23 Ekim 2015 Cuma

Barselona Notları

Blog yazarken verilen ara ne kadar uzun olursa geri dönmek de o kadar sancılı oluyor. Kafadakiler birikmiş, sırası, fotoğrafları vs. derken hepsi birlik olmuş geriyor beni. Nerden başlasam olmayacak hissini de hiç sevmiyorum. Nedenlerine inersem çıkamam bunu da biliyorum. Daha fazla kaçmamın bir anlamı yok, bu post Instagram fotoğraflarının katkısıyla kısa bir ısınma turu olsun, mesela en kaba haliyle Barselona`dan başlayayım o halde.
Barselona`ya (gitmeyi arzu etmekten çok tesadüfen planladığımız) eşimin işi dolayısıyla birkaç gün ayıralım derken hayatımın en berbat havalimanı macerası olacağından habersizdim. Uzun hikaye, neyse ki çözüldü ve 5 gün Barselona bana bunu unutturdu.

Barselona`ya elbette deniz-kum-güneş tatili yapmaya gitmedik. Memlekette bunları görmemiş insanlar değiliz neyse ki. Herkesi memnun edecek, orta kapsamlı bir şehir gezi planı yapıp gittik. Çok iyi bir akvaryum olduğunu öğrenince ilk gün erkenden soluğu orda aldık. Bakımlı, düzenli hoş bir akvaryum olduğunu da belirteyim. Çocukla seyahat ediyorsanız buraya mutlaka zaman ayırmalısınız.
Barselona Denizcilik Müzesi, gotik binasıyla ve müzenin düzeniyle özellikle denizci ruhlu olanlara fazlasıyla hitap ediyor. Orjinal adıyla Museu Marítim de Barcelona, eskiden tersane olarak kullanılan bina 1936 yılından beri müze olarak hizmet veriyor.
http://www.mmb.cat/?idm=2
Tüm şehri çoğunlukla yürüyerek gezdik. Uzun mesafelerde metro kullandık. Nedense kafamda Barselona için bu kadar düzenli bir metro ağı düşünmemiştim, yanılmışım. Ulaşımın geneli için bunu söylesem hata olmaz. Otobüs de iyi bir alternatif, şehrin birçok noktasında gördüğümüz bisiklet kiralama yerleri de.
"Monumental de Barcelona" Burası arena olarak en son 2011 yılında kullanılmış, o zamandan beri boğa güreşleri yasak olduğundan artık sadece bir müze olarak ziyarete açık. Benim için en az arena kadar ilginç olan ünlü matadorlar, tarihi kıyafetleri, fotoğrafları, gelenekleri vs. görme şansımın olmasıydı.
Çoğunlukla yürüdüğümüzden gün içinde birkaç mola vermek kaçınılmaz oluyor. Bacaklar dinlensin, mideler bayram etsin hesabı. Yalnız bunlar da fena yediriyor haberiniz olsun.
Tesadüfen daldığımız sokaklarda bizi hoş sürprizler karşıladı.
Ve elbette iyi bir turist olup Sagrada Família ziyareti yaptık. Kalabalık mı, kesinlikle! Sıcak mı, evet! Önlem olarak biletleri internetten almak çok büyük rahatlık öncelikle belirteyim. Bu yöntem hemen hemen tüm yoğun yerler için geçerli. Böylece asıl kalabalığı yapan bilet sırasına girmeyip size önceden gönderilen barkodu okutup geçiyorsunuz. Büyük kolaylık.
Kilisenin içinden bakınca dünya başka. Masal ormanı, renk cümbüşü...
Hımm, Çikolata Müzesi için şöyle diyeyim en ilginç yanı bilet olarak verilen çikolataydı, gerisini görmeseniz de olur. Gördüğüm tek çikolata müzesi olmadığından beni pek tatmin etmedi, "aman görmeden gelmeyin" diyemeyeceğim.
O Tapas senin, bu Tapas benim yedikçe yedik.
Şehirde sarkan yeşilliklerle karşılaşmak mucize değil. Yeşil, bildiğimiz betonu bile nasıl da hoş bir görüntü haline getiriyor. Renkli renkli yaz çiçeklerinden ziyade bu tarz bitkilerin çokluğu dikkat çekiciydi.
