2 Ekim 2014 Perşembe

Blue Lagoon

"The Blue Lagoon" filmini hatırlar mısınız? Bizdeki adıyla "Mavi Göl". Fotoğrafları seçerken aklıma geldi, yıl 1980, başrolde güzeller güzeli Brooke Shields ve kıvırcık, sarı saçlarıyla Christopher Atkins...Acayip sahneler kalmış aklımda, es geçeyim:) Bir de Blue Lagoon kokteyli var ama bu ikisinden de uzaklaşıp gidiyoruz, taaaa İzlanda`daki Blue Lagoon`a...
Blue Lagoon dedikleri böyle akıl almaz bir yer! Dostlara anlatırken söylediğim "İzlanda`da bazı yerler var, film seti gibi" ifadesi abartı değil yani:) Tamam, fotoğraflarını falan gitmeden gördüm elbette, neye benzediğini biliyordum. Ama karşımda gerçek haliyle duruyordu işte ve sonrasında içinden çıkmak istemeyecek kadar büyülenecektim.
Blue Lagoon, başkent Reykjavík`in 50 km. güney batısında ve Keflavík Havalimanı`na 20 km.lik mesafede. Park yerindeki danışma bölümünde dikkatimi çeken valiz, çanta yığınlarının sebebini bu 20 km.lik mesafe açıklıyor aslında. Amerika-Avrupa uçuşları yapanların İzlanda`daki aktarmadan dolayı bekleme süresinde buraya gelip ufak bir keyif molası verdiklerini öğreniyorum. Eh fena fikir değil hani! 
Baştan söyleyelim; giriş ücreti fena: 40 Euro/kişi, çocuklar için 13 yaş ve altı ücretsiz. İyi yanı saat sınırlaması yok, buruş buruş olana kadar kalınabilir:) Havlu, terlik gibi şeyler yanınızda olmalı, zira ücrete dahil değil. Aslını sorarsanız İzlanda`da sayısı 100`ü aşkın, (bazıları gizli rotalar üzerinde) irili ufaklı "hot pot" denilen sıcak su kaynakları, havuzları mevcut. Tabii Blue Lagoon`un yeri ayrı, dünya üzerindeki 25 doğal harikadan biri olarak gösteriliyor ve İzlanda`ya kadar gelmişiz, gitmezsek arkamızdan ağlar durumu söz konusu:)
Gidelim tabii de bir de kalabalık olmasın dedik ve bu yüzden akşam saatlerini kullandık, nispeten normale dönmüştü. Fotoğraflardan anlaşılmıyor olabilir, tüm gün deli danalar gibi gezip tozduktan sonra kapanışı burda yaptık:) 
Gelelim buranın tam olarak ne olduğu konusuna; sıcaklığı, derinliği, suyun rengi nerden geliyor gibi soruların cevaplarına. En kestirme tembel tanımıyla burası jeotermal kaplıca. (SPA) Suyun sıcaklığı her mevsim 37-40°C  arası değişiyor. En derin yeri 1,6 metre olmakla beraber,  çoğunlukla 0,8-1,2 metre derinliğinde. Tesisin hemen arkasında yer alan jeotermal enerji santrali olan Svartsengi tarafından da burası destekleniyor ve sürekli pompalanan su, 40 saatte bir tamamen yenilenmiş oluyor. Yani bu santral sayesinde hem Blue Lagoon`dan dolayı inanılmaz bir turizm geliri elde ediliyor, hem de kullanılabilir temiz enerji!
Blue Lagoon görüntülerden de anlaşılabileceği gibi sütlü mavimsi bir renk. Suyun içeriğinde mineraller, silis kumu ve tuz mevcut. Özellikle sedef hastalığına iyi geldiği söyleniyor ve bölgede klinik de var, bir çeşit şifa merkezi gibi aynı zamanda. 
Böyle bir poz vermek şart mıydı bilmiyorum:) Yüzümüze sürdüğümüz görevlilerin düzenli olarak gelip yenilediği çamur diyeyim. Bunu sürüp kurumasını bekledikten sonra duruluyoruz. Cilt için faydalıymış ya da biz de turistik komplo kurbanlarıyız:))
Blue Lagoon, son derece düzenli, modern ve sistemli bir tesis. Tesis diyorum, çünkü aslında tamamen doğal demek burası için tam doğru bir ifade şekli olmaz. Sadece suya girmiyorsunuz, dilerseniz giriş ücretine dahil olmayan, sauna, masaj, tedavi merkezi gibi ekstralar barındırıyor bünyesinde. Suya girmeden önce ve sonra mutlaka duşa girmek şart. Her yer oldukça temiz, manyetik bileklik mutlaka takılı olmalı bilekte. Hem dolabı bununla açıp kapatıyoruz, hem de istersenirse havuzun içindeki bar bölümünden içecek alınabiliyor. Burada her dilden konuşan birine rastlamak mümkün. Arada elinde tepsi ile dolaşan genç bir kız, turistlerle sohbet edip, ürünleri test ettiriyor, ki millet çıkışta bir 'shop' a uğrasın:) Blue Lagoon`da evlilik teklifi yapmak da oldukça popüler bir durum. Son olarak arasıra konserler de düzenleniyor diye belirtelim. Daha fazla bilgi isteyen olursa diye ben görevimi yerine getirip adres de vereyim: http://www.bluelagoon.com

