20 Ekim 2014 Pazartesi

Bu Son, Gerçekten!

Merak etmeyin blogu kapatıp, pılı pırtıyı toplayıp gidiyor değilim. Sadece İzlanda yazılarına nokta koyuyorum, zaten bu kadar uzun uzun anlatmamın sebebi hem gitmek isteyenler için biraz olsun bilgi içermesi, hem de kişisel tarihime not düşmek istemem. Daha da uzatmak istesem işim kolay, bu yazıda yer alan her fotoğraf bir 'post' aslında.


Peer Ole balık tutmayı çok sevdiğinden böyle bir turu orda da kaçırmadı. Ve akşam yemeğimizi bu balıklardan (sanırım Morina balığı deniyor) üç tane tutarak rahatlıkla çıkardı:) Ek bilgi; çok iyi organize olmuş bu ve benzeri turlarda balık tutup, teknede temizletebiliyorsunuz. Dilerseniz restoranda, dilerseniz evde afiyetle yiyorsunuz.


Burası Eyjafjallajökull bilgi merkezi. Hani şu 2010 yılında püskürüp tüm hava trafiğini felç eden yanardağ! Bu küçük ama yeterli merkezde tüm ülkedeki yanardağlar hakkında jeolojik bilgi alırken, bir de kısa bir film izledik. İlk püskürme zamanı, bölgede yaşayanların tepkileri, yardım ve kurtarma çalışmaları, İzlanda`daki ve dünyadaki haber başlıkları vs. Dünyadan haber kanallarını arka arkaya izleyince telaffuza pek güldük:) Doğrusu yaklaşık böyleymiş: Aye - ya - fyah - dla - jow - kudl


Hep diyorum ya bir bölgeye geliyorsunuz, hayat var mı sorusuna cevap arıyorsunuz, burası da öyle. Önemli bir noktaya geliyoruz, Amerika ve Avrupa kıtalarının ayrılma noktasındayız. 


Uzakta görünen köprünün bir tarafı Avrupa, bir tarafı Amerika. Kıtalar arası minik bir git gel yaptık:)


Burası Skógar. Gelme amacımız 60 metre yüksekliğindeki muhteşem Skógafoss! Bu bölgede çadır kuran kampçılara ayrıca özendim.


Tabii ki sadece aşağıdan bakmakla yetinmedik, ufak bir tırmanış yaptık.


Nasıl ama? Gerçek bu görüntü! Üzerinde hiç oynamadım, en filtresiz haliyle karşınızda. Hedefleriniz arasında gidip gelirken yol manzarası bu, sıradan bir görüntü İzlanda için.


Skógar`da 1949 yılında kurulmuş Byggðasafnið í Skógum (yani Skógar açık hava müzesi) var. İnanılmaz keyifli bir müze, zannettiğimizden çok zaman geçirdik burda. Fotoğraftaki evler, arkadaki okul, kilise ve diğer evler 1800`lü yıllardan kalma. O dönemin orjinal eşyaları ile ayrı bir dünyaya ışınlandık. Müze binasında o bölgeye ait el işçiliği eşyalar ve objeler, kıyafetler, dökümanlar vs. gördük.


Müzenin sembolü olan üç evin minyatür hali önünde bizimkiler. Ne eğlendiler o gün orda! Koştular, atladılar, zıpladılar, çimlerde yuvarlandılar....



Müzenin diğer evleri. Oyuncak gibi durmuyorlar mı?


Sólheimajökull, hafif bir yürüyüşle buzulların ordayız. Tatilden döndüğümüzde "çocuklar ne yaptı peki?" diye soranlar vardı. Biz ne yaptıysak onu yaptılar, başka türlüsünü bilmiyorlar ki! Yani doğduklarından beri tatil köylerine gidip tatil yapsaydık sanırım böyle bir ülkeye ne gitmek isteyeceklerdi, ne de yürümek...



İzlanda`daki bitki örtüsünden hiç bahsetmedim. O kadar çok fotoğraf var ki böyle! Mantar türleri, çiçekler, yosunlar vs. Fotoğraftaki kekik türü, en sık karşılaştığımız yol eşlikçileri...


Uzaktan gördüğümüz ufak bir köy...


Vík í Mýrdal, İzlanda`nın en güney ucunda yer alıyor ve siyah kumsalıyla çekiyor herkesi. Plaj tamamen lav taşından oluşan kumlarla kaplı. Zannettiğimizin tersine yapışkan veya kirli değil.


Ve gün batımı manzarasıyla İzlanda dosyasını (şimdilik) kapatıyorum. Aklımda anlatamadığım pek çok müze, sanat galerisi, tasarım ağırlıklı dükkanlar vs. kaldı.

Özet niteliğinde, tekrar kısa kısa tüm gezinin üstünden geçmek gerekirse:
  • Türkiye`den İzlanda`ya direkt uçuş yok. THY ile farklı noktalardan aktarmalı olarak uçabilirsiniz. 
  • Para birimi İzlanda Kronu. (ISK) Gitmeden önce edinmek isterseniz kolay bulamayacağınızı (hatta hiç) hesaba katın. En iyisi orada havalimanında ofiste paranızı krona çevirmek.
  • Para demişken kredi kartı kullanımı yaygın diyebilirim.
  • Diğer kuzey ülkeleri gibi İzlanda da pahalı. Üstelik ada olduğu için durum biraz daha farklı.
  • En popüler dönem temmuz-ağustos ayları. Kuzey ışıkları bu aylarda görülemiyor, ancak bir dolu başka güzellikler var.
  • Müzeler genelde alıştığımız giriş ücretlerine sahip, pahalı olan kalem tur ücretleri.
  • İnsanlar oldukça yardımcı, turistlere çok alışkın.
  • Anlaşma konusunda hiç problem yaşamıyorsunuz, herkes İngilizce biliyor. (bilmeyene rastlamadım)
  • Bilindik zincir restoranlar yok, yerel markalar ön planda. Fast food gibi ne var derseniz fish&chips veya bistro tarzı küçük yerlerde hamburger yiyebilirsiniz. Doğru dürüst bir restoranda bölgenin balık türlerinden, kuzu etinden yapılmış yemekleri vs. afiyetle yiyebilirsiniz.
  • Konaklama konusunda biz airbnb`yi tercih ettik ve memnun kaldık. İnsanların birbirine güveni burada bitmemiş, gitmeden önce aradığımız ev sahibi "anahtarı kapının oraya bırakın, size iyi yolculuklar" dedi:)
  • İzlanda`da suç oranı nerdeyse sıfır. Kimse yani politikacılar dahil korumayla gezmiyor. Başbakanla birlikte aynı marketten alışveriş yaparken görebilirsiniz kendinizi:)
  • İzlanda zannetiğimden çok daha turistik bir ülke. Bunun negatif bir etkisini görmedim, gittiğimiz yerlerde ne uzun sıralara girdik, ne de izdihamla karşılaştık. 
  • Bizim gibi tur şirketi ile gezmeyi tercih etmiyorsanız araba kiralamak şart. (Temmuz-ağustos ayları araba kiralamak için biraz pahalı bir dönem.) Ayrıca gideceğiniz bölgeye göre kiralamanız gerekiyor, bazı yerlere ancak arazi araçları ile gidilebiliyor mesela. Bizim gezdiğimiz bölgeler için ise sıradan bir araç yeterli. 
  • İzlandalılar için kültürel miras çok önemli. En başta dillerini korumaya çok özen gösteriyorlar. Soyadı bizim bildiğimiz anlamda yok. Yani şöyle açıklayayım: İzlanda dilinde erkek çocuk "son", kız çocuk ise "dóttir". Babanın adı Jón ise, erkek çocuk soyadı Jónsson, kız çocuk soyadı Jónsdóttir oluyor. Bu bazen anne ismi de olabilir. Durum karışık yani:) Bu yüzden telefon rehberlerinde soyadına göre değil, isme göre sıralama yapılıyor. Birisine hitap ederken de gene ismiyle hitap ediliyor.
  • Toplam 8 günlük bir seyahat için oldukça fazla gezdik. Bunun en önemli nedeni belki de gündüzlerin çok uzun olmasıydı. Gece 23.30-24.00 gibi hafif kararmaya başlayan hava 2-3 saat sonra tekrar aydınlanmaya başlıyor. Alışmak hiç zor olmadı, hatta hiç yadırgamadık. Kışın ise yaz döneminin tam tersi bir durum söz konusu.
  • Kullanılan sıcak su yeraltından geldiğinden biraz bayat yumurta gibi kokuyor. ilk gün garip gelse de yıkandıktan sonra ciltte herhangi bir koku bırakmadığından bir sıkıntı olmadı.
  • İzlanda gece hayatına biz katılamasak da oldukça hareketli olduğunu biliyoruz.
  • İzlanda`da dikkati çeken bir diğer konu çalışan kadın sayısı. Oldukça yüksek.
  • İzlanda yasaları ve toplumu eşcinsel evlilikleri de kabul eden ve tüm LGBT bireylere karşı toleranslı.
  • Trolleri hiç anlatmadım, İskandinav kültürü gibi burada da Trollere inanılıyor.
  • İzlanda yün kazakları müthiş. Bu kültürün devam etmesi için okullarda da öğretiliyor.
  • İzlanda`ya gitmek isterseniz hava şartlarından, yürümekten falan şikayet etmeyecekseniz gidin derim.
  • İzlanda enerjisi %100 temiz, tüm kaynakları kullanıyorlar.
  • İzlanda ordusu yok. Kıyıları korumak için sahil güvenlik, kötü hava şartları veya kazalar için arama kurtarma ekipleri çalışıyor.
  • Toplam 130 volkan olduğu söylenen İzlanda`da 31 volkan günümüzde aktif. 
  • İzlanda temiz bir ülke; sokaklar, gezilen yerler, hatta tuvaletler...
  • Şekere karşı düşkün olduklarını söyleyebilirim. Çikolata çorbası diye bir şey var mesela. Marketlerde yer alan tüm jelibon tarzı şekerler her cumartesi %50 indirimli.
İzlanda hakkındaki diğer yazılarım:

32 yorum:

  1. Bu bölümde kendimi yazının içinde kaybettim. Harikaydı. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gene beklerim o zaman:) Teşekkürler, öptüm:)

      Sil
  2. fotoğraflar ve anlatımın oku beni der gibiydi her bir yazı. çocukların o neşeli halleri süperdi. aklında kalacağına burada kalsaydı, seriyi devam ettirseydin:)) mesela tasarım ağırlıklı dükkanlardan bahsedebilirsin bir gün:) söz mü?? :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seninle buluştuğumuzda anlatırım Nagehan:) Belki canım sıkılır bir gün oturur yazarım bir şeyler daha:) Teşekkürler, sevgiler:)

      Sil
  3. Resimleri görmek bile sizin ne kadar güzel ne kadar keyifli bir tatil geçirdiğinizi anlamak için kafi. :)
    sırf bu güzelleri görmek için bile gidilir.

    YanıtlaSil
  4. Offff ne manzaralar...Çok güzel bir yazı olmuş:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orda manzaradan bol bir şey yok:)) Çok teşekkürler:)

      Sil
  5. Çatısı yeşil evlere bayıldım, fotoğrafların hepsi güzel gerçi...

    YanıtlaSil
  6. önceki bölümleri okumamış olduğuma üzüldüm
    şimdi ben en başa gidiyorum
    by

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzülecek bir şey yok, hepsi duruyor yerli yerinde:))

      Sil
  7. Lütfen sadece kısa bir süre için ara ver izlanda yazılarına çünkü her yeni yazında daha çok , daha çok görmek istedim .Üstelik hiç aklımda yokken.Yani hep Fas , Venedik, İspanya hayali kurarken bu son yazı ile beni benden aldın :)
    Çocukken filmlerde izlediğim ve sadece filmlerde olduğunu sandığım o evleri yakından görmeyi çok ama çok isterdim .Peer Ole ve Kaî Felix' in harika iki delikanlı olduklarını düşünüyorum ve onları çok kıskanıyorum :)
    Belki de annem arkeolog olduğu için (mesleğini aktif olarak yapamasa da ) hep doğa ve tarih ile iç içe olan tatiller yaptık halen en sevdiğim tatiller ayaklarım sızlayana kadar gezdiğim tatiller :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakarsın bir gün yazarım, ara verdim diyelim o halde:)) Senin listene bakarsam İzlanda bu listeye hiç uymaz:) Gerek mevsim, gerek kültür...
      Annen arkeolog demek! Ben de çok istemişimdir, annemler yazdırmadılar bana sınava girerken:( Daha doğrusu ikna ettiler diyelim. Türkiye`de mesleğini yapan arkeologlar oldukça az olsa da saygı duyulası meslek benim gözümde.
      İzlanda gerçekten film sahnelerinden kopmuş gibi. Hele şu an!!! Off öyle fotoğraflar görüyorum ki bir sonraki İzlanda`yı planlayalım diyorum evdekilere:) Kuzey ışıkları başladı ve ne manzaralar geliyor inanamazsın! Instagram`da takip ettiğim birkaç İzlanda profili var, Absolute_Iceland bunlardan biri. Müsait olunca bakarsın belki. Happy Campers Facebook`ta harika videolar paylaşıyor, birinin linkini veriyorum: https://www.youtube.com/watch?v=GaFGHFaoI-s&list=UUdmAMdFKnQT7iqbVXFyqCKQ#t=158

