26 Şubat 2016 Cuma

Hamburg Sürprizi

Hamburg`a ilk kez bu kadar kısa bir ziyaret yaptık. Her şey çok sıradan bir kahvaltı sırasında çıktı. Annemin rahatsızlığını, aile büyüklerini, yaşlarını konuşurken konu döndü dolaştı yakında doğum günü olan Hamburg`daki dedemize geldi. 75 yaşına basacaktı. Ağzımdan şöyle bir cümle çıkıverdi: "aslında gidip kapıya dayansak nasıl güzel bir sürpriz olur, ne şaşırırlar!" Tabii ben bunu söylerken 15 gün sonrasını düşünüp konuşmamıştım, öylesine ortaya atılmış bir cümleydi. Çocuklar atladı bu düşüneceye, eşim duygusala bağladı, "geciktirmeyelim, daha kaç doğum günü kutlayabiliriz ki birlikte" falan filan derken kendimizi internetten bilet alırken bulduk.

Biraz organize olmak iyidir deyip ailenin en yakın dostlarıyla beraber ufak da olsa bir plan yaptık, ki gittiğimizde boş bir evle karşılaşmayalım. Süre çok az olunca, hava şartlarına da güvenemediğimizden yaptığımız plan şehir sınırları içinde kaldı. Önemli olan zaten süpriz yapmak, birlikte zaman geçirmekti. Bu sebeple nereye gittiğimizin de pek bir önemi yoktu aslında.


Hamburg`un kalbini bana sorsanız Speicherstadt derim, bana Hamburg`u en çok sevdiren yerlerden biri. O dokuyu, ruhu yazarak aktarabilmem zor. Tarihe bakarsak 1883`e kadar uzanıyor. Burası, Almanya`nın en büyük ve Avrupa`nın ikinci büyük liman şehri olan Hamburg`a gemilerle gelen kahve, kakao, çay ve baharatların ambar binaları olarak inşa edilmiş. Günümüzde halıcıların, kahvecilerin yanısıra birçok müze barındıran, kanal turları yapılan (Hamburg`daki köprü sayısı Venedik`ten fazla), Unesco Kültür Mirası olarak korunan bölge. Benim çok sevdiğim müzelerin hepsi bu bölgede: dünyadaki tüm baharatları çuval çuval sergileyen ve anlatan nefis kokulu Baharat Müzesi (http://www.spicys.de), minyatür trenlerden yola çıkan iki deli kardeşin bu hobisini dünyanın en büyük minyatür harikasına dönüştürdükleri muhteşem yer (http://www.miniatur-wunderland.de), kakao tanesinden çikolata yapımına kadar uzanan Çikolata Müzesi (https://www.chocoversum.de), Türkiye`de Karanlıkta Diyalog olarak bilinen 2000 yılından beri Hamburg`da olan bambaşka bir deneyim (https://www.dialog-im-dunkeln.de/de), gümrük kaçakçılarının inanılmaz hikayelerini öğreneceğimiz, kaçakçılığın dünü ve bugününü anlatan Gümrük Müzesi (http://www.zoll.de/DE/Der-Zoll/Zollmuseum/zollmuseum_node.html), Hamburg şehrinin tarihteki korkunç cinayetlerini, işkence yöntemlerini, felaketleri tiyatral anlatımla sunan 'eğlence' ve korku adresi (https://www.thedungeons.com/hamburg/de/) başlıca olmak üzere...
Karar verdiğimiz gibi sabahın erken saatleri Speicherstadt`ta tarihi, hoş bir mekanda kahvaltı yaptık. Herkes yelken ve deniz sevdalısı olunca (sadece müze sevdalısı olan ben hariç) 3000 yıllık denizcilik tarihini anlatan Uluslararası Denizcilik Müzesi`ni daha Hamburg`a gitmeden önce kararlaştırmıştık. http://www.imm-hamburg.de


Müze (Internationales Maritimes Museum Hamburg), şu arkamızda görünen toplam 10 katlı şahane bina! Kendisi bu bölgenin en eski ambar binası aynı zamanda. Pozcuları soldan sağa sıralarsam: babaannemiz, dedemiz, Kai Felix ve ben, ailenin çok yakın dostları ve Peer Ole. Ekip sırıtma halinde, müzenin ne kadar yorucu olduğundan habersiz o esnada. (Aslında aramızdaki Hamburglular yıllar önce müzeyi eski mekanında görmüşler ama o zamanlar bu kadar büyük değilmiş)
Konuyla ilgiliyseniz kat sayısı çok geren bir faktör değil, ancak içerik de yoğun olunca bizim yaş ortalaması 70`lik gençler boş buldukları yere oturmaya başladılar. Oysa ki giriş katı çok naif idi:)
Müzenin her katı başka bir konuya ayrılmış. Tarihte nam salmış korsanlar, korsan gemilerinde hayat vs. tahmin edersiniz ki çocukların ilgisini oldukça çekti. Küçükken korsanlarla ilgili kitapları da her zaman daha çok severlerdi, sonrasında Karayip Korsanları film serisi üzerine iyi bir cila oldu. Korsan olmak çok 'cool' bi`şey, Jack Sparrow`a saygılar!


Dalgalı bir denizi anlatan yağlı boya tablo önündeyiz. Büyüklüğünü kestirebilmek için alttaki fotoğrafa bakmak daha doğru. (Orjinal tablo da müze içinde sergileniyor.) 
Tavandan sarkan gemiler bana her zaman denizci kültüründe rastladığım kiliselerdeki sarkan gemileri anımsatıyor.
Müze ve çocuk ayrılmaz ikili. Bir oyun köşesi ve çocuklar için atölye düzenledikleri ayrı bir çalışma odası var. Bu katın ortasında karşımıza Lego`dan yapılmış Queen Mary II çıkıyor: 

Uzunluğu   : 690 cm
Yüksekliği : 144 cm
Genişliği    :   82 cm
Ağırlığı      : 870 kg
Toplam Lego parça sayısı: 780.000 (yaklaşık)
Çalışma saati : 1200 saat (yaklaşık)
Önemli deniz kâşifleri: Leif Eriksson, Bartolomeu Diaz, Christoph Kolumbus, Vasco da Gama, Ferdinand Magellan, James Cook... 
Müzede yer alan gemi modelleri, minyatür modeller, üniformalar, grafikler, silahlar, tablolar vs. rakamsal olarak bakarsak toplam 40.000 parçadan, bir milyonun üzerinde fotoğraftan, 120.000 kitaptan ve 2000 filmden bahsediyoruz. Hepsini tek tek incelemeye kalksan kamp kurman şart:)
Beş yıldızlı otelin yüzen hali diye boşuna dememişler bu cruise gemilerine. Bu bölümde bir cruise gemisinin yerleşimi, gemideki gündelik yaşamı, teknik rakamlardan tutun tabak-çanak takımlarına, işli bornozlara kadar her şeyi görmek mümkün. Hiç böyle seyahat etmedim, cruise denince aklıma sadece Titanik ve Leonardo DiCaprio-Kate Winslet aşkı geliyor. O kadar konudan uzağım yani:)

Deniz savaşlarında kullanılan silahlar, bombalar... Bazı fotoğraflar vardı önünde bir süre durup hem baktım, hem okudum. Konu: savaş zamanı gemide Noel kutlaması. Masa üstünde küçük bir Noel ağacı, sevdiklerinin fotoğrafları etrafında toplanmış askerler, düşman gemisiyle telsiz bağlantısı kurulmuş, karşılıklı mutlu Noeller dilenmiş...
Faklı ülkelerden denizci üniformaları sergileniyor ve tabii ki Türk denizci üniformasını aradık ve bulduk: numara 53



Günümüzde yapılan deniz araştırmaları pek de iç açıcı değil, "Im Jahr 2048 gibt es keinen Fish mehr" Yani diyor ki: 2048 yılında artık balık olmayacak! Yapılan araştırmalara göre günümüzdeki avlanma yöntemiyle devam edilirse 2050 yılından önce deniz balığı kalmayacak deniyor. Bu konu bana birkaç yıl önce Sığacık limanında muhabbet ettiğimiz balıkçı amcayı hatırlattı. Balıkçılıktan anlamayanların bile bugünlerde GPS takarak avlandığını, büyük küçük ne varsa toplayıp gittiğini dertlenerek anlatmıştı. Eskiden hem bu kadar büyük avlanmalar yoktu, hem de balıkçı dediğimizin denize, balığa saygısı vardı. Durum tüm dünyada çok da farklı değil. Dondurulmuş balık markalarıyla ilgili bir belgeselde tek seferde 4-5 ton balık yakaladıklarını ve üstelik balıkları o kadar derinden topluyorlar ki bu durumun tüm deniz yaşamını olumsuz etkilediğini Greenpeace yetkilisi anlatmıştı.
İnsanoğlu öğrenmiyor, öğrenmemekte ısrarlı hatta. Denizden, havadan ve karadan her tür tüketmeye devam ediyor. Bunun politik olarak desteklendiği ve sivil kuruluşların azlığı ya da yeteri kadar baskı uygulayamadığı ülkelerde durum daha vahim.

Sürprize gelince... Tee buralardan kalkıp gidilir de işe yaramaz mı hiç! Ancak ne yazık ki daha birkaç gün öncesinden başlayan çocukların sabırsızlığından elimiz ayağımıza dolandı, hiçbirimiz onların kapıdaki şaşkın suratlarını çekip belgeleyemedik. Olsun, hafızaya kazındı bir kere...Sürprizin kendisi zaten unutulmaz bir doğum günü için yeterliydi, yoksa büyük bir şey yapmadık. Gezmeli, yemeli-içmeli iki gün geçirip döndük...

