21 Eylül 2017 Perşembe

Kafamızı Kurcalayan Sorulara Çözüm Arayışları: Food Revolution 5.0

Geçtiğimiz ay birkaç hafta Hamburg`daydım. Her defasında olduğu gibi bu kez de sizi önce alıp bir sergiye götürüyorum. Biraz kafa karıştırıcı, düşündürücü, kimi zaman ürkütücü ve ne yediğimizi ve gelecekte ne yiyeceğimizi sorgulayan bir sergi. Dolayısıyla bu hepimizi ilgilendiren bir konu. Geleceğin gıdası üzerine: Food Revolution 5.0
30`dan fazla uluslararası tasarımcı oturup gelecekte bizi ne bekliyor sorusuna kafa yormuş:
Mesela herkes kendi marulunu oturma odasında yetiştirse, 3D yazıcıdan yiyeceklerimizi hazırlasak, böcek çiftlikleri kursak, tavuklara taktığımız VR gözlükle harika bir çiftlik hayatı hayal ettirip bir parça özgürlük versek... Nasıl olur? Düşüncesi bile sarsıyor insanı. Sergi aynı zamanda yeme alışkanlıklıklarımızı, tüketim zincirini, hayvansal gıdanın geldiği noktayı bir güzel kurcalayıp kafamızı allak bullak edip kapı önüne bırakıyor. Sergiden vegan olarak çıkmak ise yüksek ihtimal.

Sergide yer alan tüm çalışmaları değil, çocuklarla benim en çok etkilendiğimiz birkaç örnekle sizin de kafanızı karıştırmaya niyetliyim bugün.


Austin Stewart, Second Livestock (2014)

Hepimizin bildiği bir gerçek; tavukların hayatı günümüzde hiç de parlak değil. Hareket etmekte dahi zorlandıkları daracık alanlarda en hızlı şekilde yetiştirilip tüketime sunuluyorlar. Bunun ne gibi sonuçlar doğurduğunu az çok biliyoruz. Amerikalı tasarımcı bu VR gözlükle tavuklara özgür bir hayat sunarken hemen yanında yer alan video bize bunun nasıl olacağını gösteriyor. Ben bu tarz sergilere çocuklarla gitmeyi çok seviyorum, anlamadıklarını açıklamak, birlikte okuyup anlamaya çalışmak ve çıkışta sergi hakkında konuşup bizi en çok etkileyenlerden bahsetmek hepimize çok şey katıyor. Mesela bu sergiye VR gözlük takmış tavuk damgasını vurdu. Çocuklar çok etkilendi, içleri acıdı, üzüldü... Daha detaylı bilgi için: https://www.theaustinstewart.com/secondlivestock.php

Carolin Schulze, Falscher Hase oder Bugs`Bunny (2014/15)

Geleceğin alternatif yiyeceklerinden biri, böcekler. 10 kg. hayvan yeminden ancak 1 kg. sığır eti ya da 5 kilo tavuk eti elde edilebiliyor. Oysa 10 kg. hayvan yeminden 9 kilo böcek eti kazanılıyor. Üstelik bu eti elde etmek çok kolay ve masrafsız. Suya ihtiyaç yok, karanlık ve küçük bir alan yeterli. Batılı dünyada bu uzak bir düşünce olsa da günümüzde Tayland ve Laos`ta yetiştirilip yeniyor.

Çevre ve beslenme konusunda geleceği görebilmek hiç de zor değil, tasarımcı bu yüzden mevcut tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirip değiştirmenin vakti geldi uyarısıyla biraz da et tüketen vicdanlara sesleniyor.
Batılı dünyanın gözünde böcekleri tiksindirici halinden çıkarıp kullanmak için bir yemek tarifi geliştiriyor. Bu 'sahte tavşan' için kurtçukları un haline getirip patates, soğan, sarımsak, tuz ve nişasta ile karıştırıyor. Elde ettiği hamuru 3D yazıcı yardımı ile tavşan olarak çıkartıp sonrasında kızartıyor. Birçok ödül sahibi olan projeyi yakından tanımak ve videoyu da izlemek isteyenler için: http://freyhaendig.de/projekt%20falscher%20hase/index.html


Beslenme konusunda her gördüğümüz rakam çok çarpıcı, özellikle et tüketimi.

  • Kişi başına yıllık et tüketimde Amerika 120,2 kg. ile başı çekiyor. 88,1 kg. ile Almanya,  25,3 kg. ile Türkiye de listede. 
  • 1 kg. sığır eti için 15.000 litre su gerekli. 
  • 100 sene öncesine göre et tüketimi iki katına çıktı. 
  • Hayvan yemi için Brezilya`da 4.478 futbol sahası kadar yağmur ormanı yok edildi. 