Barselona stadyumu daha evdeyken konuşuluyordu aramızda. Mutlaka gidilmeliydi nedense:) Hayatımda ilk kez profesyonel bir takım stadyumu gördüğüm için bana da ilginç geldiğini itiraf edeyim. Takımın tarihi, oyuncuları, kupaları falan derken vaktin nasıl geçtiği anlaşılmıyor. Stadyumun ötesinde müze kıvamında gerçekten. 
"We love Barça" evet, kişi başı 23 Euro ödeyince cidden seviliyor:) Sevginizi ispatlamanız için çıkışta üç katlı 'tükkan' a da uğrarsınız bi' zahmet!
Gotik mimarinin en iyi örneklerinden biri olan orjinal adıyla "Catedral de la Santa Cruz y Santa Eulalia" 
Böylesine müthiş bir mimarinin içinde her sütuna monte edilmiş ekranlara gerek var mıydı acaba diye söyleniyorum içimden.
Hele bunu hiç sevmedim. Katedralin ruhuna aykırı. Tamam, yangın tehlikesine karşı bir önlem olarak düşünülmüş olabilir ancak yine de başka bir çözümü tercih ederdim. Gaziantep`te bir caminin girişini hatırlattı bana, kapı üstünde led pano, dualar geçiyor tek tek. Tarihi binaların, ibadet yerlerinin böyle gereksiz 'modern' yükten arınması lazım.
Casa Batlló, mimar Antoni Gaudí `nin en önemli eserlerinden biri. Barselona deyince görmeden olmaz desek doğrudur. Buraya kadar gelip sıradan korkup sadece binayı dışardan görüp gidenler de olmuyor değil. Kapısının önünde cayacak halimiz yok, yine internetten hallettik biletleri. Evin içini de rahat rahat gezelim diye erken saatlerde ordaydık. (zaten girişte içerdeki yoğunluğu engellemek için mutlaka sayıya göre alım yapılıyor)
Kaç fotoğraf koyarsam koyayım buranın acayip tasarımını anlatmam imkansız. 1906 yılında tamamlanan bina insanın hayal gücünü epey zorluyor. Çocukların kafasında en çok burası yer edindi, gördükleri her detayı anlamlandırmaya çalışarak gezdiler, kendi yorumlarını kattılar, pek de eğlendiler. Aldığımız Gaudí kitabını da biraz okursak taşlar yerine oturacak.
https://www.casabatllo.es
Hedefimiz Park Güell. Buraya merkezden metro ile geldik, belirttiğim gibi gayet başarılı denebilecek metro ağı var şehirde. O gün çok ama çok sıcaktı. Kafamıza su şişeleri boşaltıp parkı zor tamamladık. 
Hatırı sayılır bir kalabalık erken saatler olmasına rağmen buraya da hakim. Biletleri saat seçip alıyorsunuz, burda tam saati gelmeden içeri sokmuyorlar. Gıcık derecede çok dakikler baştan söyleyeyim.
Barselona`ya gitmeden önce Güven`e sormuştum nasıldı diye, bana "toz toprak, sıcak" gibi bir şeyler mırıldanmıştı:) İşte tam burada seni andım Güven. Cayır cayır bir gün, kalabalık, yerden kalkan toz toprakla karışınca tam olarak anlatmak istediğin yerdeydim:) Bitsin de çıkalım artık dedirtti bana. Bana hem de! (hiç kendime yakıştıramadım) 
http://www.parkguell.cat
Park Güell`i bitirmek üzereyken tekrar son bir nefes alıp döndük ve Gaudi`nin müze evinin yolunu tuttuk. Gaudi`nin bir süre yaşadığı bu evde (1906-1925) onun sıradışı tasarımları mobilyalar ve objeler sergileniyor aynı zamanda. "Casa Museu Gaudí" Burayı görebilmek için Park Güell giriş bileti yetmiyor. Evin girişinde alabileceğiniz ekstra bilete ihtiyaç var. 
http://www.casamuseugaudi.org/index.php
Sokakları pek sevdim bu şehirde. Şehir merkezi gezerken bile beton hissinden uzak; tarihi binalar, balkonlardan sarkan yeşillikler, orada bir ağaç, burada bir park...
Renkli bir şehir burası. Çocuklar da sevdi, yukarıdaki fotoğraf gibi onlarcası var çektiğimiz. 
Bu fotoğrafların tamamını cep telefonu ile çektim. Hatırıma idare edin, en azından Barselona ile ilgili bir fikir veriyor diye kendimi avutayım. 