Hamburg ile ilgili şimdiye kadar neler yazmışım diye şöyle bir blogu taradım:

http://www.mutlueller.com/2012/08/gordugum-bir-yana-ya-goremedigim.html
http://www.mutlueller.com/2013/10/konumuz-isigami.html
http://www.mutlueller.com/2014/02/ignedeki-sanat.html
http://www.mutlueller.com/2013/09/renk-demisken.html
http://www.mutlueller.com/2011/07/hacker-oldum-galiba.html
http://www.mutlueller.com/2015/01/vikingleri-nasl-bilirsiniz.html


Not: Fotoğrafları lütfen izinsiz kullanmayınız.

24 yorum:

  1. Müzeye bayıldım ben :) Hamburg ta aklımda,hedefimde olan yerlerden.Umarım görebilirim.Ayrıca sürprizin böylesi herkese kısmet olmaz.Çok iyi düşünmüşsünüz.Sevgiler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hamburg güzel bir şehir, gidersen mutlaka bir rota veririm:)
      Bize de böyle sürprizler yapanlar olsun:)
      Sevgiler:)

      Sil
  2. Ne kadar ayrıntılı, ne kadar özenli bir müze. Bayıldım.
    Şu interaktif işkence müzesi Amsterdam'da da vardı. İlgimi çekmişti ama zaman darlığı yine.
    Sürpriz şahane olmuş Semi. Keşke şaşkınlığı da çekebilseydiniz:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Müze çok yoğun gerçekten, düzenli ve çok anlatımlı olunca saatler yetmiyor:)
      İşkence müzesine biz giremiyoruz, Kai Felix`in yaşından dolayı. Peer Ole babasıyla girdi birkaç kez. Yılda birkaç kez program yenileniyor diye biliyorum. Onlar oraya girince biz de genelde civardaki başka müzelere kaçıyoruz:)
      Bizim de süpriz yapanlarımız olsun Sezer`cim:) Dileğim bu yönde:)
      O kadar program yaptık, çocuklar o kadar sabırsız davrandı ki fırladılar önden, çekemedik şaşkınlığı yani. Olsun artık yapacak bir şey yok:)

      Sil
  3. Oğlum lego gemiye bayıldı.Ne güzel bir sürpriz olmuş.Herkes mutlu :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biz de ayrılamadık başından geminin:) Doymadılar Lego`ya bir türlü:)
      Evet, sürpriz iyi oldu gerçekten:)

      Sil
  4. Almanya'yı pek sevmiyorum ben (sanki gitmiş gibi ne diyor bu böyle). Yani, filmlerden vs. gördüğüm kadarıyla soğuk geliyor bana, soykırım vs. olaylarına hiç girmiyorum bile. Bir de malum bizim Türklerin işgali meselesi var... Ama bu yazılar sevdiriyor ciddi ciddi. Müze şahaneymiş, bizimkilere de öğretsinler müze nasıl olur diye. :( Güzel bir sürpriz olmuş cidden, düşüncenize sağlık. :D Bu arada anneye de geçmiş olsun, önemli bir şey yoktur umarım..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güven, hemen o ön yargını uygun bir yere bırak bence:) Ne soykırımı ya, bize de ne derler kim bilir tarihe bakarsan. Politik olarak ya da yaşamak için hiçbir şey diyemem, tamamen tercih meselesi. Ancak bir turist olarak oldukça tatmin edici koca bir ülke. Her köşesi ayrı güzel. 20 yıldır gidip geliyorum, birçok şehrine gittim, olumsuz diyebileceğim hiçbir şey yaşamadım, şehirleri yemyeşil, küçük kasabaları tablo gibi. Müzeler ve kültür bakımından çok zengin, düzenli. Gezmek için bir Londra, bir Oslo falan gibi pahalılık seviyesinde değil. Bahsettiğin Türk nüfusun takıldığı yerler ayrı, benim hiç ilgim yok mesela. Ne Türk restoranı ararım, ne de mekanı. Metroda denk geliyorum ama açıkcası zaten şehirlerde yabancı nüfus fazla, kim olduğunun, nerden geldiğinin pek bir önemi yok.
      Anneme gelince; gözünden yana sıkıntısı vardı biraz, ameliyat oldu. Şimdi iyi. Teşekkürler:)

      Sil
  5. Ne güzel bir süpriz yapmışsınız. Müze ise ayrı bir şahane. Türkiye'de müzelere ne kadar önem verildiği düşünülünce!!!!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Süpriz güzeldi:)
      Müzeler konusunda daha çok yolumuz var. Sadece müze açmak mesele değil, ciddi anlamda yaşayan bir müze haline getirmek bizde sıkıntı. Bursa`daki müzelere en çok okul grupları geliyor. Onları da koştur koştur gezdirip çıkartıyorlar. Çoğu müzede atölye yok. Bu konuda İstanbul Modern öncü, Sabancı`da öyle, bir de Koç`un müzesi. Ancak Türkiye genelinde çok az örnek var. Umarım artar zamanla..