      Sil
  8. daha önce de belirttiğim gibi çok aydınlatıcı bir gezi yazısı. dergilerde yayınlanmalı! bayıldım, ve sizin adınıza çok sevindim. bilgilendirme için de çok teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler övgü dolu sözlerinize:) Aslında o kadar çok fotoğraf ve hikaye var ki anlatacak belki bir ara yazarım tekrar:)

      Sil
  9. Merhaba;
    Ben de pek çok blog okuyucun gibi yazılarını ve fotoğraflarını çok seviyorum. Bu İzlanda kısmı beni ayrıca büyüledi. Görmeyi arzu ettiğim yerlerin arasında duruyor ve beni bekliyor. O yeşil, doğa, detaylar insanı içine nasıl da çekiyor. O uzaktan görünen oküçük köyde insanların nasıl yaşadığını epey merak ettim. Sakinlerinin ingilizce bilmesi çok harika çünkü dilleri yazıları okuması pek zor. Telafuz da çok acayip insanı biraz da ürkütüyor. Kuzey ışıklarını görmek çok istiyorum ama bakalım tarihin ayarlamasını iyi yapmak lazım. Çocukların bir harika maşallah, birlikte yaptığınız herşey insana mutluluk veriyor gördükçe. Eminim onlar da çok mutlulular. Hayatının tam da içinde gezmek katılmak öğrenmek ve merak etmek olan ailelere bayılıyorum. Her yazın beni mutlu ediyor, motive ediyor, teşekkürler. Arada yine yazamadığın İzlanda detaylarını yazmalısın, ben bu ihtimali düşünerek bekliyor olacağım.
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Tuğba, öncelikle çok teşekkürler:)
      Kuzey havası beni hep çekmiştir, İzlanda inanılmaz doğasıyla benim için ilk sıraya yerleşti diyebilirim. Dil konusunda zaten onların dilini konuşmak, anlamak gibi bir beklentileri yok. Nerdeyse Vikinglerden beri değişmeyen bir dile sahipler. Diğer kuzey ülkeleri gibi İngilizce konusunda hiç sıkıntı yok, eğitimlerinden kaynaklanıyor. Kuzey ışıkları içimde kaldı, şu sıralar yığınla fotoğraf düşüyor önüme, müthiş hepsi!!!
      Çocuklar hayatından memnun, seviyorlar gezmeyi ve keyif de alıyorlar. Bizden ne görürlerse onu seviyorlar aslında, işin özü bu:)
      Asıl ben teşekkür ederim ziyaretin için, tekrar gel. Sevgiler:)

      Sil
  10. Çok sevdim Semi, harika fotoğraflar.
    Tatil deyince aklıma sen geliyorsun artık :) Farklı bir bakış açısı kattın hayatıma, teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler:) Çok sık tatil yapmayız aslında ama iyi tatil yaparız:))

      Sil
  11. Şimdi askerde olan bir gezer için bunlar iyi paylaşımlar değil, biliyorsun değil mi?

    İNSAN İMRENİYOR!!!! :D

    Şaka bir yana yorumlarla da olsa ufak ufak dönmeye çalışıyorum buralara tekrar. Yazı için tekrar sağol :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi hadi dön artık buralara, boş bırakma sahaları:)
      Askerde ne fikirler birikiyordur sende şimdi, güzel bir yazı dizisi yaparsın:)

      Sil
  12. Merhabalar; İzlanda yazılarınız için çok teşekkür ederim. O kadar açıklayıcı yazıyorsunuz ki ve fotoğraflar o kadar şahane ki....... Ama lütfen İzlanda yazılarınıza devam etmenizi rica edeceğim , tasarım ağırlıklı dükkanlar bölümünü anlatamamanız beni çok meraklandırdı. Eşsiz fotoğraflarla müze,dükkanlar ve sanat galerisi dolu bir post bekliyor olacağım. Saygı ve Sevgilerimle..... IŞIL

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Işıl Hanım, içten yorumunuz için çok teşekkürler. Fotoğrafların güzelliği İzlanda`nın güzelliğinden kaynaklanıyor, biz pek bir şey yapmadık yani:) İzlanda yazılarına devam ederim belki ama bir süre ara verdim diyelim. Çok teşekkürler terkar, gene beklerim. Sevgiler...

