17 Eylül 2013 Salı

Renk Demişken...

Ülke ve dünya gündemi sağ olsun, insanları germeye devam ederken "Semi, sen bize ne anlatıyorsun şimdi" diyenleriniz olabilir okurken. Özellikle homofobisi olanların tansiyonu çıkabilir, benden uyarması.
Geçen hafta gazetelere yansıyan bir haber vardı, çoğumuz okuduk sanırım. (bkz.Bulancak Belediye Başkanlığı`na Aday) Eşcinsel olduğunu açıklayan Can Çavuşoğlu`nun Giresun`un ilçesi Bulancak`ta belediye başkanlığına aday adaylığı idi konu. Gazetelerin haberine göre "kendisini eşcinsel, aktvist, yazar, düşünür, ressam, hümanist ve kadın hakları savunucusu olarak tanımlayan Çavuşoğlu..."nun şansı ne olur, cinsel kimliğinden uzaklaşılıp, sunduğu projelerin ya da fikirlerin eleştirisi yapılabilir mi dersiniz? Yoksa hâlâ "İki gemi eşcinsel geldi" başlığı ile haber yapılan, merdivenlerin renginden bile korkulan bir ülke için bu beklenti yüksek mi?
Bilmem, bilemem...
Geçtiğimiz ay Hamburg`da tesadüf -hiç de meraklı değilim ya- merkezdeki hareketlilik ilgimi çekti. Anlaşıldı ki Christopher Street Day (CSD) kutlamaları için herkes çalışma içindeydi. Neler mi gördüm?
Bu yılın sloganı "Mehrheit für Vielfalt - Du hast die Wahl!"olarak belirlenmiş. (bkz. CSD) Çok renklilik için çoğunluk-seçim sende! gibi tercüme edilebilir. Yaklaşan bir seçim de olduğundan pek çok siyasi parti standını görmek mümkündü, her parti kendi "çok renklilik" politikasını anlatıyor, broşürler dağıtıyordu.
İşin doğrusu benim ilgimi çeken de buydu aslında; bu bir "kendin çal, kendin oyna" durumu değil, katılımcılarıyla birlikte tam bir demokrasi ortamıydı.
Greenpeace Alster Gölü`ne kurduğu şişme buzul ile ordaydı, gençlere uğrayıp imzamızı attık.
Bu afişleri sevdim; yarım yamalak değil! Eşit aşklar, eşit haklar...
Hamburg`un en eski alışveriş merkezi de CSD için hazır. Toplumsal sorunlar "onun, senin, bunun" derdi değil, aslında herkesin sorumluluğu.
Bu haritanın önünde uzun uzun durdum. Kişinin özelinde olan cinsel kimlik bu kadar önemli mi dedirtiyor insana! Kim/neden/nasıl ve ne hakla karar verebiliyor? Bu insan zararlı ve ölmesi gerekir diye! Dünya üzerinde 7 ülkede idam cezası, yaklaşık 70 ülkede hapis cezası var.
Homofobiye karşı bir sanat projesi de yerini almış: bkz. ANDERSRUMportrait®
Bu yıl 27 Temmuz-4 Ağustos tarihleri arasında 33. HamburgPride (CSD) gerçekleştirildi. 130.000`den fazla kişinin katıldığı tahmin ediliyor.
Rusya`nın anti-gay yasasını da unutmamışlardı. (Anti-gay yasası olarak bilinen, Putin`in desteklediği, çocukları korumak adına çıkarılan yasa geleneğe aykırı ilişkilerin propagandasının yapılmasını cezalandırıyor, onların yaşamları, hakları konusunda bilgi paylaşımında bulunmak bu yasa ile suç haline gelmiş oluyor. Bu yasadan güç alan homofobik kişilerin, eşcinsel erkeklere yönelik şiddet uygulamaya başladıkları belirtiliyor.)
Geçtiğimiz hafta İstanbul`da LGBT, Rus Konsolosluğu önünde aynı yasayı protesto etti.

Gündüz gezindiğimden akşamla ilgili pek bir şey anlatmam mümkün değilse de, dj performansları, birkaç sahnede konser, dans grupları vs. sinyalini doğal olarak aldım elbette:)

Buradan çıktım; 10 dakikalık mesafede elinde kendisinden büyük bir çarmıh, irice bir adam sokak ortasında bağıra bağıra etrafındaki meraklılara İncil`den bir şeyler anlatıyor, hemen çaprazında Suriyeli kadınlar Ramazan için erzak yardımı toplamaya çalışıyor, diğer köşede gençler yerde oturmuş müzik yapıyor, arada evsizler ve köpekleri, az ötesinde onlara yemek yardımı yapmaya gelen Kızılhaç aracı...
Aslında bir şehir ve onu şehir yapan hikayeler...

Sadece anlattıklarımla kısıtlamayın. Bizlerin her alanda daha çok toleransa, hoşgörüye, saygıya ihtiyacı var. Suriye, Mısır ya da Gezi Parkı... hepimiz tanık olduk, oluyoruz. Olayların boyutu kadar sosyal medyadaki yorumlar da o kadar ürkütücü ve son derece çirkin, okurken insanlığımdan utanıyorum çoğu zaman. İnsanlar birbirlerinin acılarından sevinir hale gelmiş. Neden öyle değil de böyle düşünüyorsun diye birbirini boğazlayan insanlar bir yerlerde karşılaşmayacak mı? Yaşanan acılar için "devede kulak" denip küçümsemeyi ise anlamam mümkün değil!

Katılırsın/katılmazsın 'insan' gibi yorum yapmak çok mu zor ya da en basiti susmak?

Sizce de ters giden bir şeyler yok mu? Biz bu topraklarda böyle mi yaşadık hep?

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Christopher Street Day adını nerden alır?
Onur Haftası Christopher Street Day olarak geçen bu hafta, ABD'de 1970'lerin başında eşcinsellerin baskılar karşısında birkaç gün süren protesto yürüyüşleri ve direnişlerinin sonucunda (Stonewall ayaklanmaları) kutladıkları bir haftadır. İsmini bu direnişlerin yer aldığı New York'taki Christopher Street'ten alır. (kaynak: Vikipedi)

39 yorum:

  1. Çok uçlardayız. Kimse kimseyi anlamak, dinlemek istemiyor.

    YanıtlaSil
  2. Rusyali kardeslerim, :) biliniz ki cogu youth activities elemani gey Disney'de. Cocuklarini gey gorevliye gonul rahatligiyla emanet ediyor aileler. bu personeller, Disney'in en sevilen personelleri. Basarilariyla da bir cok odul almislar. Insanlari farkliliklariyla birlikte kucaklarsaniz, onlarin size verebilecegi guzellikleri hayal bile edemezsiniz!
    Biz de merdivenlerden korkalim daha :)
    Cok guzel bir yazi, Semi tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, beğendiğin ve paylaştığın için ayrıca:)
      Pek çok ülkede belediye başkanları, bakanlar var ya da önemli pozisyonda nice insanlar. Kime ne özel yaşantısından! Bizdeki algı şeklinin de değişmesi lazım.
      Sevgiler:)

      Sil
  3. Çok iyi ya! Medeni ülkelerde işler böyle yürüyor işte. Paylaşım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Sezer`cim:)
      Daha çok yolumuz var...

      Sil
    2. www.hurriyet.com.tr/gundem/18153704.asp

      Sil
  4. Senin şu anlattığın sokak hani tek tek olan biteni yazdığın sokağın ya da caddenin ruhu sanki bir miktar vardı gibi bu yaz, ülkenin çeşitli yerlerinden insanlar, farklı görüşteki insanlar biraraya geldiler, konuştular, fikirlerini paylaştılar. Bununla birlikte çok haklısın, sosyal medyadaki paylaşımlar, altlarındaki yorumlar, paylaşımlardan dolayı kesilen hesaplar, reddetmeler vs. çok ama çok fazla ve ben de çok sıkıldım artık, "Bi sizden, bi bizden" hikayesinden, bilmiyorlar ki "Hepsi bizden" :(
    Sağol Semicim, çok sağol, inşallah düşlediğimiz günleri yakında-pek yakında yaşayabiliriz, çocuklarımız için endişelerimiz azalır...
    Öperim (Kahvaltı?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru o ruh vardı. Ama onu da beğenmediler bazıları.
      Gençlerde öyle bir yargılama şekli yok artık. Herkesle barışık olmak istiyorlar. Herkes bir kalıba sokmak istiyor onları, sen böylesin, siz bunlarsınız gibi. Doğru dürüst dinleyen, anlamaya çalışan yok.
      Yorumlara inan bana çok şaşırıyorum. Ağza alınmayacak küfürler, sanki aynı toprakları paylaşmıyoruz. Kim daha iyi Müslüman kavgaları...Çocuk yapmaz yaptıklarını.

