Ben kendime gelene kadar çok şey söylendi, çok şey yazıldı. "Aman bir ben eksik kalayım" diye geri duracak değilim, ki tarihe not düşülsün, en azından kendi tarihime:)
Aylar önce heyecanla etrafımdakilere RHCP bileti aldığımı söylerken, çoğunun ifadesi
"yıllar önce gelselerdi tamam da, artık yok ya gidilmez" idi. Benim beklentim boş çıkmadı; müthiş bir performans, 40.000`den fazla izleyici!
Mekan kesinlikle yanlıştı ama artık bunun üzerine konuşmak da yanlış. Söylenen söylendi...Ulaşım sorunları, zaten trafiği dünyada örnek(!) gösterilen İstanbul`da kaça katlandı bilmem!
Pozitif Müzik`e çok yüklendi millet. Bunu dışarıdan bakarak söylemek yanlış, mekan seçiminde tam olarak neler yaşandı bilmiyorum. Ama trafikten ya da alkolsüz konserden dolayı şikayete gidilecek ilk adres onlar değil!
Bize dönersek;
Bizi götüren uyanık taksicinin bihaber hali bize yaradı, gık demeden Santralistanbul`un yolunu tuttu. Yaklaştığımızda bir şeylerin ters gittiğini düşünen taksici bize dönüp
"ne var burda bu akşam?" dedikten sonra aldığı cevapla yıkıldı! Bilseydim getirir miydim ben sizi şeklinde kibar kibar ama arkamızdan kesinlikle ağır ağır küfür ettiğini tahmin etmek hiç zor değil:) Zira bizim indiğimiz yerde trafik çoktan bitik durumdaydı!
İçerisi tahmin edildiği gibi; gezinen-oturan insan yığını, saatlerini meşrubat-sigara ikilisine bağlamış sağda solda muhabbet halindeydi. Biz de katıldık haliyle.
Athena tam zamanında sahnedeydi, iyi bir repertuvar ile bizleri ısıtıp gittiler. Athena`yı hep sevmişimdir; tarzlarını bozmayıp, kimseye bulaşmadan işlerini yapmaları sevme nedenlerimden başı çeker sanırım. Sahnenin yanında yer alan ekranlar henüz açık olmadığından, kategori 1`de olup sahneyi de hiç göremediğimden izleme şansım olmadı kendilerini:)
Gecenin esas adamlarını beklerken evde bir ablaya teslim ettiğim çocuklar aradı. '
Çok gizli' bir konuşma sonucu ablanın tencerenin kapağını kapatmasından dolayı mantının taştığını, hatta tüm ocağın battığını Peer Ole`den öğrendikten sonra arkasından telefonu alan Kai Felix, mantı tabağını yere düşürdüğünü, mantıları sonra nasıl topladıklarını anlattı! Süper!!!! Evde her şey yolunda:) Duyurulur, konser alanında mantı mantı diye hararetle konuşan bendim!
Çok da gecikmeden Monarchy of Roses ile başladı konser, Dani California, Can`t Stop ile devam ederken I`m With You albümündeki Did I Let You Know`da
İlhan Erşahin de sahnedeydi. Performansları, görsel anlamda sahne etkileyici olduğu kadar setlist de iyiydi. Gitarist Josh Klinghoffer`ın alçılı bacağı ve üzerindeki Türk bayrağı tişörtü puanları toplarken, basçı Flea müthiş enerjisi ve konuşmaya her daim hazır haliyle sempati odağı oldu. Give It Away ile iz bırakan bir final sonrası gecenin çileli ikinci bölümü selamladı bizi!Girişin problemi çıkışta daha da bir büyüdü. Uzun süren çıkış eziyetinden sonra gecenin yürüyüşü başladı bizim için. Yaklaşık 2 saat süren turun sonu taksi bulmamızla mutlu sona ulaştı:)
Öyleydi, böyleydi, şöyleydi....Yaşanan sıkıntılardan dolayı müthiş konser güme gitmesin; yürümüşüm, susamışım, beklemişim, sahneyi görememişim kaç yazar!
Payıma düşenler, bir nevi iç ses diyelim:
- Toplamda 10 saati aşan bekleme-izleme-yürüme potansiyelimin hala olduğunu bilmek gelecek konserler için umudum oldu:)
- Alkolsüz konseri grubun müthiş performansı unutturdu. Acaba grubun bundan haberi var mıydı, birileri çıkıp onlara neler olduğunu anlatmış mıydı? Ülkeyi yasaklarla kurtardığımızı falan mesela...
- Kendi adıma izlemeye gittiğim hiçbir konserin ardından "İstanbul çok güzel, sizi seviyorum" tarzı bir yaklaşım beklemem. Tam tersi iticidir benim için, hatta yalakalıktır. Aynı şekilde yerli konserler de dahil. Beni niye sevesin ki be adam, en fazla zahmete katlanıp izlemeye geldiğim için teşekkür edersin:)
- İstanbul`un çok iyi bilmediğim Eyüp tarafları da tuhaf yerlermiş. Gece yürürken, mahalleli çocuklar yaklaşıp "abla bu akşam ne var?" diye sordu. Cevaba karşılık ise "ha zaten belli, burada normalde bu saatte köpek bile gezmez" dedi:)
- Topuklu ayakkabı giyebilen bir insanoğlu değilim. K1`de olup da LED izleyince "keşke" dedirtti bana. Yok canım şaka, deli miyim topukluyla konsere gidecek:) Ama şık bir sandaletle gelen bir hatun gördüm, içim acıdı:)
- Anthony Kiedis`in "life is a trip" yazılı bir tişörtü olduğunu gazetede gördüm. Benim hayat yolculuğumda ise kendime daha nice ama özgürce konserler dileyerek noktayı koyuyorum.