Kısa kısa

  • Barselona gerçekten çok turistik. Hatta zaman zaman bu durum bana fazla geldi.
  • Gezilecek önemli yerlerin giriş biletlerini internetten almak, birçok yeri önceden planlamak büyük avantaj. Dilerseniz yine birkaç mekanı içeren paket program olarak da satın alabilirsiniz. 
  • Sadece şehirde kalalım derseniz araç kiralamaya hiç gerek yok. Yürümek istemeseniz bile ulaşım ağı gayet başarılı.
  • İşin doğrusu 'siesta' zamanını hiç hissetmedik. Şehir merkezindeki turist yoğunluğundan olsa gerek her yer açıktı. 
  • Birçok noktada wireless kullanımı rahat. İnternetsiz kalmak pek mümkün değil. Yeyip içtiğiniz mekanlarda sorduğunuz zaman da tuhaf bakılmıyor. 
  • Yemekler lezzetli, yediğimiz her yerden memnun ayrıldık. Elbette çoğunlukla tapas yedik.
  • Cep telefonunuzda QR uygulaması olsun. Birçok yerde karşılaşıyorsunuz, hemen tarayıp bilgi sahibi olmak için süper. 
  • Biz temmuzda gittiğimizden en kalabalık zamana denk geldik. (ki biliyorduk kalabalık olacağını, seçeneğimiz yoktu) Daha rahat gezmek için yoğunluğun az olduğu dönem seçilebilir.
  • Müze bakımından oldukça zengin olan Barselona`da zaman darlığından göremediğim pek çok yerde aklım kaldı. Mesela bunların başında Museu Picasso geliyor. http://www.museupicasso.bcn.cat 
  • Bu şehirde çocuklarla da gezip görülecek yerler çok. Hiç sıkılmadılar, tam tersine meraklıydılar.

Not: Fotoğrafları lütfen izinsiz kullanmayınız.

21 yorum:

  1. Gezmiş kadar oldum Barcelona'yı resimler cep telefonuyla da çekilmiş olsa gayet aydınlatıcı. Müze önünde beklemektense internetten biletlerin alınması büyük kolaylık olmuş. Çocuklar için sıkıcı olmaması bu tür gezilerde önemli. Çünkü onlar sıkılınca anneye babaya da darallar geliyor. Gezmekten keyif alınmıyor onlar oflayıp puflayınca...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bizim için de çocuklar ön planda. Hep birlikte gezmeyi alışkanlık haline getirdiğimizden zevklerimiz de zamanla benzedi. Müzeye gitmek istediğimizde üfleyip püflemiyorlar. Tüm gün bizim istediğimizi yapmıyoruz tabii, biraz onların biraz bizim:) Orta yolu buluyoruz kısaca. Barselona bu yönden alternatifi çok olan bir şehir. Çok teşekkürler yorumunuz için:)

      Sil
  2. Arayı açma bu kadar özlemişim yahu! :)) Ne güzel yerlere gitmişsiniz, Barselona'yı sevmeye mi başladım ne? :D Bir daha yolum düşerse diye aklımın bir köşesine not ettim her yeri. Akvaryumun methini ben de duymuştum. Ama en önemlisi havalimanında ne oldu çok merak ettim!! :D Vee Park Güell... Fotoğraflarını görmek bile tüylerimi diken diken etti. ahashjshfksahfksa Barselona'nın imajını kötü zedeliyor burası, insan, dükkanının önüne toz kalkmasın diye su atan esnaf mantığıyla yere bir su tutar bir şey yapar ama yok! :D Bir de, parka biletle mi girdiniz oraya takıldım. Bedavaydı yahu ben gittiğimde? :P 23 Euro verince tabii sever insan kısmında fena koptuğumu da belirtmiş olayım. Velhasılıkelam, keyifle okudum ve içimde Barselona'ya gitme isteği uyandı (Park Güell hariç). Fotoğraflar da şahane. Eline sağlık. ;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu ara ister istemez açılıyor:) Tembelim de biraz:)
      Park Güell normalde ücretsiz doğru hatırladın. Ancak belli bir yere kadar, ondan sonrası için bilet gerekiyor. Gaudi`nin evine tekrar başka bir bilet daha:) Fena bunaldım Park Güell`de, hiç sorma:) Tepende güneş, elinde su, kalabalık bir yandan, toz toprak vs. Boğdu beni. Bir daha Barselona`ya gidersem aklımda kalan çok başka yerler var. Park Güell` tekrar gitmeme gerek yok yani:))
      Barselona Stadyumu en pahalı günümüz oldu. Stadyum içinde gezerken fotoğraf çekiyorlar, istediğin futbolcuyla 'fotoşop' yapıyorlar seni. Çıkışta albüm ve anahtarlık falan paket halinde alabiliyorsun. 30 küsür Euro! Oldu canım, deyip çıktık:))
      Havalimanı meselesine gelince; Biraz karışık. Ben vize almıyorum, AB içinde oturma iznim olduğundan gerek kalmıyor. Normalde pasaport içinde olan bir izin. Ama geçen yıldan beri ayrı bir kart olarak değişti. Ve bu kart ne yazık ki eşimin pasaportu vs. ile yanında Barselona`ya gitmiş! Eşim beni orda karşılayıp polisten önce bana ulaştıracaktı, biz öyle düşündük en azından:) Eski oturma iznim de bu arada zaten pasaportum da var. Tüm kontrollerden bunu anlatarak geçtim ancak uçağa almadılar. THY görevlisi şirkete ceza kestiklerini söyledi, ne anlattıysam ikna edemedim. Benim ve çocukların bileti yandı. Çıkış işlemi yaptırdığım için, tüm işlemleri sondan başa doğru tekrar yapmak zorunda kaldım. Yani bu tahmin edersin ki birkaç saat sürüyor! Ben caydım, eve dönüyorum dedim eşime. Eşim de ben şimdi çıkıp hallederim, sen yeniden bilet al dedi. Barselona`daki THY müdürüne gidip halletti diyeyim özetle. Sonuçta akşam uçağına bindik. Şimdiye kadar uçtuğum en pahalı uçuş oldu. Toplamda 10 saatten fazla havalimanındaydık, siniri de cabası.
      Elimde çok fotoğraf var aslında. Şu cep telefonu kolaylık oldu. Bilgisayara aktarmak ve küçültmek çok vaktimi alıyor. 2-3 fotoğraf olsa tamam da çok çekmişsiz yahu! Fotoğrafları beğendiysen ne mutlu:) Teşekkürler:)
      Bir Barselona tatili hikayesi de böyle oldu işte. Darısı diğer tatillerin başına. Aksilik olmadan tabii:)