      Esen`cim kahvaltıya maalesef katılamıyorum. Peer Ole`nin okulunda tanışma toplantısı var ve bir de üstüne yatılı misafirler geliyor. Yani kaçmam mümkün değil:(( Size keyifli bir zaman diliyorum, ki eminim çok eğleneceksiniz:)
      Çok öpüyorum:)

      Sil
  5. renk güzeldir :)

    her yer rengarenk olsun, herkes rengarenk!

    bi şarkısı vardı sertab'ın rengaa rengaa rengarenkkkk :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Renkten korkulur mu yahu?
      Çeşitlilik güzeldir her zaman:)

      Sil
  6. Bende anlamadım nasıl bir ülkede yaşadığımızı her gelen kendi egolarını tatmin ediyor ,insanlar aşırı uçlara çekiliyorlar .
    İşin özünde tamamen bencillik yatıyor hiç bir yöneticinin samimi olduğunu düşünmüyorum verilen savaşta bencilliğin savaşı .
    Hoş görünün çoğalacağı umuduyla azaldığını görüyoruz gelecekten de pek umutlu değilim üçüncü dünya savaşı yakındır.
    çok iç kararttım ama bir anda bunlar dökülüverdi.
    yinede umutlar yitmesin ...........
    sevgiler Semi'cim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İç karartıcı gerçekten ama ben de senin gibi düşünüyorum.
      Politikanın ne kadar berbat bir şey olduğunu gördük, görüyoruz. İnsanları bölerek bundan nemalanmaya çalışan insanlar, bu işi de iyi beceriyorlar. Ah ah söylenecek çok şey var aslında...
      Umudumuz genç insanlarımız, çocuklarımız...Onlara iyi bir dünya bırakmak istiyoruz.
      Sevgiler Fatoş`cum...

      Sil
  7. Yine o kadar güzel yazmışsınız ki ... Renklere karşı olan bence ağırlıklı olarak hep erkekler... Farklı renkler ile kadınların hiçbir problemi yok ... Ama erkekler buna dayanamıyor (Bkz Putin )Neyse umarım bol renkli bir ülke olabilmeyi kimseyi kırmadan, kavga etmeden ya da tomalar olmadan başarabiliriz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Doğru, sanırım genelde erkekler daha karşı bu duruma.
      Dileklerinize katılıyorum ve umarım diyorum:)
      Sevgiler:)

      Sil
  8. Semi, bu konu beni çok üzüyor, bırakalım herkes istediği gibi yaşasın, LGBT'ler için zor bir ülkeyiz. Onları anlamaya bile çalışmıyoruz. Elimizde bir damga, şaak yapıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etiketlemeyi seviyoruz sanırım ondan. LGBT`lerin Türkiye`de durumları zor dediğin gibi. Genel algı biçimi olarak zaten zor ama en önemlisi yasal bazı düzenlemelerin yapılması.

      Sil
  9. En sevilen erkek sanatçının Zeki Müren, en sevilen kadın sanatçının Bülent Ersoy olduğu ama körükörüne homofobobik bir memleket çok postmodern değil de ne?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru tespit, fazla söyleyecek bir şey yok.

      Sil
  10. Türkiye'deki duruma dair bir şeyler yazmak çok zor. Bir kere nereden başlayacaksın, hangi birini yazacaksın. Zaten en önce insan olmak, insan gibi yaşamak zor bu ülkede. Ama tabii yine de "her şey kötü" deyip kestirip atmamak lazım. Mücadeleye her zaman devam :)

    Hamburg'da bu çalışmaların nasıl yapıldığını öğrenmek çok iyi oldu. Hayran kalmamak mümkün değil. Her şey Batı'yı gördükçe, önyargıları yavaş yavaş kırdıkça zamanla düzelecek diye düşünüyorum, umuyorum. Ben de New York'ta Christopher Street'te David Beckham'a benzeyen adamları el ele dudak dudağa görünce Türkiye sokaklarında hiç görmediğim bir şey görmüş olmanın şaşkınlığını attıktan hemen sonra ( Ee tabii o kadar yakışıklı erkek görme ihtimali de pek yüksek değil bizim sokaklarda :) kendimi inanılmaz güvende hissettim. Sokaklarda eşcinsellerin rahat hissedeceği gün kadınlar için de çok daha güzel olacak güzel ülkemiz :)

