13 Ocak 2015 Salı

Vikingleri Nasıl Bilirsiniz?

Benim için Vikingler uzun yıllar çizgi film karakteri Vicky idi. Çocukluğumun sarı-kızıl saçlı, kafasında boynuzlu miğferi olan Vicky son derece zekiydi ancak tipik bir Viking değildi, güçlü sayılmazdı ve hatta kurtlardan korkardı. Ancak kıvrak zekasıyla herkesi bir Viking olma konusunda ikna ederdi. Aklına parlak bir fikir geldiğinde elini burnuna sürten Vicky, babası ve aynı zamanda Vikinglerin şefi Halvar, annesi Ylva ile köyleri Flake`de yaşardı.
İsveçli yazar Runer Jonsson tarafından 1963 yılında yazılan çocuk kitabı Vicke Viking`ten uyarlanan Avusturya-Almanya-Japonya tarafından çizgi film haline getirilen Vikingler 1970`li yıllarda hepimizin bildiği haliyle televizyonlarda yerini aldı.
Film yapımcıları, yazarların, belgeselcilerin, reklamcıların da pek sevdiği ve çocukluk sembolüm olan Vikinglerin aslında çok da sempatik ve komik olmadıklarını elbette anlayacaktım.
Kahraman mı, yoksa barbar mı? 
8-11. yüzyıllar arasında yaşamış olan Vikingler yağmacı, savaşcı, korsan, iyi bir denizci ve tüccardı. Keşfe gittikleri yerlerde kiliseleri, manastırları yağmalar, köyleri yakıp yıkar, yüklü ganimetlerle evlerine geri dönerlerdi. Hiç beklenmedik bir anda ve denizden yaptıkları saldıralarda oldukça başarılı oldukları söylenir. Eski Nors dili konuşur, aslında kafalarında boynuzlu miğfer taşımazlardı. Boynuzu ya içki içmek için ya da ses çıkarmak amacıyla kullanırlardı. Vikingler, gemiciliği oldukça ileri götürdüler, onlardan sonra da aynı teknikle gemiler yapılmaya devam edildi. Dinleri çok tanrılı idi; Odin, Frey, Thor en bilinen tanrılarıydı. 930 yılında dünyanın ilk parlamentosunu Vikingler kurdu. (İzlanda yazılarında bahsetmiştim: http://www.mutlueller.com/2014/08/golden-circle-ya-da-altn-cember.html)
Vikingler, var oldukları dönem boyunca evleri olan İskandinavya`dan yola çıkıp farklı rotalar üzerinden yukardaki haritada gösterildiği üzere uzun seyahatler yapmışlardır. Sıkı bir tüccar olarak bilinen Vikingler Karadeniz üzerinden bugünkü İstanbul`a da gelmiş ipek, baharat, şarap, mücevver alıp dönmüşlerdir. Sagalar üzerinden yola çıkıldığında biliniyor ki İzlandalı Leif Eriksson, yaklaşık 1000 yılında Kuzey Amerika`yı keşfeden ilk Avrupalıdır, buraya Vinland adını verir. (İzlanda seyatimizde ziyaret ettiğimiz VÍKINGAHEIMAR`da gördüğümüz bir Viking gemisi replikası ile 
17 Haziran 2000`de İzlanda`dan New York`a yelken açan Gunnar Marel Eggertsson ve ekibinin olağanüsü hikayesinde de bunu öğrenmiştik.) 
Bizdeki bu Viking ve Viking kültürü merakından nerede bir Viking müzesi görsek gitmenin yolunu buluruz. 2013 yazındaki Hamburg tatilinde biraz daha kuzeye uzanıp daha önce gitmediğimiz Haithabu`ya da yolumuzu böyle düşürdük. 
işte tam okla gösterdiğim yer; Danca adı Hedeby olan, hatta eskiden Danimarka topraklarındaki Haithabu oldukça ilginç bir müze. Bölgede 1900`lü yıllarda başlayan kazılar uzun yıllar devam etmiş, Vikinglerin yaşam alanı ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde müze iki bölüm halinde ziyaretçilere açık. İlk bölüm ya da giriş bölümü diyelim, Viking tarihine tanık olmanın yanısıra kazılarda bulunan her türlü takı, malzeme, işlenmiş değerli eşyalar, anıt taşlar sergileniyor. Müze içinde Vikinglerin gemi yapım tekniğini anlaşılabilir kılmak için sergilenen gemi de dikkat çekici.




Müzenin ikinci bölümü için harika bir günde, müthiş bir ormanın kıyısından yeşillikler içinde yürümemiz ve yolumuza çıkan hayvan dostları selamlamamız gerekiyordu. Bu duruma hiç mi hiç üzülmedik. 

Ve bizi 1000 yıl geriye götürüp tarih yolculuğuna çıkaracak köye ulaşıyoruz. Bu evler, kazılar sonucu ortaya çıkan Viking evlerinin temeli üzerine, orjinal tekniklerine sadık kalınarak inşa edilmişler.
Köy karşılama komitesi görev başında:) Evet, burası yaşayan bir köy! Köy sakinleri geliyor birazdan...




Bu insanların burada tatil yapar gibi bir halleri var mı sizce? Tam anlamıyla tatil yapıyorlar! Çok mu hayal ürünü?
Çorap ören köy sakini ile konuştum. Bir grup arkadaş aylar öncesinden müzeye başvuru yapmışlar. Müze kabul edince de tatillerini geçirmek üzere Haithabu`ya gelmişler. Tabii bu sadece onlara özel bir durum değil, gerekli şartları yerine getiren herkese açık müze. Nedir bu gerekli şartlar: takdir edersiniz ki öncelikle o dönem yaşamını kabul etmek gerekiyor, yani elektrik yok, yerde kürk/deri üzerinde uyunuyor, yemek pişirilecek, hayvanlara bakılacak vs. Diğer önemli nokta ise mutlaka ama mutlaka o döneme ait el emeği yapmanız gerekiyor. Çorap mı örersiniz, ok mu yaparsınız, bıçak mı, yoksa ahşap mı çalışırsınız vs. orası size kalmış. Şartlar çok kolay değil, ancak nefis bir tatil alternatifi!

Bu gördüğüm ilk Viking müzesi değil. Yıllar önce de Roskilde/Danimarka`daki Viking müzesini ziyaret etmiş, İzlanda`da yine Vikinglerin izini sürmüştük. Gezip gördükçe yıllardır süren tartışmalara anlam vermeye başlıyorum. Evet, Vikingler altın ve ganimet peşinde koşan, yakıp yıkan korsanlardı. Yerleşik düzene geçmeleri onların sonunu getirdi. Öte yandan bir kahraman olmasalar da dünya üzerine hatırı sayılır bir kültür bırakıp gittiler. Bu nedenledir ki Viking dönemi ve kültürü, günümüzde önemini yitirmeyip, araştırılmaya devam edilmektedir.

Kaynaklar: 
http://www.schloss-gottorf.de/haithabu
http://en.wikipedia.org/wiki/Vikings
http://vikingaheimar.is


Not: Haritalar ve Vicky internetten alınmıştır, diğer fotoğraflar bana aittir, lütfen izinsiz kullanmayınız.

22 yorum:

  1. Şimdi yeni versiyonu çıkıyor çizgi filminin. :)
    Ne diyebilirim ki, millet, korsandı, kötüydü barbardı dememiş, köklerine inmişler.
    Bende merak ettim. Görmek isterim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişle yüzleşmek gerek sanırım bundan:)

      Sil
  2. Kimin Barbar olduğu göreceli bir kavramdır, bana göre Germenler değil, Vikingler değil, Romalılar barbardır :)) Moğollar'ı da barbarlar sınıfına yazarım, Severiz Vikingleri :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vikinglerin yeri ayrı nedense Bolat:))

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Evet, çok güzel gerçekten:) Yıllar boyu kazılar devam etmiş, orjinalinin üzerine nefis bir köy yapmışlar:)

      Sil
  4. Ne cok severdim ben Vikingleri,ama bu köy varya tam benim ve cocuklarimin yasayabilecegi bir köy,bayiliyorlar ciftlik hayatina,elektrik filan olmasada onlar severler eminim buna,hayvanlarla,ogün gercekten cok güzelmis sanslisiniz,sevgiler hepinize...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorsunuzdur, Avrupa`da çocuklarla tatil yapabileceğiniz çiftlikler var. Viking köyü değiller tabii:)
      Biz yıllar önce Tirol`de dağda bir çiftlikte kalmıştık ve çocuklar harika bir zaman geçirmişti! Bayılıyorum böyle yerlere:) Sevgiler:)

      Sil
  5. ben de barbarların Romalılar olduğunu düşünüp ordan hareketle nedense italya'ya ait sanıyordum vikingleri.kesin bir bilgim yoktu bugüne kadar.bir mantıktı yürüttüğüm.Meğer öyle de değilmiş gördüm ki :)
    çok çizgi film izleyen bir çocuk değildim ama abimler izlerken bazen denk geliyordum.benim zihnimde hep viking aklıma geliyordu.fikir gelince aklına burnunu kaşıyan ve iri yarı bir adam.
    izleyesim geldi.dur biraz da o çizgi filme takılayım ben :-D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İtalyanları okuyunca şaşırdım:)) Nasıl bir bağlantı kurmuşsun:))
      İri yarı adamı da galiba Asteriks, Obeliks ile mi karıştırdın?
      Ben çocuklara orjinal bölümlerini dvd olarak aldım, oturup izliyorum zaman zaman. Çocukluğumu anıyorum elbette:))

      Sil
  6. yaaa o müzede uzun süreli bir tatil yapmayı nasıl istedim anlatamam . Sanırım ben ahşap oymacılığı yapardım ve bütün gün yemek yapardım ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de gezerken bir yandan tatil yapsak ne güzel olur düşüncesi vardı kafamda:)