      Sil
  6. Gitmeyeli 10 yıl olan güzel şehri sayende yeniden görüş olduk Semi :) Kısa ama güzel bir seyahat olmuş...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, Bolat`cım. Fırsat olsa birlikte gezsek değil mi? Kısaydı ama amaç farklı olduğu için değdi:) Yoksa 2 gün çok çok kısa.

      Sil
  7. Almanya gercekten yasanabilir bir ülkedir,burda uzun süre kalmadanda ne demek istedigimi anlayamaz insanlar.Hamburg u ben henüz görmedim ama arkadasim cok pahali buldu:))Müzelere gelince cocuklarin en ilgi cekici buldugu yerler,nasil heyecanla anne suna bak anne buna bak demelerinden anliyorum!Bizde yarin tekrardan Deutsche Bahn müzesine gidecegiz,gezmeden sonra icerde oyun oynama ,minik ama oldukca uzun trene binmece de olucak tabik:)) Sevgiler,anneciginize cok gecmis olsun,saglikli günler dilerim...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çocuklar müzeleri seviyor gerçekten. Alışınca seviliyor sanırım, hiç sıkılmıyorlar:) DB Müzesi ilginç olmalı kesin.
      Hamburg`u gören arkadaşınız neresiyle kıyasladı bilemiyorum tabii, şu da var Almanya içinde Hamburg yaşam standardı yüksek bir şehir. Türkiye ile kıyaslarsanız her yer pahalı. Ben turistik diğer Avrupa şehirlerine göre aşırı bulmuyorum onu ifade etmek istedim. Bir de nerden baktığınıza göre çok değişir. İzlanda hakkında bir blog yazısında birisi ucuz demiş mesela, okuyunca gözlerim yuvalarından fırladı:) Kim bilir öncesinde ne yaşadı:))
      Anneciğim iyi, düzeliyor. Çok teşekkürler...

      Sil
  8. Süper güzel bir şey yapmışsınız, her anlamda. Hani o dalgalı deniz resmi var ya, okumadan önce fotolara baktım , denizde ne güzelmiş dedim ve foto şahane olmuş dedim. Ayyy meğer resimmiş. Şahane bişey. Annenin rahatsızlığını atlamışım. Çok çok geçmiş olsun. En kısa zamanda eskisinden de iyi olsun inşallah. Kucak dolusu sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Annem biraz daha iyi, gözünden sıkıntısı vardı. Tam olarak iyileşmesi yaşı gereği de pek mümkün değil. Dikkat edecek kendisine.
      Öpüyorum seni:)

      Sil
  9. En güzel şeklde yansıtmışsınız gezmiş kadar oldum :)

    YanıtlayınSil
  10. Büyükbaba kimbilir ne kadar çok mutlu olmuştur. Büyükbabaya nice sağlıklı, mutlu yıllar dilerim.
    Hayranım sana Semicim iki günü bile her bakımdan dolu dolu geçirmişsiniz. Sen olmasan bu müzelerden de haberimiz olmayacak . Bilim,sanat,tarih seven biri olarak böyle insan yararına olan yerleri görmek mutlu ediyor beni.
    Balıklar konusuna gelirsek 2048 de sadece balik mı,dünyanın soğuramayacağı miktarda karbondioksiti salmaya devam edersek kitlesel tür yok oluşuna tanık olacağız.
    Yazıların herzaman kiyifli ve yeni şeyler keşfediyorum :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindiler tabii ki Fatoş`cum:)
      Zaman kısaydı ama yine de gezdik işte.
      Gelecekten ümitsizim, araştırmaları okumak bile istemiyorum artık. Sonra dayanamayıp okuyorum, moralim daha da bozuluyor.
      Çok teşekkürler, sevgiler...

      Sil
  11. Ne zamandir okuyacagim okuyacagim dogumgunu suprizinizi, ancak bugun vakit buldum. Hakikaten keske kapidaki saskinliklarini fotograflayabilseydiniz. Ben de Hamburg u cok sevmistim, ozellikle Speicherstadt denilen bolgeyi... Berlin den sonra pek havali bir sehir, insanlar daha farkli. Muze tek kelime ile harika imis.

    YanıtlayınSil
  12. Cok ilgincti, guzel anlatilmis. Tesekkurler .

    YanıtlayınSil