      Sil
  3. Benim yazıya yazdığın yorumun altında "Sahalara dön artık Semi!" demiştim. Dönmüşsün meğer:) Çok sevindim, vallahi gözlerim arıyordu. Barselona izlenimlerin gayet hoş. Arkadaşım Aslı "Barselona senin şehrin gibi geliyor hep bana, hala gitmedin" der:) Gaudi ile ilgili bir ödev hazırlamıştım ondandır diye düşünüyorum ama ısrarla Barcelona'yı benimle özdeşleştiriyor:) Benimse listemde ilk sıralarda yer almadı nedense. Belki de nasıl olsa gideriz diye düşünüyorumdur içten içe. Fakat şimdi senin fotoğraflara bakınca (Telefonla çekmiş de olsan:)) bende bir heves uyanmadı değil:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sahalara döndüm ama yavaştan:)))
      Sen git Barselona`ya, tam senlik bence de. Arkadaşın haklı:) Gaudi izlenimlerini bir de senden duymak isterim. Çok manyak bir adammış gerçekten. Yaptığı her iş çok dahice.

      Sil
  4. Barselona da yediğimiz deniz ürünlerini unutamıyorum :)

    YanıtlayınSil
  5. Benim de gozlerim yollarda kalmisti. Berselona benim de cok sevdigim rengarenk bir sehir. 2008 yilinda gitmistik ,iki kucuk cocuk ve bir adet ikili bebek arabasi ile. Buna ragmen bir suru yer gezmisiz. Sirt cantamizin calinmasina ragmen Barselona yi yine de sevdim. Bir de Dila nin Park Guell de , " hani parka gidecektik, burada salincak kaydirak yok" diye zirlamasi, benim yillardir hayalini kurdugum parki burnumdan getirmesi, onu sakinlestirmek icin yanimiza gelen palyaconun Turk cikmasi vs...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Park Güell`le ilgili herkesin bir anısı var demek ki:))
      Çok renkli gerçekten, sevdim ben de. Yalnız yazdığım gibi daha az kalabalık olan bir zamanda tekrar gitmek lazım. Kalabalık ve bir yandan sıcak çok yaramıyor bana:) Eşim iş durumundan dolayı orda olmasaydı temmuz ayı çok tercih edeceğim bir ay olmazdı.