      Hep diyorum müze yaşamalı, canlı kalmalı. Köylerden oluşan açık hava müzeleri favorim mesela. Hamburg yakınlarında da var bir tane. 1700-1800`lü yıllardan kalma evler, orada yaşayanlar da gönüllü yerel tiyatrocular. Dönemin kıyafetleriyle çamaşır yıkayanlar, tamir edenler, ekmek yoğuranlar vs. Evler de bağışlanmış evler, farklı farklı yerlerden. Olduğu gibi sökülüp müzenin olduğu alanda tekrar monte edilmişler. Çocuklar için de harika programlar yapıyorlar. Bayıla bayıla geziyoruz:)
      Avusturya`da da yıllar önce gezmiştik birini. Bak adresini vereyim, ne demek istediğimi anlarsın:
      http://www.freilichtmuseum.com/de/besucherinfo.html

      Sil
  7. Çok beğendim bu yazıyı. Özellikle de köy hayatına katılabildiğin kısma bayıldım. Ben de isterdim orada yaşamayı deneyimlemeyi. Örgü örebilirdim belki bir atkı çünkü çorap hiç örmedim, ahşaptan bir şeylerde yapabilirdim. Keşke bu tarz ortamları biz de oluşturabilsek ama bizim kafalar daha çooook geride malesef. Tarihe canlı canlı tanıklık yapmak ne müthiş. Vikingleri severim, çocukken de çok izlerdim çizgi filmini. Değişik bir kültür. Daha çok tanımak daha çok görmek ne harika, bazen yaşamak eşittir keşfetmektir diyorum yoksa ne anlamı kalırdı?
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Tuğba`cım:)
      Ah o kafaları hiç sorma! Bizde müzecilik son yıllarda ilerlese de daha çoooook yolumuz var. Bizde bu kadar tarih varken, bu kadar kültür zenginliği varken çok daha iyisi yapılabilir diye düşünüyorum hep.
      Viking kültürü ilginç gerçekten, İskandinav halkı geçmişiyle yüzleşmiş, birçok şeyi aşmış görünüyor.
      Daha çok gezelim, daha çok keşfedelim. Yoksa neden yaşıyoruz gerçekten:)

      Sil
  8. Yazılarını övmeden duramıyorum ,yayın ruplarının yerinde olsam sana hemen teklif gönderirdim.
    Çok severek izlediğim bir çizgifilm, müzeye de ayrıca hayran kaldım . Yaşayan bir müze bizdeki müze müdürlerine duyurulur .
    Vikingler barbar mı olabilir o dönemin şartları bunu mu getiriyordu bilmem ama bir gerçek var.
    Güzel bir yazı ellerine sağlık Semicim, sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teklif gelse değerlendiririm Fatoş`cum:)) Çok zayıf bir ihtimal orası ayrı:))
      Yaşayan müze olayına hep takıyorum kafayı zaten. Bizde de son yıllarda hiç olmazsa özel müzeler yapmaya çalışıyor. İstanbul Modern mesela, çocuklar için harika atölyeleri var. Keşke yaygın olsa, her müzede doğru dürüst rehber olsa, canlandırmalar olsa, yaşam olsa...
      Çok teşekkürler Fatoş`cum, sevgiler...

      Sil
  9. Sevgili Semi, ben ahşap işçiliğini alayım. Öyle ki, beni baya bir etkisine altına alır. Her satırda gözümde canlandı hepsi. Büyük bir keyifle okudum hepsini... Bizdeki geçmişi yaşatmak, isimleri külliye olarak değiştirmek sadece. :) Çok sevdim bu yazını da...

    Kocaman sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ersin`cim senin elinden her iş gelir gibime geliyor:)) Özellikle geçen haftaki yazından sonra noktayı koydum: dönüşüm senden sorulur!
      Çok teşekkürler ilgin için:)

      Sil
  10. Bildiğim kadarıyla İngilizce'de kullanılan gün isimlerinin kaynağı da İskandinav Mitolojisi -> Tuesday = Tyr's day / Wednesday = Woden's day (Woden, Odin'in Almancasıydı yanlışım yoksa) / Thursday = Thor's day / Friday = Freya's day. Geri kalan günlerde zaten çiçek böcek :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bilmediğim bir yerden gelmişsin Mr.E:)
      Yorumunu evdeki Avrupalıya okudum, evet dedi:))

      Sil
  11. Aslında bu dünya üzerinde hiçbir millet kahraman değil, çünkü hepsi kendi doğruları için savaştı, katletti, soydu öldürdü...
    Arapların dini yaymak için milyonları öldürmesi
    Hristiyanların haçlı ordusu kurarak müslümanları katletmesi
    Toprak genişletme ve islamiyeti yayma amacıyla Osmanlının neredeyse tüm dünyayı kılıçtan geçirmesi
    Barbarların ganimet ele geçirip geçinmek için sağa sola saldırıp avrupalıları katletmesi
    Binleeerce örnek yaz yazzz bitmez. Hepsinin kendi doğruları vardı ve hepsi kendi halkına göre kahramandı ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuyu iyi özet geçmişsin:)
      Kimsenin üstünlüğü yok aslında. İnsan her yerde insan, amaç topraksa, amaç din ise yapmadıkları kalmamış. Bugün de bundan farklı değil.
      Vikinglerin barbar olmaları dışında arkalarında acayip bir kültür bırakmaları gözümde onları farklı yere koyuyor.

      Sil