  • Her 1/8 yiyeceğimizi çöpe atıyoruz. 
  • Yılda 11 milyon ton yiyecek çöpünün %61`i bize ait, %17 sanayinin, %17 gastronominin, %5`i ticari.
  • Dünyada 795 milyon kişi açlık çekiyor.
  • 12 milyar insan için üretim yapılıyor.
  • Sadece yiyecek transferi için dünya genelinde her yıl karbondioksit salımı kara yoluyla 2,3 milyar ton, deniz yoluyla 1,12 milyar ton, hava yolu ile 650 milyon ton olarak gerçekleşiyor.
Miho Aikawa, Dinner in NY&Dinner in Tokyo (2010-2014)

Japon fotoğrafçı Miho Aikawa New York ve Tokyo`dan fotoğraflarla günümüz dünyasındaki yemek yeme kültüründe geldiğimiz noktayı irdeliyor. Son 30 yılda yemek yemek artık tek başına yapılan bir eylem olmaktan çıktı, özündeki sosyalleşmeyi kaybetti. Yeni iletişim yöntemi olarak cep telefonu, internet veya bilgisayarı seçen insanlar bu değişime neden oldular.
Fotoğrafların karşısında bir süre durup inceledik, çocuklarla neden hep yemek masasında ve birlikte yemek yediğimizi konuştuk. Yemek bizim için araya sıkıştırılmış bir eylem değil keyif demek.
http://www.mihophoto.com/portfolio/dinnerinny/

Amélie Cayré, Au bon endroit

Yiyecekleri nerden/nasıl tükettiğimiz kadar nasıl sakladığımız da önemli, ki mümkün olduğu kadar taze kalsınlar ve çöpe atılmasını önleyelim. Fransız tasarımcı Amélie Cayré bu konuya parmak basıp modüler bir saklama yöntemi sunuyor. Nemli, karanlık bir çevrede ve sınırlı kapasite ile bilinçli bir satın almayı teşvik ediyor.
Ek bilgi: Buzdolabı kullanmaya başladığımızdan beri -çıkış amacına ters olarak- insanoğlu daha çok çöpe atıyor, çünkü daha çok satın alıyor ve satın aldığımız yiyecekleri bir köşede unutuyoruz. Oysa ki atalarımız taze olarak tükettiler, fermente ettiler, kuruttular, konserve yaptılar, kompost yaptılar, hayvanlara verdiler vs. ama çöpe atmadılar.  https://ameliecayre.myportfolio.com/au-bon-endroit

Tau Pibernat, Wahre Geschicten-auf dem Tisch gebracht (True Stories-brought to the table)

"Hadi bakalım, gerçekleri masaya yatıralım" diyen bu tasarım ile bitireyim sergiyi. İlk bakışta geleneksel, renkli ve hatta mutlu bir masa örtüsü gibi görünse de yakından bakıldığında çok çarpıcı, üzerinde yemek yerken vicdan azabı çektirici türden bir örtü. Bildiğimiz ama bu suçluluk hissinde uzun süre kalmak istemeyip unuttuğumuz gerçeklerden bahsediyor: kütlesel hayvancılık, katledilen ormanlar, çalıştırılan çocuk işçiler, içme suyunun zehirlenmesi... Bu örtü üzerinde yemek yemek cesaret ister.
Motiflere yakından bakmak ister misiniz? https://www.leckerfuture.com/wahre-geschichten/

Food Revolution 5.0 sergisindeki birbirinden ilginç projeler kafamızı karıştırırken "peki ne yapabiliriz" sorusuna da cevap arıyor. Yiyeceklerimizi seçerken nelere dikkat etmeliyiz; örneğin yerel tüketim çok önemli. Ta bilmem ne kıtasından gelen meyve-sebze yerine kendi pazarındaki meyveyi-sebzeyi tüketmek. Gıdamızın mümkün olduğu kadar çöpe gitmesine engel olmak; uygun saklama yöntemleri uygulamak, bunu yaparken atalarımızı düşünmek. Aldığımız ürünlerin ambalajına dikkat etmek; gereğinden fazla paketlenmiş ürünlerden uzak kalmak gibi aslında herkesin günlük yaşamında yapabileceği sayısız madde var dikkat etmemiz gereken.
Bunun yanında elbette artan et tüketimi ve bu tüketimi sağlamaya çalışan büyük bir endüstri ile karşı karşıyayız. Et pazarının çevreye verdiği zarar mühiş boyutlarda. Hayatından et tüketimini tamamen çıkarmak isteyenler için ise alternatif protein kaynakları üzerinde duruluyor.


Food Revolution 5.0 
19 Mayıs-29 Ekim 2017
http://www.mkg-hamburg.de/de/

18 yorum:

  1. Ellerine sağlık, sergiyi gezmis kadar oldum. Yemek israfı gerçekten çok üzüldüğüm ve hassas olduğum bir konu. Cope giden besinlerle dünyada kıtlık diye bir sorunun kalmayacağını düşünürüm hep. Keşke burada da yapilsa böyle sergiler de herkes bilinclense. . .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkesin bu konuda yapabileceği şeyler var. En basiti yazdığın gibi çöpe giden yemek. Dünyada bu kadar açlık varken çöpe yemek atmak büyük lüks.
      Buna benzer bir sergi birkaç sene önce İstanbul`daki bienalin içindeki konulardan biriydi. Herkesin artık bu konularda düşünme zamanı çoktan geldi.

      Sil
  2. Benim de yemek ve tüketim ile ilgili böyle takıntılarım var. Hatta bu hafta seyahatten döner dönmez ev ahalisine söylendim. Buzdolabını açıp da pazardan alınıp poşetlerle istiflenmiş onca şeyi görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Hatta az önce telefonda bir arkadaşıma bu durumu anlatıyordum. "Migros kaçıyor mu, pazarda her eşyi almazsanız dövüyorlar mı sizi?" diye kendi kendime konuşup durdum. Gerçekten fazla fazla alınan her şeye sinir oluyorum. En büyük takıntılarımdan biri bu.
    Yarama parmak bastın. Hem de bu konuya çok ama çok sinirli olduğum bir anda.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yara hepimizin, düzgün tüketmeyi öğrenmemiz lazım. Sağlıklı beslenmek bir başka konu ancak gereksiz tüketimin herkes önüne geçebilir. Liste yapanlar var mesela, o hafta hangi yemeği yapacaksa ona göre hafta başı gidip alıyor. İlla böyle olması gerekmez ama herkes kendine göre çözüm üretmeli.

      Sil
  3. Sergi çok iyi. Üzerine uzun uzun konuşulur gerçekten de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önümüzdeki yıllarda çoooook konuşacağız bu konuları bence.

      Sil
  4. Gelecekte pek yaşamamalı sanki...şaka bir yana çok ilginç ve güzel bir sergiymiş. Keşke bu tür şeyler Türkiye'ye de gelse gezebilsek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geleceği biraz tahmin edince korkmamak elde değil.
      Sergide yer alan tüm çalışmalar ilginçti, bazıları şu an için fazla hayaldi. İstatistikler yalan söylemez, onlar çok acı maalesef.

      Sil
  5. Sergi oldukça çarpıcıymış gerçekten de... Ben biraz daha inceleyeceğim, hatta akşama Oytun'a da inceletiyim.
    Sağolasın ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, biz çok etkilendik. Yazıda verdiğim linklerde daha iyi fotoğraflar var, Oytun`a gösterip anlatabilirsin. Sevgiler:)

      Sil
  6. Derin konular, şu sıralar kafa patlattığım, bir şeyleri yersek bize zararından konuşuyoruz hep neden? Mesela Palm yağı, neden yediğimiz şeyler yüzünden Orangutanlar evlerini kaybetsinler ve ölsünler?
    Keşke Türkiye'de de olsa da bilinçlensek..
    Teşekkürler paylaşım için.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim. Bu konular bizleri daha çok meşgul edecek maalesef. Palm yağı için bir kurban seçildi ancak iş onunla bitmiyor. Tahmin dahi etmediğimiz birçok şeyin içinde palm yağı var. Endüstri yağı bir kere, restoranların çoğu kullanıyor. Gereksiz tarım ilaçları sadece bizim için zararlı değil, toprağı, havayı zehirliyor. Ve bunların çoğu konuşulmuyor ülkemizde. O kadar çok konu var ki, biz bir yerden şahsi olarak başlamamız lazım. Küçük adımlar ancak gerekli. Sevgiler...

      Sil
  7. Uzun hoş bir yazı... :)
    Yiyecekler... :)
    Neyse, ben de beklerim bloguma :)

    YanıtlaSil
  8. Bir hap atalım ağzımıza olsun bitsin bu yemek işi :))
    Bilimkurgu filmlerinde vardır ya hani
    Onun gibi
    Ben herşeyin abartılmadan tüketilmesi taraftarıyım,
    Sürekli çıkan moda akımı gibi şunu yeyin bunu yeyin diyenlere de inanmıyorum
    Doğanın bize sunduğu her gıdadan yeterince sağlıklı kalacak kadar yenilmeli diye düşünüyorum
    Yazın çok güzel olmuş
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim. Teşekkürler:)
      Ben de aynısını düşünüyorum, fotoğraflarını sık gördüğüm, herkesin arka arkaya paylaştığı sağlıklı şu ya da bu modası bana bir şey ifade etmiyor. Ölçülü ve bilinçli yemek bana göre anahtar kelime.
      Sevgiler...

      Sil
  9. Semi, böyle bir yaşam sürdürülebilir değil! Belki ben distopik düşünüyorum ama insan ırkı kendi kendini yok edecek! Çok maymun iştahlıyız. Son blog postum da bu maymun iştahlılığımızı yazıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelecekte o olur, bu olur bilemiyoruz Alp. Bir şey var ki sürekli tüketme halindeyiz ve bu hiç sağlıklı bir durum değil, gerek dünya için, gerek gelecek nesil için.
      Yazını iştahla bekliyorum:)

      Sil