İzlanda postları bitti mi? Elbette hayır:)

Not: Fotoğrafları lütfen izinsiz kullanmayınız.

29 yorum:

  1. Şu an o kadar yorgunum ki, Blue Lagoon'a ışınlanabilmeyi nasıl isterdim. Izlanda postlarina bayılıyorum bu arada. Inşallah bir gün ben de gidebilirim , neden olmasin :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah ne iyi gelirdi sana orası:)) İzlanda`yı anlat anlat bitiremedim ve sıkıldım da anlatmaktan aslında:)))
      Bir süre daha sürecek korkarım:)) Umarım sen de gidersin bir gün de bir de senden okuruz:)

      Sil
  2. Ay ben oraya da aşık oldum semii ay ay ayayayyy

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şu an zaten modun öyle biliyorum:)) Millet boşuna evlilik teklifi yapmıyor oralarda demek ki:))

      Sil
  3. İzlanda, uzun zamandır, zaman bulup gitmeliyim dediğim bir kaç uğrak noktasından biri.

    Genelde gittiğim yeri, o günkü ruh halimle ve yerinde keşfetmeyi seven biriyim. Çünkü o günün ya da anın ruh hali; tavsiye edilmeyen yerleri unutulmazlar arasına, en tavsiye edilen yeri aman bu muymuş listesine dahil edebiliyor. Bu nedenle yerle ilgili düşünce ya da tavsiyelere (güvenlik uyarıları hariç elbette) çok da kulak asamıyorum.

    Ancak İzlanda serisi yayınlarınız beni içine çekmeyi başardı. Vakit ayırıp da ( tabii o zamana kadar ada batmazsa) atılacak adımlarım muhtemelen sizinkilere çok benzer olacak. O nedenle devamını da aynı merakla okuyacağımı iletmek istedim.