    Bu arada gazetelerde yazan birçok kişiden çok çok daha iyisin, bu çok kesin. Seni okurken yeni şeyler öğrenip hem keyif alıyorum ya bunu başarabilen gazeteci çok az. Bir kere daha HARİKASIN SEMİ diyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye`de en azından yasak değil diye sevinsek mi bilemiyorum. Yasal düzenleme de yapılsa, toplumsal yargı da yavaş yavaş çözülür gibime geliyor. Evlilik, evlat edinme ağzımıza bile almıyoruz daha kaç yıl bilmem.
      Toplum olmanın bilinci aslında bu. Herhangi bir kesimi ilgilendiren problemi herkes sahipleniyor. Örneğin otobüsler engelli ve bebekli vatandaşlar için de olsun diye beklemiyorlar, hep birlikte istiyorlar. O yüzden otobüslerin ortasındaki kapıdan yere rampa açılır, o yüzden otobüslerin orta yerinde boşluk vardır, o yüzden ön koltuklar özellikle yaşlılar içindir, o yüzden tüm bunlar yazılıdır ve herkes uyar, uymayanlar da herkes tarafından uyarılır.
      Yani kısaca herkes insanca yaşamak istiyor ve bunun için birlikte hareket ediyorlar. Her ne kadar dışarıdan Avrupalı soğuk, bencil görünse de aslında insani konularda son derece ilerdeler.

      O bahsettiğin hoş erkeklerden ben de gördüm:)))

      Son cümlelerini hak ettim mi bilmiyorum:) Yazdığında doğruluk payı var, gazetelerde çok boş yazarlar var tabii.
      Yazmayı ve gördüklerimi kendi gözümden anlatmayı seviyorum. Beğenilerek okunuyorsa daha ne isteyeyim:))
      Aslında blogu açtığımda daha çok hobi blogu gibiydi. Ama zamanla anladım ki bana yetmiyor, içim dolmuş anlatmam lazım:))
      Sevgiler:)

      Sil
  11. www.hurriyet.com.tr/gundem/18153704.asp
    Cok guzel bir yazidir oku lutfen :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayıldım! Kaçırmışım ben bu haberi:)
      Ne yapacak Bülent Ersoy`u, kendisi aşmış zaten her şeyi.
      Kahveye girip söyledikleri ise tüm olayın özeti işte, daha ne desin:)

      Sil
  12. hoşgörü,saygı,sevgi ortamında yaşayan insanları,
    düpedüz kıskanıyorum ben artık...
    biliyorum umudu yitirmemek,
    yılmamak gerek ama......
    ...yarım asırdır tanık olduğum
    ülkem gerçekleri
    her geçen gün daha fazla umudumu kırıyor:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, söyleyecek bir şey bulamıyorum:(((

      Sil
  13. ırk ayrımının olmadığı insanların alevi,sünni,kürt,türk gibi kavramlara bölünmediği bir dünya istiyorum.ama istemekle olmuyor işte bu işler.aynı haneden iki farklı görüşte kardeş birbirlerine bıçak çekip yaralıyorlar gerisini siz düşünün.facede orda burda yapılan akıl almaz dehşet verici yorumlara ağzım açık şahit olup sinir olmaktan öteye geçemiyorum.insanlıktan çıkmışlar ,insan olmayı unutmuşlar ne diyim allah islah etsin.hayattan rengi alın geri neyi kalır kii

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farklılık güzeldir, kültür çeşitliliğidir aslında bir ülkenin zenginliğidir. Bunu anlayacağımız günler istiyorum artık!
      Çocuklarımızı bu doğrultuda yetiştiriyoruz ve hep bir umudumuz var.
      Yorumları artık okumamaya çalışıyorum, kendi kendimi yiyorum çünkü. Sonra dayanamıyorum, gene okuyorum!
      Teşekkürler yorumunuz için...

      Sil
  14. Bol renkli bir ulke olabilmeyi diliyorum....insanca yasamanin herkes icin esit oldugu guzel bir dunya icin..cok guzel bir paylasim olmus sagolun:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim, Düşüncelerinize tamamen katılıyorum.
      Sevgiler:)

      Sil
  15. bende istiyorum ama çok basitinden bir örnek verecek olursam facede çapulcu kimliğimle yaptığım paylaşımlarımdan özz akrabam siliyor beni:)) ölen gençlere oh oldu ruhuna fatiha ki onu da hak ediyorsa vb tarzında yorumlar.inanın bende dayanamıyorum yine okuyorum. çoğu zamanda sayfalarda kavga halinde buluyorum kendimi.sonra vaz geçiyorum çünkü onca lafıma onca kişi yetişemiyor:)) baş edemiyorlar tek yaptıkları ana avrat küfür etmek..hayırlı güzel günlere uyanacağımız sabahlar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bilmezdim bu kadar çok küfürbaz, bu kadar çok nefret dolu insanlar olduğunu. Okudukça tüylerim ürperiyor, sonra kendime kızıyorum neden okuyorum diye:)

      Sil
  16. bol bol renk, saygı ve hoşgörü...
    ama bizde bunların hiçbiri yok,
    durum beter!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Nagahan`cığım, maalesef:(

      Sil
  17. Tahammülsüzlük ve 'benim gibi düşünmeyen ölsün' tavrı ne zaman hak oldu bilmiyorum ama artık herşeyin maddiyata döküldüğü hayatın feci ucuzladığı 'erdem'in sadece erkek ismi sanıldığı, etiketlerin havada uçuştuğu günler. Korkutucu... Ben de genelledim bak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genelledin ama çok doğru tespitler. Maalesef öyle oldu:(
      Ben de bu aşamaya ne zaman geçtiğimize şaşırdım, ne oldu da böyle olduk!

      Sil
  18. "vah ben nerelere gidem gafamı nerelere vuram " diye ağıt yakasım var. ben bu yazıyı neden görmemiş. ne yapıyormuşum o zaman. geç oldu güç olmadı şükür de.

    birincisi bi eşcinsel olarak sadece iki renkli bir kültüre sahip olduğumuzu söylemek lazım. ya siyah ya beyaz. hemen felsefe yaparak" ya siyah varsa zaten tüm renkler vardır" deyip politkacılık oynamak isteyenler hariç bir çoğumuz bunu biliyor. bu konuda evet çok renkliliğe anlayış beklediğimiz gibi bu iki renklilere de anlayış göstermek gerektiğini düşünüyorum. renleri bilmiyorlar. anlamıyorlar.

    ayrıca yorumlardan bazıları ilgi çekiciydi. kendi adıma konuşmak gerekirse biz özgürlüğü çok yanlış anlıyoruz. özgürlük demek sokak ortasında öpüşmek demek değil ki. tamam bu güzel birşey ama bir özgürlük değil bana göre. asıl özgürlük eşcinsel kimliğime ya da kimliğimize gösterilen tölarans değil midir?.

    ülkemizde özlenen günler dediğim ama gelmesinin çok zor olduğu günler ,bir elimde erkek arkadaşımın eli diğer elimde yavrumuzun kendisi olarak sahili izleyebildiğim günlerdir. bunu malesef yaşayamacağız. yavaş evrilen bir kültür sistemi içerisinde bu hesaplamalrla imkansız. ama özleniyor mu? evet.

    çok dallandı budaklandı. teşekkürler semibizi bizden daha doğru savunduğun için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı beğenmen hoşuma gitti Imtırak. Asıl amaç "savunmak" değil, önemli olan tolerans dahilinde birlikte yaşamayı öğrenebilmek. Özgürlük dediğimiz şey elbette sokak ortasında öpüşmekle ifade edilemez. Ya da tek başına bir anlamı yoktur. Kanunla, politikayla homofobiye karşı geliniyorsa toplumdaki tolerans da artar düşüncesindeyim.
      Özlediğin günler konusunda çizdiğin tabloyu hiç bozma. Neden olmasın? Buna özlem duymandan daha doğal ne olabilir....
      Gene gel, işlerden dolayı unutma bizi. Arada uğra:))

      Sil
  19. O ne güzel bir ülkedir böyle O.O

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım öyle:)
      Miss Tiffany, hoş geldin. Gene uğra:)

      Sil