24 Nisan 2017 Pazartesi

Roskilde, Danimarka

Müzikle biraz ilgiliyseniz Roskilde adını muhtemelen daha önce çok kez duydunuz. Roskilde diye internette arasanız 50 bin nüfuslu şehrin kendisinden ziyade Roskilde Müzik Festivali çıkar karşınıza. 1971`den beri düzenlenen Avrupa`nın en büyük müzik festivali her yıl Roskilde`de 100 binden fazla müzikseveri ağarlıyor. Benimse yıllardır aklımda, kimler geliyor diye her sene bakıp bakıp salyalarımın akmışlığı çoktur. Bu arada Roskilde`ye iki kere gidip festivale gidememiş olsam da pes etmedim. Hadi buraya da yazmış olayım, yaşım 50`ye merdiven dayamadan o işi bitmiş say:) O zamana kadar programa bakmak serbest: http://www.roskilde-festival.dk



Roskilde Kopenhag`a oldukça yakın, yaklaşık 40 km. mesafede. Konaklama açısından daha cazip olunca Roskilde de kalmak üzere ayarlamıştık her şeyi. Roskilde gayet hareketli bir şehir, şehirde bir üniversite olması gençlerin yoğunluğunda etken tabii. Zaten biraz gezince insanın bu şehirde okuyası geliyor. Roskilde Üniversitesi


Şehrin genel havasında sürpriz yok. Renkli, düzenli, yeşil, sanat ve müzeler...


Roskilde`ye asıl uğrama sebebimiz şehirdeki Viking Gemi Müzesi olunca diğer müzeleri çok hesaba katmadan gezdik. Mesela bu müze kapalıydı, sonradan fırsat olmayınca tekrar gidemedik. Kraliyet ailesine de ev sahipliği yapan bu binanın içinde Roskilde Modern Sanat Müzesi yer alıyor. http://samtidskunst.dk


İzini sürebildiğimiz yerlerde Viking kültürünü es geçmek asla olmaz, hele Danimarka`da hiç. Burası bahsettiğim Viking Gemi Müzesi. Müzenin kuruluş hikayesi 1962 yılında Roskilde Fiyord`un Skuldelev bölgesinde beş Viking gemisi bulunmasıyla başlıyor. Bu gemiler İsa`dan sonra 1000 yılı civarında o zaman başkent olan Roskilde`yi denizden gelecek olan saldırılara karşı korumak amacıyla bilinçli olarak batırılmış olan gemiler. 1969 yılında açılan müze işte bu beş gemi için özel olarak inşa ediliyor. 1996-97 yıllarında bölgenin genişlemesiyle dokuz Viking gemisi daha bulunur ve müze zamanla günümüzdeki halini alır.
Müzede Viking gemilerinin yanısıra, denizcilik tarihi ve Vikinglerin gemi yapım teknikleriyle ilgili çok sayıda bilgiye ulaşmak mümkün. Bu bizim Vikinglerle ilk tanışmamız değil, Vikingleri nasıl biliriz daha önce de yazmıştım: http://www.mutlueller.com/2015/01/vikingleri-nasl-bilirsiniz.html




Müzedeki tersanede Viking gemilerinin orjinaline, malzeme ve yapım tekniklerine sadık kalınarak yeniden yapıyorlar. Açık olan ön alanda ustaların çalışması izlenebiliyor. 30 metre uzun, 3,8 metre genişliği olan Skuldelev 2 İrlanda savaş gemisi, 2000-2004 yılları arasında Tuborg Vakfı desteğiyle buradaki gemi yapım ustaları tarafından yeniden inşa edildi. Orjinalini aratmayacak kadar aynısı olan Viking gemileriyle okul ya da özel gruplarla gezmek de mümkün, ayrıca düzenli olarak çocuklar ve yetişkinler için halat yapımı, gemi yapımı gibi atölyeler de düzenleniyor.







Vikingler olur da çocuklar unutulur mu hiç! Birkaç aktivite masasının olduğu köşede her daim hazır bekleyen Kai Felix yine atladı. Bu kadar uzun süreceğini düşünmediğinden olsa gerek boyarken sonlara doğru biraz sıkılsa da bitirip eline alınca çok rahatladı.


Viking harflerini kullanarak yazmak isteyenler için açıklamalar mevcut. Viking alfabesine Runik alfabesi ya da Runik yazı sistemi de deniyor. Önceleri 24 harf olan alfabenin sonradan 16 harfe düştüğü görülüyor. Bizimki kılıcın üstüne ismini yazmak isteyince iki alfabedeki harfleri karıştırdı. X olmayınca ks olarak yazdı isminin sonunu. Sadece biz okuyabiliyoruz ama olsun:) Kendime not: Bir gün dövme yaptıracaksam ya Viking harfleri olacak ya da İzlanda.



Roskilde Viking Gemi Müzesi (Vikingeskibsmuseet) 0-17 yaş arası ücretsiz. Çocukların çok sevdiği
bu güzel müzenin adresi: http://www.vikingeskibsmuseet.dk/en/


Bizde simit ne ise orda da bu. "Wienerbrød" Danimarka`da 1840`larda Viyanalı bir fırıncı tarafından ilk kez yapılmış ve çok beğenilmiş olacak ki günümüzde de Danimarkalıların en sevdiği tatlı çöreklerin başında geliyor. Tüm ülkede farklı formlarda ve her yerde görebilirsiniz.


Sokaklarda dolaşırken galerilere girmemezlik yapmadık tabii ancak bir süre sonra sanatsal bir takım şeyler görmek sıradan hale gelmeye başlıyor. Kimin sergisi, kimin eseri olduğunu takip edemedik, bazılarına sadece bakıp çıktık ne yazık ki.



Bu uzaktan gördüğümüz kilise 1995`ten beri UNESCO Dünya Mirası Listesi`nde yer alan Roskilde Katedrali. (Roskilde Domkirke) İskandinavya`da kırmızı tuğladan inşa edilen ilk gotik kilise olan Roskilde Katedrali`ne 39 kral ve kraliçe defnedilmiş. Eksik kalmasın adresi de verelim: http://visit.roskildedomkirke.dk/in-english/






Katedralde o kadar lahit içinde tasarımıyla dikkat çeken tabii ki sonuncusu oldu. Roskilde Katedrali`ndeki bu modern lahit henüz hayatta olan kraliçe II.Margrethe ve prens Henrik için sanatçı Bjørn Nørgaard tarafından tasarlanmış. Cam tabut göründüğü gibi üç granit sütun üzerinde yükseliyor. Bu üç sütun krallığa ait olan Danimarka, Faroe Adaları ve Grönland`ı temsil ediyor. Malzeme olarak kullanılan cam Danimarka`nın şeffaf demokrasi anlayışını ve aynı zamanda Hristiyan anlayışındaki ölümün şeffaflığını ve son olmayışını anlatıyor. Lahitin de tasarımı olur muymuş, evet olurmuş.


Ölümden bahsetmişken bu manzara Roskilde`de kaldığımız evin mutfağından gördüğümüz mezarlığa ait. Kahvaltı yaparken muhabbet malzemesi oldu bize:)


Airbnb sağ olsun ilginç bir ev bulmuşuz yalnız. Alt katı ofis, çatı katı ev olarak kullanılıyor. Yeni restore edilmiş, ahşap sevdiğimizden midir nedir bize pek hoş geldi. Şehir merkezinde olması iyi bir avantaj oldu. Kopenhag konaklama açısından daha tuzlu olduğundan iyi ki Roskilde`de kalmaya karar vermişiz. Kopenhag`a uğradık sadece, onu da uzun uzun anlatmayacağım. Birkaç yer görüp, yemek yiyip yolumuza devam ettik. Zaten çok kalabalıktı, özellikle Roskilde`den sonra bu kalabalık fazla geldi bize.


Ancak burayı anlatmadan geçemeyeceğim. Kopenhag`da ara sokaklarda gezinirken tam bize göre diyeceğimiz bir müzik dükkanına daldık. Acayip bir dükkan, kocaman, aklınıza gelebilecek her tür müzik plak ya da cd formatında. Üstelik oldukça cazip fiyatlarla, tam kafayı yemelik! Sanırım bir saati aşkın içerde kaldık.


Beni asıl mutlu eden dükkanın arka tarafıydı, ufak bir bölüm eski kitap ve daha çok dergiye ayrılmıştı. Hiç ummadığım bir yerde şu elimdeki dergiyi bulunca tahmin et nasıl sevindim! Dergi 1974 yılına ait, içinde uzun bir bölüm Atatürk`ü anlatıyor. Kongreler, cumhuriyetin kuruluşu, reformları... Öpe koklaya aldım kendisini...