    (Lütuf ediyormuşum hissi vermesin yorumum; gerçek düşüncemi iletmek istedim sadece)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Düşüncelerinizi anlıyorum. Hani bu çok konuşulan filmlerin vasat olması gibi bir şey.
      Biz gitmeden önce (turla hiç gitmiyoruz) mutlaka ilgili kitapları karıştırırız, internetten araştırırız. Yaklaşık olarak rota bellidir. Haklısınız ruh hali önemli elbette. Araç kiraladığımızdan bahsedilen yerler dışında yol üzerindeki kasabalara, köylere gitme fırsatımızı kaçırmıyoruz. Mesela İzlanda`da orada yaşayanların hayatından kesitlerin sunulduğu bir müze vardı, kimse çok uzun kalmıyor orda. Bizim ve çocukların çok hoşuna gittiğinden saatlerce kaldık diyebilirim. Yani özetle şöyle diyeyim; tavsiye edilen yerleri şöyle bir eleyip mutlaka görelim dediklerimiz oluyor ve oraya gidip orada keşfettiklerimiz...
      Kalınan süre önemli tabii, gönül isterdi ki tüm bu "hot pot" denen doğal havuzları bulalım, buzul tırmanışı yapalım, göllere gidelim, ikinci büyük şehrini görelim, at binelim, çadır kuralım, festivallerine katılalım, lav içinde ekmek pişirelim, özellikle de elbette kuzey ışıklarını görelim... Toplam 8 günde çok şey yaptık ancak hepsine yetmesi mümkün değil. Adanın batacağını sanmam, tekrar gideceğiz mutlaka:)
      Ziyaretiniz için teşekkürler, tekrar beklerim:)

      Sil
  4. Harika bir deneyim olmuş! Darısı başımıza diyelim:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım gidersiniz Sezer:) Ama sen bu sene iyi gezdin ha, kıskandım valla seni:))

      Sil
  5. gidebilir miyim bilemiyorum ama zevkle okurum. gelsin devami:))

    YanıtlayınSil
  6. mavi göl filmini zihinimdeki arşivime kaydettim.sinema tarihini merak ediyorum bugünlerde .bu yüzden de böyle filmleri izlemeye özen gösteriyorum.
    izlanda benim şimdiye kadar hiç düşünmediğim ülkelerden biriydi ama sayende izlanda hakkında çok bilgi edindim ve hatta gitmeyi düşünebildiğim ülkelerden biri haline geldi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O dönemde ses getiren filmlerden biriydi. Sinema tarihi açısından bir önemi var mı doğrusu bilmiyorum:)
      Gezip gördüğüm yerleri aslında en çok sanırım kendim için yazıyorum. Bir yer önermek, muhatap olduğunu tanımadan zor aslında. Yazdıklarım okunuyorsa ve biraz olsun aktarabiliyorsam ne mutlu. Ama zor dediğim gibi. Tatil anlayışı biraz olsun aynı olması lazım:)

      Sil
  7. :))) Öyle oldu gerçekten. Ben de şaştım:) Memuriyeti bırakmasaydım şimdi yeşil pasaportum olacaktı. O zaman kimse tutamazdı herhalde beni. Bir schengenle böyle oldu bu yaz:)

    YanıtlayınSil
  8. bu arada kaçırdım mı bilmiyorum ama bu izlanda tatiliniz uçuş olarak kaç tlye mal oldu ailece? yılın hangi dönemleri bilet almak için uygun olur, bilgilendirirseniz, ben de önümüzdeki sene inşallah gidebilirim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kaçırmadınız. Öyle toplam bir rakamdan bahsetmedim. Bunu yazmak zor. Türkiye`den direkt uçuş yok, aktarmalı. Ve normal bir Avrupa uçuşundan pahalı. Biz buradan uçmak yerine zaten Hamburg`a gideceğimizden ordan uçtuk. Hem direkt uçtuk, hem daha hesaplı oldu.
      Bileti ne kadar erken alırsanız o kadar iyi elbette. Yaz dönemi malum pahalı her bakımdan. İzlanda hakkında bir şeyler okurken bir tur şirketine denk geldim. Her şey içinde 2400 Euro gibi bir rakamdan bahsediyordu. (kişi başı ve 5 ya da 6 gün idi)
      Doğrusu çok iyi planlamanız lazım. Ucuz bir ülke değil, her zaman gidilebilecek bir yer de değil. Gitmek istediğiniz dönem, nerede kalacağınız, neler görmek istediğiniz vs. Kuzey ışıkları yaz dönemi görülemiyor mesela.
      Başka bilgiye ihtiyacınız olursa yardımcı olmaya çalışırım. Umarım gidebilirsiniz.

