19 Ekim 2016 Çarşamba

Lego Sanatı

Nathan Sawaya adını bu sergiye kadar hiç duymamıştım. Hamburg`da valizlerimizi beklerken her zamanki gibi şehirde ne var ne yok diye kurcalamak üzere standın başına geçtim. Afişinde Lego olan bir görselin gözümden kaçması imkansızdı. Nathan Sawaya adını ilk defa gördüğüm minik broşürü hemen attım çantaya. Tek bir şeyden emindim, içinde Lego olan hiçbir proje kötü olamazdı.

Serginin adı: The Art of the Brick. Dünyayı dolaşan sergi Almanya`da ilk kez Hamburg`da sergilendi. Bu sergi bugüne kadar gördüğümüz tüm Lego işlerinden farklı. Lego sanatla birleşmiş, üç boyutlu müthiş bir hal almış. Başlangıçta zaman harcanıp, binlerce Lego taşıyla yapılan işler gibi gözükse de, her birini inceleyince anlıyoruz ki aynı zamanda hepsi bize bir şey anlatıyor. Hayatla ilgili, dünyayla ilgili mesajlar veriyor. Bu köşeli taş parçaları yüz ifadesine dönüşmüş, bakışıyla, vücut şekliyle karşımızda konuşuyor. Bir bölüm dünyaca ünlü eserler ve yüzlere ayrılmış ama bunlardan ziyade özellikle beğendiğim diğer eserlerinden bahsetmek istiyorum.
Bu yaşlı çiften oluşan eserin adı "Everlasting" yani ebedi. Sonsuz aşk. (Lego taş sayısı: 10.584)

"Love lives forever. It outlives youth and a flat stomach and a full head of hair. And that`s what makes it beautiful."


"Circle, Triangle, Square"

"Celebrate difference" diye başlayıp devam ediyor. Hepimiz aynı görünseydik, aynı olsaydık dünya hiç de ilginç olmayacaktı, değil mi? Sen hangi formsun, hangi renk?

(Lego taş sayısı, soldan sağa: 9.147 - 9.957 - 10.305)

"Grasp"

Arzularınızı engellemek isteyen eller her zaman olacaktır. Bunun için çok güçlü olmak, zincirleri kırmak gerekir.

(Lego taş sayısı, 17.356)

"Grey"

Sergide yer alan ve belki de en beğendiğim işlerden biri gri. Eserin bize anlattığı aslında ta kendisi. Avukatlık mesleğini geride bırakıp ruhunu özgürleştirmiş bir sanatçı o, Nathan Sawaya.

Hepimiz bu gri kutuların içindeyiz. Kendini özgür bırak, kendini gerçekten bul ve tutkulu olduğun bir yaşama başla.

"Hands"

Eller onun için çok önemli. Bu eseri 3 haftada bitirmiş, 15.000`den fazla Lego taşı kullanmış.

"Green Torso"

Bazen kafamız dolu, aynı anda pekçok şeyle baş etmek zorunda kalırız. Bu durumda en iyisi kafamızı boşaltıp tekrar yerine oturturuz, artık güne hazırızdır.

(Lego taşı sayısı: 8.990)








Gerçekten ne güzel söylemiş: "neyse ki sanatta kural yok!" 

Gördüğümüz sergide 100`den fazla eser, 1 milyondan fazla Lego taşı vardı. Dünyayı gezen sergi bakarsınız İstanbul`a da gelir, neden olmasın?


Kim bu Nathan Sawaya?

10 Temmuz 1973 Corville, Washington doğumlu. Gençliğinde resim yapar, hikayeler yazar. Sihirbazlık gösterileri ve tabii ki bitmek bilmeyen bir aşkla Lego ile oynamak en sevdiği şeyler olur. New York`ta hukuk okuduktan sonra başarılı avukatlık yıllarının ardından 2004 yılında mesleğini bırakıp kariyerini Lego sanatçısı olarak sürdürmeye başlar. 2007 yılında Lancester Museum of Art`da dünyanın en büyük ilk Lego sergisini açar.
Daha çok bilgi için: http://www.nathansawaya.com


Not: Fotoğrafları lütfen izinsiz kullanmayınız.

22 yorum:

  1. Muhteşem. Çok etkileyici.

    YanıtlaSil
  2. Sanat ne güzel bir şey.

    YanıtlaSil
  3. Müthiş, bayıldım hepsine, sanırım Klimt olana daha fazla bayıldım :) Teşekkür ederim yazdığın ve bu güzellikleri bizimle paylaştığın için.
    Sevgiyle ve muhabbetle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, biz de çok etkilenmiştik. Fotoğraflar her şeyi pek anlatmasa da fikir veriyor en azından. Sevgiler...

      Sil
  4. Merhaba :)
    Ne güzel çalışmalar bunlar, bu bir sanat! :)

    YanıtlaSil
  5. Çok etkileyici gerçekten. Paylaştığın için sağol :))

    YanıtlaSil
  6. Vayyy..
    Hayran olmamak elde değil.

    YanıtlaSil
  7. Gerçekten çok iyi yapılan lego heykeller ama özellikle avukatlık kariyerinin ardından çok farklı bir şeye yönelen sanatçı ilgimi çekti.Avukatlık yetmemiş belliki. Çok yönlü insanlar böyle oluyor, yaptıkları her ne ise tutkuyla yapıyorlar, tutkuyla ortaya konan şeyler de başkalarına mutlaka ulaşıyor ama önce kendilerini mutlu ediyor yaptıkları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eserler müthiş ancak hayalini gerçekleştirmiş olması daha da müthiş! Tutkuyla peşinden gitmiş, demek ki bir noktada mesleği tatmin etmemiş.
      İnsanın tutkulu olduğu hobisini mesleği haline getirmesi kadar güzel ne olabilir.

      Sil
  8. Ahha ha ha az önce yazdığım yorumu okuyamadan yayınla butonuna bastım iyi mi, bizim Pamuk kediş çalışma masama atladı oradan da tableti aşağıya düşürüp kaçtı. Hadi bakalım!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hehe:)) Yaramaz Pamuk`u patilerinden öperim:))
      Sevgiler Fadiş:)

      Sil
  9. Biz neredeyiz millet nerede Semi :)

    YanıtlaSil
  10. Çok teşekkür ederim yazı için ayrıca sitemide ziyaret etmeyi unutmayın
    http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  11. Eminim sergide ki bütün eserler birbirinden güzel,etkileyici ve düşündürücü.Özellikle senin seçtiklerin ''Hands,Grasp,Green Tarso,Grey ''gerçekten çok etkileyici.İyi ki sanatta kural yok dediği gibi .
    Çok teşekkürler paylaşım için ,sevgiler Semicim.

    YanıtlaSil