21 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Biz de öyle, uzun uzun incelemiştik:)

      Sil
  2. Duymamıştım Semi'ciğim ama ilk yemyeşil fotoğraf ne kadar güzel öyle, valla çok şanslısın arkadaşım. İnsan yaşayacaksa böyle yeşillikleri bol ve laik bir ülkede yaşamalı. Bizde olsa sırf penceredeki o notu astı diye adamı öldürürler, dükkanını da yakarlardı. (Picasso'lu not). Vikinglerle ilgili Kirk Douglas'ın çok çok eski bir filmini izlemiştim, harika bir filmdi, o gün, bugün çok ilgimi çeker Viking tarihi. Atatürk'le ilgili dergiyi rastlamak da hoş olmuş.:) Ama baksana Semi'ciğim asıl ilginci seni bir Türk olarak ta Danimarka'lara getiren - sanırım harika bir aşk macerası- şeyleri yazsana tabii özel değilse..ben bayılırım aşk hikayelerine...
    Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gezme konusunda şanslıyım evet:) Beni sanırım oralarda yaşıyor sandın, açıklığa kavuşturalım hemen:) Sadece gezme modunda. Yoksa Bursa`da evimdeyim:) Ama bir aşk hikayesi istersen o var bak, eşim Hamburglu:) Onu da bir ara anlatırım, sevgiler:)

      Sil
  3. güzel gezi :) özlemişim seni Semi!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaaaa ben de seni özledim, hemen ışınlandım bloguna:)

      Sil
  4. Ne zaman blog yazsan hep şaşırıyorum Semi. Senin blog tavan arasındaki sandık gibi :) Bir sonraki blog yazımı senin bu postuna ithaf edeceğim. Bu keltlere düşkünlüğüm var :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bolat aynı şeyi ben de düşünyorum bazen:) Eşeledikçe bir şeyler çıkıyor benden, aklıma ne gelirse yazıyorum işte:) Sen yaz bakalım, esas işin etimolojisini senden öğrenelim.

      Sil
  5. O son foto beni benden aldı, insanın kalbinde ne varsa yoluna da o çıkar bence, kalbine sevgiler Semi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler:) Atamı görünce karşımda nasıl sevindim anlatamam!

      Sil
  6. Ne kadar güzel ve gezilesi yerler. Mimarilerini korumaları bile başlı başına muhteşem bir şey. Bizde artık her yer beton. Çirkin yapılardan o kadar yıldım ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, gezmek görmek güzel. Ancak bizdeki güzellikleri nasıl bozduklarını görünce kahroluyorum:(

      Sil
  7. Şahane gezi Semicim, çok beğendim resimleri :)

    YanıtlaSil
  8. Ben seni hep oralarda oturuyorsun sanıyordum üzüldüm biraz çünkü ülkemizin yaşanacak hali kalmadı ama Bursa da çok güzel diye duydum. Patronum ve eşi Bursalıydılar onlar anlatmıştı. Hayırlısı olsun, eşinin yabancı olduğunu anlamıştım, çocuklardan ve isimlerinden de belli, aşk hikayesini bekliyorum ne güzel:))çok teşekkürler, yanıtla düğmesi çalışmayınca yeniden yorum yazdım..
    sevgiler...

    YanıtlaSil
  9. Gezmek, yeni şeyler görmek ne güzel. Bolat kardeşin bloğundan buraya ışınlandım. Tuhaf olacak ama ben mutfak penceresinden görünen mezarlığa hayran kaldım. O nasıl bir intizamlıktır. Bir de Atatürk'ümüzün kapak olduğu dergiye rastlamanıza. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç tuhaf değil, mezalığa biz de hayran kaldık. Hakkında epey konuştuk.
      Atatürk, harika bir tesadüf oldu. Hiç ummadığım yerde ve zamanda karşıma çıktı. Büyük insan olmak böyle bir şey işte. Sevgiler...

      Sil
  10. Harika bir gezi olmuş sanırım.. Fotoğraflar çok güzel ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, çok yeni değil. Ara ara gelirler bana, dönüp anlatırım:)

      Sil
    2. Biz de güzel güzel okuruz :)

      Sil