koyarsınız ve (balık hafızanız da varsa bunu destekleyen, örnek ben!) nereye koyduğunuzu unutursunuz. Sonrasında evin tüm gizli yerleri araştırılır, akla gelen olmadık senaryolar düşünülüp ev ters düz edilir. Ve mutlu son en umulmadık yerden çıkar her zamanki gibi!
Rahmetli babamdan bana kalan birkaç parçadan belki de en değerlisi bu pul koleksiyonunu haftalardır arıyorum evin içinde. Bıkmadan da arardım ki, dün beni havaya uçuran sona ulaştım nihayet!
Küçükken de bilirdim bu pul koleksiyonunun varlığını ama babiş bana elletmezdi doğal olarak. Şimdi bu değer ellerimde ama ben bihaberim pullardan, değerlerinden. (üstüne üstlük kaybetmeme ramak kalmış) 
Bizim neslin cahilliği mi yoksa benim mi??? Ben büyürken kimse bana gel de pul koleksiyonumu göstereyim diye bir yaklaşımda bulunmadı ki, geç kalmıştım belki de. Ya da başka şeylere çoktan tav olmuş, koleksiyona gerek kalmamış da olabilir:))

Bu ay, hatta yarın, annemle babamın evlilik yıl dönümleri. Babişkom yaşasaydı 50.yıllarını kutlayacaklardı! O nesil için çok normal sayılırken, bizler tek basamaktan iki basamağa geçince bile 'vay be' oluyoruz. Sebeplerin alt başlıkları değişken ve evli olanlar çoktan anladı aslında, konuyu daha da açıp evli olmayan (ya da yeni evli) bloggerların iştahlarını kaçırmak istemem, ki herkes kendi doğrularının keşfini kendisi yapsın.
Şimdi Semi koca hafta pul koleksiyonu peşinde koşup, Özge ile mi buluştun sadece derseniz diye de mutlu ellerimden çıkan lavanta dolu sepeti takdim ederim: