11 Aralık 2017 Pazartesi

Nihayet Nar Ekşisi Yaptım!

Yılbaşı ile ilgili bir şeyler mi yazsam yoksa ufak bir yıl sonu hediye çekilişi mi düzenlesem derken uzun zamandır bekleyen bahçedeki narlar bu kez sırayı kaptı. Uzun zamandır diyorum ya şaka değil, her sene bu mevsim narlarla göz göze gelip üşengeçliğimden kalkıp bir türlü nar ekşisi yapmadım. Epey ekşi olmasından dolayı bir oturuşta fazla yenmediğinden bugüne kadar sadece salatalarda kullandım ve eşe dosta dağıttım. Herkesten gelen "nar ekşisi yapsana" önerilerini ise ciddiye aldım ama yine de bir şey yapmadım. Yıllar yılları böyle kovaladı ve insanın gözü bir kere korktu mu saçma bir şekilde daha da büyütüyor her şeyi.
Bu yıl kafamdaki anlamsız zorluklara veda edip "el mi yaman bey mi yaman" deyip attım kendimi mutfağa. Nar ekşisinin nasıl yapıldığını hep duyuyordum da yine de rahat edemedim, araştırdım. Narların suyunu çıkarıp kaynatıyorsun, kaynatıyorsun, kaynatıyorsun, kaynatıyorsun.... olayımız bu. Kıvamlansın diye içine şeker ekleyenleri de okudum, "e o zaman nar ekşisini evde yapmamın bir anlamı yok" dedim içimden. Maksat doğalını yapmaksa rafine şekerin ne işi var içinde! Varsın daha cıvık olsun, benim için hiçbir sakıncası yok. 


Teoride çok kolay olan nar ekşisi yapımı iş pratiğe geçince ayıklaması, sıkması ve ortalığın temizlenmesi derken mutfakta geçirilen tüm gün demek. Çoğunluğun önerisiyle önce ayıkladım, (beyaz kısımlarına dikkat ederek) sonra tülbent gibi olan ince bir kurulama bezi içine koyup sıkarak tencereye aktardım. Kaynadıkça çıkan köpükleri üzerinden aldım. Benim nar ekşisi yaklaşık 5 saat içinde oldu. Şeker veya başka bir şey katmadığım için ağdalı bir kıvamı yok, kaşığa hafif yapışkan bir hali var o kadar. Kilo, miktar vs. özellikle yazmıyorum. Çıkan miktar narların sulu olup olmamasına, ne kadar süre kaynattığınıza bağlı. Genelde rakamsal olarak yazan şu: "2 kg. nardan 145 ml. elde ediliyor." Ya da Refika`nın yazdığı gibi "5 kg’ lık nardan yaklaşık 350-400 ml. nar ekşiniz olacak"

Narları sıkarken dolap kapaklarına, hatta duvarlara kadar sıçratmayı başardığım mutfak eski haline döndü dönmesine de henüz bendeki narlar bitmedi. Korkarım falımda bir kez daha bana nar ekşisi çıktı:) Şaka bir yana, her şeye değer, nefis bir tadı var! Sadece salataya değil kaşık kaşık yiyesim var da kıyamıyorum:)

30 Kasım 2017 Perşembe

Bursa`nın İlk Fotoğraf Müzesi: Mysia Fotoğraf Müzesi

Bursa`nın ilk fotoğraf müzesinin açıldığını öğrendiğimden beri (açılış tarihi tam olarak 7 Ekim) gitmek için fırsat kolladım. Bu ve benzer haberleri hep iştahım kabararak okuyorum, yeter ki belediyeler bize hep kültürle, sanatla gelsinler...Bu konuda Bursa`da Nilüfer Belediyesi gerçekten örnek.
Bursa`da diyoruz ama müze aslında Bursa`nın bir köyünde, Misi Köyü`nde. Bursa`ya gelince Bursa civarında nereye gidelim diye soranlara Uludağ, Cumalıkızık Köyü, Gölyazı, Tirilye, Misi Köyü diye sayarlar. Şahsen Cumalıkızık mı Misi diye sorsanız Misi derim. Neden diye sormayın, kendimi rahat hissediyorum orda hepsi bu. Sevme nedenlerime bir de Mysia Fotoğaf Müzesi eklendi.

16 Kasım 2017 Perşembe

Ambalajsız Hayat Mümkün mü?

Olsa ne iyi olur, hatta şahane olur. Düşünsenize, plastiğe ait ne varsa çıkmış hayatımızdan. Kese kâğıdı, file geri dönmüş, bez torbalar herkesin elinde. Sadece bunlar mı, ihtiyacımız olan ne varsa açık olarak alıyoruz, yanımızda getirdiğimiz taşıma kaplarına koyuyoruz. Fazla mı ütopik?
Son yıllarda "zero waste" yani sıfır atık hareketini sık sık duyuyoruz, okuyoruz. Henüz çöp ayırma, geri dönüşüm, pil kutusu gibi kavramlarla yeni tanışmış ülkemizde bir de bu sıfır atık meselesinin fazlasıyla gerçek dışı duyulduğunun farkındayım. Olsun, dünyada yapılanlardan feyzalıp bireysel de olsa katkı sağlayabilirsek ne mutlu!
2016 temmuz ayında Karlsruhe'de önüme bir dükkan çıktı. "Unverpackt" adındaki bu dükkan modern bir bakkala benziyordu. Unverpackt yani ambalajsız adındaki dükkanda her şey gerçekten ambalajsız satılıyordu. Ben de yıllardır bez çanta kullanıyorum, poşetin eve girdiği sayılıdır. Ama ya marketten aldığımız ürünlerin ambalajları? Üstelik bu çoğu plastik olan ambalajların sadece bir kısmında geri dönüşüm sağlanabiliyor. Bir de buna plastikle temas eden yiyeceklerimizin durumunu ekleyin. Gözle görünür bir etkisi olmadığından farkında bile değiliz ancak plastik ve yiyecek bir araya geliyorsa tehlikeli sulardayız demektir.

2 Kasım 2017 Perşembe

Elma Kurusu

Biz ev ahalisi olarak hiçbir mevsim gözetmeden, hava soğuk mu sıcak mı bakmadan çay veya kahve içeriz. Kışın nispeten bitki çayları ağırlıkta olur. Geçenlerde aktara uğradım, çeşitli meyve kurularından yapılmış karışık bir çay aldım, "Osmanlı Çayı" yazıyor üstünde. Gerçekten böyle bir karışımı Osmanlı içmiş mi bilmiyorum, son yıllarda önümüze gelen her şeyin başına Osmanlı ismi verdiğimizden ismine karşı şüpheyle yaklaşıyorum. Tadını sorarsanız güzel, meyvemsi, içimi rahat.
Meyve kurusu gündeme gelince uzun süredir aklımda olan elma kurusu yapmak için mutfağa girdim. Bir; yapması hiç zor değilmiş, iki; yaparken ve sonrasında yediğim elmalar sayesinde uzun süre elma yemesem aramam.

 

27 Ekim 2017 Cuma

Yaşasın Cumhuriyet!

Cumhuriyetimizin 90.yılı kutlamaları benim için çok özeldi. Fotoğrafçı Cumhur Aygün liderliğinde Türkiye`nin birçok yerinden gelen insanlarla birlikte Atatürk portresi oluşturmak için 5.990 kişi #durduk ve bir rekorun parçası olduk. Burada o unutulmaz günü gururla anlatmıştım: http://www.mutlueller.com/2013/10/durduk.html

Cumhuriyetimizin 94. yılını kutladığımız bu yıl yine Cumhur Aygün imzasıyla bu kez çocukların okulunda muhteşem bir proje gerçekleştirildi. Gönüllüler ve TED Bursa Koleji öğrencileri ile birlikte 32.000 adet renkli bardak kullanarak 25 metreye 12 metre boyutlarında Türkiye haritasının içinde Atamızın gözlerinden oluşan görseli oluşturdular! Projede emeği geçen herkese çok ama çok teşekkürler. Çocuklarımızın da katılımı olan bu eşsiz projeyle gerçekten gurur duydum.


29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."


Mustafa Kemal Atatürk