      Sil
  6. Önümüzdeki yıl İspanya gezisi planlarımız arasında, umarım ve inşallah:) Gitmeden çok da güzel fikir edinmiş oldum sayende, sağol Sema. Havaalanı facianı ig den hatırlıyorum, çok üzülmüştüm o zaman. Ama sanırım Barselona unutturmuştur o anıyı. Tekrar yaşanmaz inşallah. Sahalara döndüğün de pek güzel olmuş, hoş gelmişsin:))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım gidersin. Benim de ilk gidişimdi. Çok hoş bir şehir. Gidersen çok yoğun zamana denk getirme bence. Daha rahat gezersiniz.
      Sevgiler canım:)

      Sil
  7. Semi, bence çok güzel bir post olmuş Barselona'yı ziyaret ederecekler kesinlikle çok faydalanacaklar. Ben de bu şehri 7 yıl önce gezmiş biri olarak bir kaç yeri görmediğimi farkettim. Bana göre Barselona bir Gaudi şehri, Güneşin şehri. O Sagrada Família'nın tepesinden vinci eksik göreyim Kurban kesecem, nedir o bitmeyen inşaat bakım onarım hali :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O vinç hiç eksilmeyecek Bolat:)))
      Gerçekten bir Gaudi şehri. Nasıl müthiş bir deha imiş bu adam! Kitap aldım ama henüz okuyamadım.
      Çok yer var gezilecek, tekrar yolum düşerse gitmek isterim doğrusu.
      Sevgiler Bolat`cım:)

      Sil
  8. Ben de uzun zamandır bloguma pek uğrayamıyordum ve severek takip ettiğim bir blog olan bu blogun yazarının da bir süredir bloguna yazmadığını görmek ne yalan söyleyim, içimi biraz hafifletti. Demek insan bloğuna yazmayınca suçluluk duyuyor biraz -kendim için söylüyorum, içimi hafifletti dediğime bakarak.
    Barselona'yı -senin de belirttiğin gibi- pek bi turistik diye düşündüğümden seyahat etmek istediğim yerlerden pek saymadım ve henüz daha gitmedim. Ama senin bu bloğunu okumak bende oraya gitme isteği uyandırdı, gayet güzel ve ayrıntılı, sıkmadan anlattığın için. Eline sağlık...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Suçluluk duygusu var tabii, olmaz mı hiç:)) Kıyısından köşesinden uğruyorum vakit ayırabildiğim kadar:) Çok turistik yerler bana da cazip gelmiyor genelde. Bu sefer denk geldi, eşimin işinden dolayı falan. Yoksa bana kalsa ne zaman giderdim Barselona`ya bilmem:)
      Güzel şehir, renkli, hareketli... Sıkmadan anlattıysam ne güzel, amacım da bu zaten. İşin tarihi kısmını meraklılar zaten açar okur başka kaynaklardan. O yüzden çok girmiyorum anlatırken.
      Çok teşekkürler:)

      Sil
  9. Benim de epey görmek istediğim bir yer Barselona. Buradayken gideriz dedik bir süre ama tatilsizlikten fırsat yaratamadık. Giden arkadaşlar oldu ve onlar da son derece memnun kaldılar. En çok o duvarlarından yeşillikler sarkan fotoğrafı sevdim sanırım, gotik mimari de ayrıca etkiliyor tabi. Gezenti ruhlara da yeni yerler görmenin her türlüsü güzel aslında ve iyileştirici. O ara sokaklardan çıkan renkli dünyalarsa hayata farklı bir gözle bakabilmemizi sağlıyor, ne muhteşemler. Mum konusuna gelince, orjinal olmalarını çok seviyorum ben, yeniliklere ayak uydurmamalı mumlar bence, o is kokusu bırakanları bile ayrıca güzel. Umarım bir gün ben de bu güzelliklere şahit olurum. Keyifli zaman geçirmenize sevindim. Öperim kocaman:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tuğba`cım Barselona tam senlik o zaman. Yeşilikleri sarkıtıyorlar hep, şehir hiç beton hissi uyandırmıyor. Zaten mimari çok güzel, ara sokaklar, yeşillikler, parklar derken hoş bir şehir hissi var gezerken. Umarım bir tatil ayırıp gidersiniz bir gün.
      Ben de öpüyorum çok:)

      Sil
  10. Merhaba Semi; 1-3 Aralık'taki İnternet Konferansı için sana ayrıntılı bir eposta göndermek istiorum. evren@evrengunlugu.net adresimden bana ulaşırsan çok sevinirim.

    YanıtlayınSil
  11. gezi yazılarını öyle güzel yazıyorsun ki semi,uzunca zamandan beri girdiğim blog gezimde ilk sana bakıyorum,ne yazmış diye.bir de sayfanda en son yazılar bir köşede olsa daha iyi takip edeceğim,etiketlerden en son yazını kestirebilmek zor :-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler:) Blogla ilgilenemiyorum. Aslında çok daha fazla değişiklik yapasım var da olmuyor işte. Evdeki hesap meselesi:)

      Sil