      Sil
    2. çok teşekkür ederim

      Sil
  9. aa gerçek değil gibi. izlanda ha ya istediklerimden ya. ah not aldım bakalım gidersem yina bakcam :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gitmeden önce iyi bir planlama lazım zaten. Yardımcı olurum:)

      Sil
  10. Hiç bitmesin o postlar şiir gibi memleket yahu :) o verimli arazi Brooke Shields'ler yaratmaya meyyaldir yani :)

    YanıtlayınSil
  11. Mavi Göl, çocuktum ben daha ilkokuldaydım, hatırımda valla:) Görsel olarak çok beğendim ama sıcak termal beni pek sarmaz, o havuzlarda benim çarpıntım(!) başlıyor, katiyen kalamıyorum:( Oysa o şifalı çamurlar çok ilgimi çekiyor:) Tadını iyi çıkarmışsınız, daha neler var geride meraklardayım. Bir de söylemeden geçemeyeceğim Peer Ole'yi sana hiç bu kadar benzetmemiştim, resmen aynın olmuş ergenus :)))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geride daha çok şey var ancak hepsini yazmayacağım. Eleye eleye yazıyorum zaten:))
      8 günün her anını değerlendirdik, Peer Ole`nin geçen yıl hafta sonu yanında kaldığı aile ile bile buluştuk:)) Kaç müze gezdim bilmiyorum, kaç şelale gördüm, kaç yanardağ gördüm...
      Evet, Peer Ole bana benzer:))

      Sil
  12. 3. fotoğrafa uzun süre baktım , benim bayılarak izlediğim fantastik filmlerden bir sahne gibi... Ayrıca son fotoğrafa gerek vardı :)
    Senin bu yazı serinle gitmek isteyip ama çok istesem de sırasının gelip gidemeyeceğim yerlerden sanırım. O yüzden yazının devamını heyecanla bekliyoruz :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ülke komple çok fantastik zaten:))) Son fotoğraf tamamen turistik bir gaza gelme olayı:))) Su geçirmez minik bir makineyi elimizde oyuncak yaptık:)))
      Diğer cümleni anlamadım. Gitmek istersin ama sıra gelmez gibi bir şey çözdüm:))))
      Gitmek istiyorsan öne çekmeyi dene derim sana:)) Benim yazdıklarımla kalma yani:))
      Listeye bakarsan ooooo sıra hiçbir şeye gelmez. Çocuklar büyüdükçe onların da istekleri oluyor ve birlikte karar veriyoruz. Neyse ki bebekliklerinden beri gezme tarzımız aynı ve onlar da aynı şeylerden keyif alıyorlar. İzlanda için de bana sorulan sorulardan biriydi: çocuklar için ne var? Tam olarak hiçbir şey:)) Ne büyük su kaydırakları olan bir otel var, ne sıcak hava, ne sıcak bir kumsal, ne Disneyland benzeri bir şey vs. Ülkenin kendisi cazip zaten, diğerlerine gerek yok:)))

      Sil
  13. Harika bayıldım, detaylı bilgileri de yorumlardan aldım, benim merak ettiklerimi soranlar olmuş;) karpostal gibi gidilesi bir yer;)! Hayır hayır son fotoğrafa söz yok, bayıldım hepinize; çok tatlısınız:)! Ama o süt mavi sular yok mu mest etti;)). Sevgiler.

    YanıtlayınSil
  14. Doğa harikası ötesi mi desem bilemedim ki duyduğum bu hissi nasıl anlatabilirim bilemiyorum .İzlanda'nın güzelliklerini anlat anlat bitmez sanırım .Gölde ki resmi görünce içim gitti uuuuuuu :).
    Birgün görmek umuduyla ,sevgiler Semi

    YanıtlayınSil
  15. Geldim, okudum , sizi çok beğendim gidiyorum :)

    YanıtlayınSil