Kedi aşkına!
Sevgili eşimin annesi (kayınvalide demeyi hiç sevmedim bir türlü) kedileri tutkuyla sever, evde hep bir kedi vardır baktığı. Kediler evde kraldır, kraliçedir.
Oturma odasına girdiğinde ayağa kalkıp el öpmediğimiz eksiktir. Yerini hazır ederiz, gerekirse öksürük, aksırık durumlarımızı erteleriz. Bu duruma tezat, kendisi simsiyah olduğundan çalışma odasındaki siyah koltukta şekerleme yaparken üzerine oturmuşluğum da vardır ama aramızda sır olarak kalmıştır:)Annemize yıllardır almadığımız kedi kitabı, kedi biblosu, kedi tabakları, kedi takvimleri ve bilumum ıvır zıvır kalmadı. ('bilumum' imiş doğrusu, ben 'bilimum' biliyordum, TDK`ya hürmetler...) Bu hafta birkaç günlüğüne de olsa yol gözüktü bize. Aklıma sevgili Okuyan`nın bloğunda paylaştığı ve benim de kaydettiğim kediler geldi. Teşekkür ediyorum paylaşımına...Zevkle işledim, renk geçişleri olmadığından oldukça kolaydı. Çerçevelenince işi bitmiş olacak.
Fındık yiyen kedi mi olur?
Olurmuş....Kai Felix`e "Yerli Malı Haftası" dolayısıyla verdiğim fındıkların bir kısmı çantasına dökülmüş.(bu arada bilmem ne marka kek ve gene bilmem ne marka meyveli yoğurt 'yerli malı' olmuş, haberimiz yok. Bazı değerleri Çinli kardeşlere kaptırdığımız doğrudur ama bu kadar demedik hani. Gönderen anne benim için yılın annesidir!) Çantayı komple boşaltıp temizlemeye çalışırken evin fesat kedisi Muddel gelip bir iki mırladı. İşimiz vardı ilgilenmedik. Çantanın derinliklerinden çıkardığımız fındıkları bir kenara ayırdık. Arkasından bir kırt kırt sesler, bizimki öyle bir iştahlı fındık yiyordu ki, elimle topluyorum elime atlıyor utanmaz:) Daha önceki kavun yeme skandalından sonra bu da üzerine 'bonus' oldu! (bize de anlatacak bir şey çıktı fena mı:))