      Sil
  13. fotolar mütiş. Eşim görse fotoları içi gider. En büyük hobisi balıklar da:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, eşiniz çok sever o halde:)

      Sil
  14. Harika bir gezi olmus cocuklariniz icin tebrik ederim,hersey otel havuz olmamali bir tatilde,dünyayi kesfetmek diye buna derim ben,hemde Izlanda gibi bir ülkede,mükemmel!Almanlarda cok yapar böyle geziler,daglarda tepelerde yürürler cocuklariylada.Daha evvelki yazilarinizi maalesef takip edemedim,digerlerinede bakip ic gecirecegim,Ingilizcemiz yeterli oldugunda bizde cikiyoruz artik degisik ülkelere insallah,kolay gelsin efendim!

    Bir soru: Avrupa ile sinirin oldugu yerdeki siyah taban kaygan biryermi yoksa saglam geziliyormu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler:) Tatil anlayışı herkese göre değiştiğinden aslında öneri vermek, mutlaka gidin demek de yanlış olabiliyor. Biz tatilde yeni yerler keşfetmeyi çok seviyoruz, havayı takmıyoruz kafaya, yürümeyi de seviyoruz:)
      O bahsettiğim sınırda yürünebiliyor, hiç sorun yok. Birazı kum, çoğu taş.
      Teşekkürler yorumunuz için, sevgiler:)

      Sil
  15. Bir zamanlar severek takip ettiğim Björk'ün memleketi. Şahsen titiz bir insan değilim ama çevre temizliğini çok önemsiyorum. Uzun yıllar önce ilk seyahatimde Avrupa'nın daha girişinde Balkan ülkelerindeki temiz çevreyi gördüğümde yaşadığım şaşkınlığı unutamam. Kuzey ülkeleri filmlerinden olsa gerek bana pek gizemli gelir. Gezmek güzeldir, her nereye olursa :)

    YanıtlaSil
  16. Harika bir gezi olmuş.. çocuklar da mutlu olmuş, hallerinden belli :)) çatıları yeşil bitkilerle kaplı evlere bayıldım. Fotoğraflar, manzarayı çok net yansıtmış ve çok güzel...Bir gün gidersek önerilerinizi dikkate alacağım. Teşekkürler Semi..Sevgiler..:)

    YanıtlaSil
  17. Selamlar!

    Okudum da okudum, hepsini okudum. :) Tüm İzlanda yazıları başta olmak üzere; Danimarka gezi yazısı, Çift dil ile çocuk büyütmek yazısı ve Didem ile ilgili gezi/röportaj karışımı yazı. Hepsini çok beğendim. Öncelikle tebrik ediyorum.

    Hele İzlanda yazı dizisindeki o muhteşem fotoğraflara ne yorum getirsem bilemiyorum! Hiçbir ekstra sebebe ihtiyaç duymadan sırf o fotoğraf karelerini çekmek için bile insan gidebilir oraya, inanılmaz...

    Karşılaştırmalı Siyaset kitabını tekrar açtım bu arada, 1500 değil 1000 yıllıkmış İzlanda'daki ilk parlamento, onu da doğrulamış oldum, ben yanlış yazmışım kendi yaptığım yorumda. Eh, sınavsız geçiş varmış, ikinci üniversite ayağına tekrar girdik bir yola, normal okuduğum kitaplara bir de bu AÖF kitapları karışınca kafa gitti tabii. :)

    Bir de lafı çok uzatmadan son bir şey daha eklemek istiyorum ki bu hakikaten beni çok şaşırttı. Ben Danimarka Kopenhag seyahatim öncesinde (2017 yılının martında oradaydım yanlış hatırlamıyorsam) tesadüfen sizin bu siteyi bulmuş ve o yazıyı okumuşum aslında. Bugün yeniden okurken fark ettim. :) Ama sizin benim bloga attığınız o yorumlar olmasaydı, siteyi tekrar herhalde bulamayacaktım. Hayat işte.

    www.gezivita.com dan selamlar :D

    Kaan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Kaan, güzel bir tesadüf olmuş o halde:))
      Yazılarım hakkındaki güzel düşüncelerin için teşekkürler. Her ne kadar bir gezi blogu olmasam da gezip gördüğüm yerleri kendime göre anlatmayı seviyorum. Fayda sağlayan birileri olursa ne mutlu bana:)
      İzlanda hikayem hiç bitmedi aslında. Mutlaka tekrar gideceğim yerlerin başında geliyor.
      Sevgiler...

      Sil